MEHMET TOPUZ

MÜSTAKİL BİR SÖYLEM… -YENİ-

MÜSTAKİL BİR SÖYLEM…

Neyi ne kadar problem ettiniz. Bilemeyeceğim. Herkesin her şeye dair söylediği birkaç kelam sözü elbette olmuştur. Söze bir kıymet biç deseler, dur bekle derim. Çünkü sözün dahi karaktere göre ya da insanlardaki karşılığına dair bir değeri vardır. Yoksa ötesi kıymet takdiri dahi olmayan müstakil bir söylemden öteye geçmeyecektir. Değerin ne ki; sözüyün değeri olsun. Burası hümanist bir söylem falan değil; var olan rasyonaliteye dair.

21 yy. miladi 2026 yılının bir kış mevsiminde ve bu yüzyılın, yapay zekâ yüzyılı olarak yeni yeni adlandırıldığı bir dönem de siyasetin kendi içinde var olan kast sistemi, ekonomik şartların tekelinde ilerleme gayretinde. Bu yüzyılın sosyal medya kavramına yatkınlığına rağmen iletişim kavramının hala kendi iç dinamiklerinden uzak olduğu görülmektedir. Ve her şeyin dört dörtlük olduğu ya da olacağı yanılgısı ise; insanın bu yüzyılda var olan geleneksel duruş açısından beslenmektedir. Bankaların muhafazakâr kimliği ve dünyanın savaşlar adı altında değerli madenlerinin pazarlık konusu olduğu bir dönemde mazlum coğrafyalarda soğuk kış günlerinde hayatını kaybeden insanlar var. Beşeriyet müstakil söylemler peşinde; insanlar ise insanlıklarından utandı.

Bunları niye anlattım. Kısa bir özet geçmekte fayda var galiba… Neyi kaybettiğini anlamayacak kadar gündelizm peşinde koşan, gündelik mikro siyasetin peşinde yer kapmaca oynama telaşında olan, sözünün kıymetini edindiği koltuktan alma gayretinde olanlar için. Dur bekle… Galiba şunu açık yüreklilikle söylemem gerekecek, herkesin her şeyi anlamasını beklemekte büyük bir gaflet olsa gerek.

Bu işte bir terslik var!

Tersliğin işe dair ya da gidişata dair; daha da ötesi makam ve mevkiye dair; sosyolojik gözlem ve değerini bir itibar çerçevesinde terazinin kolları arasında var olan dengesini yeniden bir tartıya çıkaralım isterim. Çünkü bu işte bir terslik var.

Sosyolojik değer ve bulgular arasında insanın yaşam alanı için dünya da bir takım kaidelerin yer edinmesi elzemdir. Şayet bu anlayıştan uzakta bir düşünce anlayışının sadece kaostan beslenmesi ve buna bağlı belirsizliklerin yer edinmesi ciddi toplumsal zararları beraberinde getirecektir. Geçmişten bugüne kadar bir sözleşme üzerinde yer edinen insanlık, bu sözleşmeye tabi olması ise zararları azaltacaktır. Bu sonuçta bir kurum kültürü ve kurumsal hafıza niteliği taşımıştır; beşeriyetin hafızasında. Burada Antik Yunan’dan bu yana var olan devletleşme sürecine falan değinmeyeceğim. Çünkü devlet olduğunu iddia eden batılı kaynaklar, geçmişe dair ortaya sürdüğü bütün tezleri yok etmiş durumda.

Sonuç ise malumunuz. Malumunuz dediğime bakmayın; çoğuna malum olan çoğunluğa malum olmayabilir. Sonuçta burada bir nasip meselesi de söz konusu. Ve bu malum müstakil söylemlerin içerisinde bir erimeye tabi. Çünkü yirmi dakikalık söylemlerle dolmuş bir beynin işlevselliği ise; gündelik akımların peşinde araştırma olgusunun çok uzağında yer bulmakta kendisine… Ve işin sonunda ise; garipsenmeyecek derece yel değirmenlerine saldırmak gibi bir deyim karşılıyor beşeriyeti.

Müstakil söylemler ve buna dair bu işte bir terslik var, der iken; kurgusal önsözler ile ambalajlı önsözler arasında doğuştan gelen ve sonradan oluşan ilkelerin bireyin iç dünyasındaki müstakil söylemlerinin niteliksel değeri bir tartıya ihtiyaç duyar hale geldi. Çünkü ortada bir önerme yok. Bir önerme yoksa ve bu sadece müstakil bir söylem ise bu işte bir terslik var. Çünkü olmayan önerme bir kanıt gerektirir.

Sağlıcakla kalın…

Henüz Yorum yok

İlk yorumu siz yazın.

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Yazarın Diğer Makaleleri