Av.Fevzi Konaç

Gençliğim Eyvahhhh (!)

GENÇLİĞİM EYVAHHHH (!)

5 yıl önce idi. İçimi yakan gerçek diye bir paylaşım yapmıştım. Çok sevdiğim bir Hocam; "Kur'an-ı Kerim öğrenmek için Camimize yaz kursuna gelen 11/12 yaş grubu öğrencilerimizden 30 öğrencimiz var. İnanın bu 30 öğrencinin 25'i ya Besmeleyi duymamış ya da Besmele çekmeyi bile bilmiyor..." demişti… O gün… “Bu çocuklar uzaydan gelmedi ya anne babaları hiç mi bir şey öğretmez. Acı olan şu ki; TEOG varken, ikbal varken, sınav varken, gelecek kaygısı varken, Allah ertelenebilir değil mi? Hangi dershane iyi/ucuz bilmek varken, günde kaç soru çözmek gerekir bilmek varken, bir soru fazla çözen sıralamada kaç kişiyi sollar hesabını yapmak varken, Ahiret hesabı yapılmasa da, Besmele bilinmese de olur değil mi? Hal böyle iken varın yeni nesli siz anlayın…” diyerek endişemi dile getirmiştim.

5 yıl geçti ve olan olmaya başladı. Bağıra çağıra geldi tehlike. Kimse şok oldum numarası yapmasın. Ayak seslerini duyduğumuz ve hepimizi kaygılandıran değişim ve dönüşüm alarm vererek, sirenler çalarak geldi. En son bir gencin bilmeden yaptığını söyleyerek sonradan özür dilediği Kur’ana karşı tekme atma ile yapılan saygısızlıkla zirveye oturdu. Besmele bilmeyenler büyüdü ve kalbinde mana inşası olmayan gençlerimiz imtihan olmaya başladı. Bu olayla ilgili yüzleşmeler yapılırken, suçlu aranırken, genç mi? aile mi? eğitim sistemi mi? diyerek, faturayı kesme yarışı yapılırken birde şehrimizde yapılan Bahar Şenliklerinin tozu dumanı kalkınca, hepimizi hüzünlendiren manzara net olarak ortaya çıktı. Şenliklerdeki manzarayı Gönüllü Kültür Teşekküllerimizin açıklamasından resmedersek… içkinin, alkolün, uyuşturucunun, tacizin herkesi rahatsız ettiği bir manzara…

Hatırlayın… gezi olayları sırasında camide bira içildiği ile ilgili Sn. C. Başkanımızın kurduğu cümleler henüz zihinlerimizde taze iken yeniden hatırlatmak isterim ki, camide (!) bira içilme ihtimali ne kadar yanlış ve bizi üzmüşse, şenlik alanlarındaki çimlerin üzerini kaplayan içki şişeleri de o kadar yanlıştır. Fark mı? birine onlar, diğerine bizim abilerimiz vesile oldular… ikisi arasında fark yoktur diyerek, vicdanınız sizi rahatsız etmiyorsa fanatizmin kucağındasınız demektir…!!

Değişimin baş döndürdüğü dünyada gençlik kaçınılmaz bir savrulma mı yaşıyor? bunun cevabını bu işin erbabı versin. Ama bizim mahalleyi şok eden bir pespayelik yaşandığı kesin. Bu işlerin başına geçerken genç tasavvurumuz alkolün ve uyuşturucunun etkisiyle kendinden geçen bu tipler ve sahalara topladığımız gençlerin bıraktığı bu manzara mıydı? Biliyorum ki; buna hiçbir aklı selim evet, buydu diyemez! Dindar ve ahlaklı bir nesilden yola çıkarak geldiğimiz yer bu olmamalıydı. Sanatçı tercihimizi bile, gençlerin seküler hayat tarzının dayatmalarına göre istediği/beğendiği isimlerden belirlediğimiz bu organizasyonlarda, rol model olarak önlerine koyduğumuz şarkıcılar, popçular neyi temsil ediyorsa gençler onu tüketiyorlar. Sonuç mu? içki, alkol, uyuşturucu, sınırsız kız/erkek buluşması, taciz ve cami duvarlarına dayanan alkol şişeleri. Birileri eserleriyle övünsünler diyerek işin içinden çıkmak ise en kolayı…!!

Dedim ya; ayak seslerini duyduğumuz gerçeklikle karşı karşıyayız. Adım adım getirdik buraya. Bu hüzün tablosunu ilmek ilmek dokuduk. Magazin, internet, evlilik programları, toplumsal cinsiyet eşitliği, pozitif ayrımcılık, Esra Erol’lar, Müge Anlı’lar üzerinden haya perdemizi yırtıp, aile yapımızı dinamitlerken onlara izleyip reyting rekorları kırmalarına su taşıdık. RTÜK ne iş yapar diye feryadı figan ederken, malum kanallar iktidarın değirmenine su taşımanın dokunulmaz koruması ile her gün toplumsal yapımızda yeni bombalar patlattı ve biz sustuk. Eğer tv programlarının ve bu şenliklerin binde birini laik, seküler kesim (gerçi onlarda bu hususta bizimle yarışıyorlar ya ben şehrimiz özelinde söylüyorum) yapıyor olsaydı, çıkan manzaralar üzerinden yeri göğü inletirdik diye düşünüyorum. Üniversite ve Talas Paraşüt alanındaki manzaralar basın yayında hakkıyla yer bulmadıysa, acı ama ev sahibinin bizim oluşumuzdandır bu.

O şenlik alanlarındaki gençler sizin/bizim yavrularımız. Tercihleri bu ise gençlerin, bu talebe sessiz kalamayız, yapacak bir şey yok denilebilir mi? bu sorunun cevabını herkesin ahlaki ve manevi sorumluluk duygularına ve hassasiyetlerine bırakıyorum. Kimilerini üzmemek için susma hakkımı kullanıyorum. Bunu yaparken de Rabb’imi üzdüğümü biliyorum. Siz her şeyin en iyisine layıksınız cümleleri kurarak, tribüne oynamak eşliğinde gençlerin alkışının büyüsü ne hale getirdi bizleri, anlamakta güçlük çekiyorum doğrusu. Bu sözün tefsirini şöyle mi yapmalıyız? Aslında sizin sevdiğiniz sanatçıların kim oldukları belli ve onlar bize ve iktidarımıza resmen savaş açmış durumdalar. Ama olsun, madem siz en iyisine layıksınız (!) gelecek şenlikte onları getirip sizi daha çok eğlendireceğiz ve kendimize, değerlerimize savaş açmalarına karınca kararınca katkıda bulunacağız… kurşun gibi bir tefsir ama ben böyle anlıyorum… çok mu incitici sözlerim bilemiyorum… üzgünüm!!

Sn. C. Başkanımıza sorsak! Hayalinizdeki gençlik bu şenlik alanlarındaki gençlik midir? desek ne cevap verirdi tahmin etmek güç değil. Peki ya kadroları nerede duruyor? Elbette bizim tasavvurumuz ve beklentilerimiz dışında, ideolojik ve hayat tercihi bizlerle taban tabana zıt bir gençliğin varlığının farkındayız. Onların yerel ve genel iktidardan beklentileri ve talepleri olacaktır. Her siyasi ve başkan onların da başkanıdır. Legal dairede idareciler onlara da hizmet etmek zorundadır. Bunu görmemek aptallık olur ama bunun yolu aklın ve örfün müsamaha göstermeyeceği her türlü rezilliğin yaşandığı şenlikler midir? Yapılmazsa kim küser size, diye sorasım ve sorgulayasım geliyor.

Geçen yazdım. Önümüzdeki seçimlerde 7.5 milyon genç ilk kez oy kullanacak. Tüm siyasi partiler bu kitle üzerinden iktidar inşa etmek çabasında. Seçmen olarak yok sayılamaz büyük bir kalabalık bunu anlarım. Ancak bu konser alanlarında, bu magazin kültürü ve eğlence anlayışını besleyerek sizi iktidara taşısın dediğiniz gençlik, sokaklarınızda sorun olmaya başladığında anlarsınız yanlışınızı ama iş işten geçmiş olur. Ve bir kesim size rakiplerinizin kültür ve eğlence anlayışı ile sizin bakışınız aynı ise sizin farkınız nedir? diye sorarlar. Bunu demişken, Reis, kültür ve eğitim alanında iktidar olamamaktan bahsedip, özeleştiri yaparken ne kadar haklıysa, sizin kültür ve eğlence adına rakiplerinizle aynı kulvarda yarışıyor olmanız, o kadar bu başarısızlığın sebebidir. Onlar gibi davranıp kazanmak, kazanmak değildir. Hatta her bir gencin yüreğinde açtığınız gayrimeşruluklara dair kredi, vebalinizdir. Velhasıl bizim kitabımızda hedefe giden her yol mubah değildir. Gençliğimiz için eyvahhh demeden kendimize gelelim.

Not: Karamsarlık işgalinde değilim… diğer yandan iyiler var, hayırlı gelişmeler var… bizi mutlu edecek nesiller geliyor… bütün bunlara rağmen haz dünyasına kaptırdığımız her gencimiz bizim yavrumuzdur… hüznümüz ve endişemiz onlara olan sevgimizden dolayıdır…!!

Kalemin ve bilginin sahibi Cenab-ı Hakk’a hamd ile…

MEMLEKET GAZETESİ  17.06.2022

1 Yorum

Mustafa KÜÇÜKTE

Mustafa KÜÇÜKTE

26 Haziran 2022
Kaleminize sağlık, yazılarınızla bizlere tercüman oluyorsunuz. Allah razı olsun, Allah kaleminize güç kuvvet versin.

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Yazarın Diğer Makaleleri