- 26 Ocak 2026 - BU DÜNYÂ, NE Kİ ?
- 18 Ocak 2026 - İNSÂN BU.....!
- 25 Aralık 2025 - YALAN, İNSÂN'I BOZAR
- 13 Aralık 2025 - AZ İŞ DEĞİL BİZİMKİ...!
- 03 Aralık 2025 - BOMBARDIMAN....!
- 29 Kasım 2025 - DENGE ÖNEMLİ...!
- 25 Kasım 2025 - ÇÖP KAMYONU...!
- 17 Kasım 2025 - SALT YÜZEYSELLİK....!
- 10 Kasım 2025 - EKRANDA NE OLUYOR ?
- 03 Kasım 2025 - MAĞDURİYET.....!
- 30 Ekim 2025 - KÂTİL İSRÂİL, KENDİ ZULMÜNE GÖMÜLÜYOR !
- 23 Ekim 2025 - NİÇİN ERİYORUZ…?
- 16 Ekim 2025 - İŞİN NETİCESİNE GÖRE HÜKÜM BELLİ OLUR.
KADİR EROL
BİRİ DE ANLATMALI : CEVVÂL OLMAYI....!
Biri de anlatmalı :
Cevvâl olmayı....!
İnsanları aşağılamak,
câhil, hor ve hakîr görmek, tabiiki haddimiz değildir.
Kibirli davranmamak, üstenci bir tavırda olmamak ve hava atmamak lâzımdır.
Evet kesinlikle bu çiğliğe ve aymazlığa, düşmemek gerekir. Olgun bir insana, hele de bir Müslüman'a, bunlar aslâ yakışmaz.
Mütevâzî olmak,
şarttır. Eyvallah.
Ancak biri de çıkıp,
bize anlatmalıdır;
Cevvâl olmayı !
Nasıl çalışılacağını, nasıl başarılı olunabileceğini, başarılı olmanın ve büyük işler becerebilmenin insana katacağı seviyeyi, duruşu, bakış açısını ve psikolojisini,.... bize iyice anlatmalıdır.
Hep zayıflığı, âcizliği, alttan almayı, katlanmayı, susmayı, pısmayı, itaat etmeyi, korkmayı,.... öğreniyoruz. Sâdece öğrenmek de değil, hep bunları tâlim ediyoruz. Bir "Kişilik" geliştiremiyoruz !
Sonra da, basit insan oluyoruz ! Kolaycı ve konformist, dayanıksız, sabırsız, hemen vazgeçen, çabuk ayağı kayan, sıradan zevklere fit olan, kolay yem oluyoruz.
Önce basit şeylerle mutlu olmayı öğreniyoruz. İlk başta bu doğrudur, çocukken böyle olmalıdır.
Problem şu : 30 yaşına gelmiş bir yetişkin insan, hemde bu kişi Müslüman ise
artık mutluluğu, zevki ve tatmini, basit şeylere has zannedip, çok düşük bir seviyenin bakış açısına hapsolmuşsa, durum vahim dir.
Başarıyı, "çok para kazanmak", mutluluğu da, "bol bol harcamak", yemek, içmek, pahalı ev, lüks eşyalar, hava, cıva,........vs.
olarak kodlayan bir zihin, insanı bitirir ve kişiliksiz yapar.
Çoğu insanımızın;
tembel, belirsiz, kararsız, çabasız, irâdesiz, istikrarsız,.... rüzgârda savrulan bir yaprak gibi hedefsiz, amaçsız ve anlamsız bir gidişâtı oluyor.
Bu rastgele gidişât,
insana tekâmül yollarını da kapatır.
Bize, batılı kişisel gelişim bencilliklerinden ziyâde, kendi islâmî kültürümüze uygun olarak, çalışkan, becerikli ve başarılı olmanın yöntemleri de anlatılmalıdır. Bunu çok ihmâl ediyoruz.
Sanki, Hristiyan teolojisinin "doğuştan gübahkâr insan" yaklaşımı, bizim görüşümüz imiş gibi, sürekli bir negatiflik, "çok günahkârız, sürekli tevbe edelim, bittik, battık, suçluyuz, kötüyüz, mahvolduk, o kadar suçlu, günahkâr ve kötüyüz ki, 24 saat tevbe etsek az,....!" gibi bir tebliğ propagandası var.
Bu vaaz tavrı, sanki kasıtlı olarak böyle yapılıyor veya özellikle böyle yaptırılıyor gibi geliyor bana !
Çünkü, sürekli bu tutum; "suçluluk psikolojisine saplanmış, kendini değersiz gören, özgüveni sıfır olan ve --bizden olmaz-- diye düşünen, zavallı, müşteki, ezik tipler" üretir / üretiyor.
Oysa, 2 kat çaba'nın çözemeyeceği iş yoktur. Meselâ, öğrencilerimize bakın; Sınıfı geçebilmek de nedir ? Bir öğrenci, 95 alamazsa hasta olmalıdır. Sözelciydik, ÖSS ve ÖYS'de sözel'den 1 soru bile kaçırmak, bizi deli ederdi. Genelde de kaçırmazdık zâten :))
Çok çok çalışıp, hiç zorlanmadan sınavları 95-100 puanlarla geçmek ve bu seviyeyi koruyor olmak,
şimdi sıradan bir öğrencinin zannettiği gibi, sâdece bir sınavı kazanmış olmaktan ibâret, basit bir sevinç hâli değildir.
Yeni bir seviye bize,
dik ve özgüvenli bir duruş, farklı bir bakış açısı ve daha büyük işleri düşünebilen bir "kafa kalitesi" getirir.
Tembel ve başarısız insanlar, bu yüksek başarı seviyesinin, bir insana kazandıracağı bakış açısını, hiç tanımıyor olarak yaşayıp giderler. Bunu da, iyi bir yaşam seviyesi sanırlar.
Bunu aşmalıyız artık.
Büyük düşünmeye, büyük hayaller kurmaya, çok çalışmaya ve büyük işler başarmaya ihtiyacımız var. İnsanlık için, buna ihtiyaç var. Müslümanlar 200 yıldır bu misyonlarından uzaklaştılar. "Dünyâyı adâletle îmâr etmek" biz müslümanların sorumluluğumuzdur.
Eziklikten kurtulmaya, aşağılık psikolojisinden çıkmaya, özgüvene ve gerçek kahramanlığa ihtiyacımız var. Mış gibi, sahtecilik ve reklamcılık değil; insanlık için, gerçek bir kahramanlık hikâyesi ortaya koymak zorundayız.
Birileri de çıkıp,
bize bunu nasıl yapacağımızı anlatmalıdır. Suçlamadan, kötülemeden, bizi ezmeden, ütülemeden, kişiliğimizi yok etmeden, nasıl uçarız ? Kanatlarımız nasıl sağlam olur ?
İrâde, karar, ısrâr, sabır, istikrâr, vefâ ve şehâdet öğretilmeli bize artık. Allah-cc'ın rızâsını kazanmak için, Şehid olmayı özleyen ve bu yolda canhıraş çalışan bir ruha sahip olmamız için, gereken şeyleri öğretin bize ve çocuklarımıza.
Vesselâm.
Kadir EROL
06.02.2026



Henüz Yorum yok