İBRAHİM ERKAM

EY KENDİNİ İNSAN GÖREN İNSAN, KENDİNİ OKU!

“EY KENDİNİ İNSAN GÖREN İNSAN, KENDİNİ OKU!”

Gençliğimde okuduğum bir romanda geçen şu söz, beni çok etkilemişti: “Ey kendini insan gören insan, kendini oku!”

Okumak fiilinin ne anlama geldiği aşikârdı. Fakat insanın kendini okuması ne anlama geliyordu? Bu sözü baya düşünmüştüm. Kendini okumak, ne anlama geliyordu? Kendini bilmek, kendini tanımak, nefsini terbiye etmek anlamına mı geliyordu? “Kendini tanıyan Rabbini tanır.” diye bir söz duymuştum. Sanırım sır, burada gizliydi.

Ayna, insanın gündelik yaşamında kullandığı bir araçtır. İnsan, aynaya niçin bakar? Ne görür ki?  İçini görebilir mi ki bakınca? Öyle bir şey olsa ne acayip olurdu. Zahiren kendini görmek ve tanımak için bakar insan aynaya. Temizliği ve bakımı için bakar. Çoğu zaman başkalarına güzel görünmek için bakar. İsmet özel öyle demişti:  “İnsan aynaya baksa baksa başkalarına güzel görünmek için bakar.”

İnsanın zahiri mi önemlidir, batını mı? İnsan maddeye önem verdiği kadar manaya önem verir mi? Ne kadar önem verir? Halbuki yaratılışımızın asıl gayesi iç dünyamızın, maneviyatımızın iyi olup olmamasıdır. Mühim olan insanın kendini tanıması, mizacını bilmesi, sağlıklı ve sağlıksız yönlerini (nefsinin hastalıklarını) bilmesi, bu dünyaya niçin gönderildiğini idrak etmesidir. İnsanın kalben ne durumda olduğu ve amel bakımından halinin ne olduğudur önemli olan.

Ebû Hüreyre’den nakledildiğine göre, İki cihan serverimiz, Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Allah kesinlikle sizin mallarınıza ve suretlerinize bakmaz. Ancak sizin kalplerinize ve amellerinize bakar.” (Müslim, Birr, 34)

Kendimize, içimize ve nefsimize bakmanın önemi ile ilgili baş tacı edip kendimize rehber edinebileceğimiz bir ayette Rabbimiz şöyle buyurdu:

“Biz ayetlerimizi hem âfakta, hem kendi nefislerinde onlara göstereceğiz; öyle ki, şüphesiz onun hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun. Her şeyin üzerinde Rabbinin şahit olması yetmez mi?” (Fussilet, 53)

Bu ayetten şunu anlıyoruz ki insan nefsini terbiye ede ede, hakikati daha yakinen idrak ediyor. İnsan, cismani duygulardan ruhani duygulara geçiş yapıyor ve her daim hak ile beraber olmanın önü açılıyor. Bu yolda Allah’ın kendisinden, kendisinin de Allah’tan razı olduğu kamil bir imana kavuşmayı hedefliyor insan.

Olanca günahlarımıza, hatalarımıza, kusurlarımıza rağmen merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbimiz, arınmamız ve kendimize çeki düzen vermemiz için Şehr-i Ramazan'ı bize yine lutfetti, elhamdülillah.

Fırsat günlerini kaçırmamalıyız. Hepimiz elimizden geldiğince, gücümüzün yettiğince içimize dönüp muhasebe yapalım. Geçtiğimiz yılın hesabını yapıp, gelir-gider dengemizi gözden geçirelim. Kendi amellerimizle ilgilenelim. Hiç kimse için “Bir yıl namaz kılmadı, şimdi Teravih Namazı kılıyor.” demeyelim. Belki kılacağımız bir teravih, okuyacağımız bir satır Kur'an, vereceğimiz yarım hurma sadaka, yolumuzu Allah’a doğru yöneltecek, O’na kulluk vazifemizi tekrar hatırlatacak ve nice bahtiyarlıklara kapı aralayacaktır.

Ramazan-ı Şerifiniz Mübarek olsun. Kalpleriniz nur ile dolsun. Rabbim, her daim kendini zikreden, Kur’an’ı kendine nur edinip tefekkür etmeye, anlamaya ve yaşamaya çalışan bahtiyar kullarından eylesin. Amin.

 

 

Henüz Yorum yok

İlk yorumu siz yazın.

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Yazarın Diğer Makaleleri