AHMET AVANLIER

ÇOCUKLARIMIZ BİZİM Mİ?

ÇOCUKLARIMIZ BİZİM Mİ?

Bu soru bugün sadece bir başlık değil, hepimizin yüreğine dokunan bir vicdan muhasebesidir.

Son günlerde Atlas evladımızın hunharca öldürülmesi, sosyal medyada her geçen gün artan genç intiharları, şiddet ve duyarsızlık haberleri bize acı bir gerçeği tekrar hatırlatıyor: Çocuklarımızı kaybediyoruz. Üstelik çoğu zaman gözümüzün önünde.

Artık çocuklarımız aynı evde yaşadığımız halde bizden uzak. Aynı sofraya oturuyoruz ama aynı dünyada yaşamıyoruz. Biz onların odasının kapısında kalmış ebeveynleriz; içeri giren ise kontrolsüz bir dijital evren. Sosyal medya, ekranlar ve sanal kimlikler; çocuğun karakterini, değerlerini ve hatta hayata bakışını yeniden inşa ediyor.

Sormamız gereken asıl soru şudur:

Çocuklarımız gerçekten bizim mi, yoksa algoritmaların, popüler kültürün ve sanal dünyanın mı?

Bugün bir çocuğun en yakın arkadaşı bazen anne-babası değil, bir ekran. En büyük rol modeli bir öğretmen değil, bir fenomen. En güçlü otorite ise aile değil, beğeni sayıları. Sevgi “kalp” emojisine, değer “takipçi” sayısına, başarı ise “izlenme” oranına indirgenmiş durumda.

Elbette mesele sadece sosyal medya değildir. Asıl sorun, dijital dünyanın hızına karşı aile, okul ve toplum olarak hazırlıksız yakalanmamızdır. Yasaklayarak değil, bilinçlendirerek; korkutarak değil, rehberlik ederek yol almalıyız. Ama bunun için önce ebeveynler olarak sorumluluğu kabul etmeliyiz.

Çocuklarımızı sadece büyütmüyoruz; ya yetiştiriyoruz ya da ihmal ediyoruz.

Onlara zaman ayırmamak, dertlerini dinlememek, değerlerimizi aktarmamak da bir tercihtir. Ve her ihmal, bir başkasının çocuğumuz üzerinde söz sahibi olmasına kapı aralar.

Bugün gençler neden bu kadar yalnız, bu kadar öfkeli, bu kadar umutsuz?

Çünkü anlaşılmadıklarını düşünüyorlar. Çünkü yönlendirilmediler. Çünkü “özgürlük” adı altında sahipsiz bırakıldılar.

Unutmayalım: Çocuk sahipsiz kalmaz; mutlaka birileri sahip çıkar.

Ya biz sahip çıkacağız ya da başkaları…

Kayseri Aile Platformu olarak çağrımız nettir:

Aileyi yeniden merkeze alalım. Dijital okuryazarlığı lüks değil, zorunluluk olarak görelim. Okul, aile ve toplum arasındaki bağı güçlendirelim. Çocuklarımızı korumayı sadece güvenlik meselesi değil, bir değer ve gelecek meselesi olarak ele alalım.

Atlas’ı geri getiremeyiz. Hayatına son veren gençleri geri döndüremeyiz.

Ama yeni acıların önüne geçebiliriz.

Belki de bugün atacağımız en önemli adım, şu soruyu samimiyetle cevaplamaktır:

Çocuklarımız gerçekten bizim mi, yoksa biz onları çoktan kaybettik mi?

Henüz Yorum yok

İlk yorumu siz yazın.

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Yazarın Diğer Makaleleri