- 20 Ocak 2026 - ERKEKLEŞEN KADINLAR VE KADINLAŞAN ERKEKLER: FITRAT KRİZİ
- 13 Ocak 2026 - GELECEKTE EN ÇOK TALEP GÖRECEK MESLEKLER VE GEREKLİ BECERİLER
- 25 Aralık 2025 - AİLENİN KARŞILAŞTIĞI YENİ NESİL SORUNLAR ÇALIŞTAYI
- 11 Aralık 2025 - KARMA EĞİTİM NESLİMİZİ HARCADI: KİMLİKSİZLİK
- 03 Aralık 2025 - ÇAĞIN VEBASI: DİJİTAL BAĞIMLILIK
- 10 Kasım 2025 - PAKİSTAN SEFERİMİZ VE GÖZLEMLERİM
- 30 Ekim 2025 - ÇEDES MEDENİYET PROJESİDİR
- 23 Ekim 2025 - OKULLARDA YOGA TUZAĞI: NESLİMİZ ZEHİRLENİYOR
- 07 Ekim 2025 - AKSA TUFANI
- 10 Eylül 2025 - NESİL YETİŞTİRENLERİ ENGELLEYEN MAKAMA MEKTUP
- 11 Ağustos 2025 - ALLAH SOSYAL MEDYANIN DA RABBİDİR: DİJİTAL MAHREMİYET
- 29 Temmuz 2025 - YAPAY ZEKÂ: HOCA MI, ASİSTAN MI, ŞEYTAN MI?
- 25 Temmuz 2025 - KANUNLAR NÜFUSU DÜŞÜRÜYOR, SÖYLEMLER MUZDARİP
- 21 Temmuz 2025 - KALEME ZULMEDEN SATILIK KALEMLER
- 14 Temmuz 2025 - NİKAHLA EVLİLİK PAHALI ZİNA UCUZ
- 12 Temmuz 2025 - AÇIKLIKTAN ÇIPLAKLIĞA; MAHREMİYETİN ÇÖKÜŞÜ
- 08 Temmuz 2025 - HAVALECİ ANNE BABALAR NESLİ PERİŞAN ETTİ
- 03 Temmuz 2025 - SINAV SONRASI DİJİTAL BAĞIMLILIK VE PSİKOLOJİK BUNALIM
- 23 Haziran 2025 - EKRAN MUHAKEMEYİ ZAYIFLATTI; DİN, AHLAK VE NAMUS ÇÖKTÜ
- 31 Mayıs 2025 - PEYGAMBERİMİZ HZ. MUHAMMED (S.A.V) ŞAHSİYETİNDE GÜNÜMÜZ GENÇLİĞİNDE ŞAHSİYETİN İNŞASI
- 15 Mayıs 2025 - MİZAHÎ BİR VİDEO NASIL ‘SKANDAL’ OLDU?
- 06 Mayıs 2025 - BAKAN YUSUF TEKİN'E KİMLER, NİÇİN SALDIRIYORLAR?
- 14 Nisan 2025 - BOŞANMIŞ EŞLERİN ÇOCUKLARININ PSİKOLOJİSİ: AMAN DİKKAT
- 19 Şubat 2025 - KOCANIZIN AİLE AİDİYETİ NASIL SAĞLANIR?
- 04 Şubat 2025 - MADDE BAĞIMLILIĞI DAHA KAÇ CAN ALACAK
- 05 Ocak 2025 - DİJİTAL BAĞIMLILIĞA ÇÖZÜMDE ZEKÂ OYUNLARI
- 25 Aralık 2024 - EŞLERİN BİRBİRİNİ ANLAMAMASI: SEBEPLER VE ÇÖZÜMLER
- 15 Aralık 2024 - KARI-KOCA ARASINDA SEVGİ BAĞINI GELİŞTİRME VE DEVAM ETTİRME
- 09 Aralık 2024 - SURİYE ZAFERİ MASADA KAYBEDİLMESİN
- 03 Aralık 2024 - SÜRESİZ NAFAKA ZULMÜ MEDENİYET YIKIYOR
- 02 Aralık 2024 - AİLE HUZURUNU KAÇIRAN “EL SÖZÜ” : DIŞ MÜDAHALE
- 08 Kasım 2024 - HUZURLU BİR HAYAT İÇİN 30 ETKİLİ ÖNERİ
- 20 Ekim 2024 - CEPHE ŞEHİDİ YAHYA SİNVAR
- 15 Ekim 2024 - CUMA GÜNÜ TATİL OLSUN: MEDENİYET MEFKÛREMİZ
- 25 Eylül 2024 - DURSUN BU HAYASIZCA AKIN: AİLENİ KORU
- 14 Eylül 2024 - PEYGAMBERİMİZ HZ. MUHAMMED (S.A.V) ŞAHSİYETİNDE GÜNÜMÜZ GENÇLİĞİNDE ŞAHSİYETİN İNŞASI
- 07 Eylül 2024 - DOĞU SEFERİ: DEĞERLER EĞİTİMİ ÇALIŞTAYI VE SUFFE - NİZAMİYE MEDRESELERİ
- 23 Ağustos 2024 - OBSESYONLARIN AİLE HUZURUNA OLUMSUZ ETKİSİ
- 21 Ağustos 2024 - HAZLARIN YÖNETİMİ VE ERTELENMESİ: GENÇLİK
- 02 Ağustos 2024 - ŞEHİT SÜLALESİ: HENİYYE
- 30 Temmuz 2024 - TBMM İSMAİL HENİYYE'Yİ KONUŞTURSUN
- 19 Temmuz 2024 - MESLEK SEÇİMİNDE NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?
- 15 Temmuz 2024 - SİYONİST ASKERLER VATANDAŞLIĞIMIZA LEKEDİR
- 09 Temmuz 2024 - SURİYE ÜMMET SORUMLULUĞUMUZ VE FİTNE!
- 05 Temmuz 2024 - TATİLDE ÖĞRENCİLERİ GELİŞTİREN 50 FAALİYET
- 26 Haziran 2024 - ÇOCUKLAR KARDEŞİNİ NEDEN KISKANIR?
- 12 Haziran 2024 - BOŞANMALARI AZALTMA YOLLARI: SAĞLAM EVLİLİKLER İÇİN STRATEJİLER
- 16 Mayıs 2024 - DİN VE MANEVİYATIN PSİKOLOJİK İYİ OLUŞA OLUMLU ETKİSİ
- 04 Mayıs 2024 - AİLEDE ÇATIŞMA VE ANLAŞMAZLIKLARIN ÇÖZÜMÜ
- 23 Nisan 2024 - HAMAS TERÖR ÖRGÜTÜ İSE KUVA-İ MİLLİYE?
- 15 Nisan 2024 - İMDAT ÇAĞRISI: GENÇLİĞİ KAYBEDİYORUZ
- 13 Nisan 2024 - İSMAİL HENİYYE'NİN ŞEHİTLERİ VE İMTİHANIMIZ
- 08 Nisan 2024 - AŞAĞILIK KOMPLEKSİ: BİR NESLİN KATİLİ
- 22 Şubat 2024 - NESLİ İHYÂ, MEDENİYETİ İNŞÂ MANİFESTOSU
- 10 Şubat 2024 - NETANYAHU'NUN NİHAİ GAZZE HEDEFİ: KİM YÖNETECEK
- 07 Şubat 2024 - MADDİ VE MANEVİ YIKIMLARIYLA 6 ŞUBAT DEPREMİ
- 29 Ocak 2024 - KADIN ALDATMASINDA ERKEK ETKİSİ
- 25 Ocak 2024 - İNSANLIK VİCDANINA GAZZE ÇAĞRISI: SEN DEĞİLSE KİM?
- 23 Ocak 2024 - KOCANIN ALDATMASINDA KADIN ETKİSİ
- 21 Ocak 2024 - GAZZE VE HAYATIN ANLAMI
- 09 Ocak 2024 - GAZZE'Yİ UNUTTURMAK: SUİKASTLAR VE OPERASYONLAR
- 29 Aralık 2023 - ÇOCUKLARDA SAĞLIKLI CİNSEL KİMLİK GELİŞTİRME
- 27 Aralık 2023 - DİZİ TERÖRÜ AİLE VE İNANÇ MEDENİYETİMİZİ YIKIYOR
- 23 Aralık 2023 - Katil Amerika ve İsrail sona geldi
ADNAN KALKAN
FİTNE YAYAN SABAH KUŞAĞI PROGRAMLARI YASAKLANMALI
FİTNE YAYAN SABAH KUŞAĞI PROGRAMLARI YASAKLANMALI
Her türlü ahlaksızlık ve namussuzluğu ekranlara taşıyan ve zihinleri kirleterek fitne yayan sabah kuşağı programları derhal yasaklanmalıdır.
Bazı ekranlar vardır: ışığı evleri aydınlatmaz, gönülleri karartır, yuvaları yıkar, medeniyeti çökertir. Sabah kuşağı programları da maalesef bugün bu işlevi görüyor. Toplumu bilinçlendirmek, aile değerlerini desteklemek, iyiyi ve doğruyu teşvik etmek yerine; toplumda tek tük ahlaksızlığı ifşa ederek adeta ahlaksızlığı teşvik eden, “eşeğin aklına karpuz kabuğu düşüren” bir yapıya dönüşmüş durumdalar. Bir kişinin yaşadığı bir ahlaksızlık, milyonların gözü önünde konuşuluyor; dramlar, ihanetler ve aile içi skandallar reyting malzemesi hâline getiriliyor.
Bu programlar “toplumu ifsat ediyoruz” diyemiyorlar, polis, savcı, hâkimi yani devleti aciz gibi göstererek kendilerini kurtarıcı ve adalet sağlayıcı gibi lanse ederek aslında göz göre göre ahlaksızlığı yaygınlaştırıyorlar. Bir yanlış davranış, ekranlarda defalarca işlendiğinde; toplumun bilinçaltı o davranışı sıradanlaştırıyor. Dün aklımıza bile gelmeyen fiiller, bugün ekranlarda “vaka analizi” gibi sunuluyor. Hâlbuki insan, neyi görürse ona maruz kalır; neye maruz kalırsa onu zamanla kabullenip yaşamaya başlar. Aile yapımız, neslimizin karakteri, gençliğimizin zihni bu sahneler karşısında her gün yara alıyor.
Psikolojik Tahribat
Sabah kuşağı programlarının görünmeyen ama en derin zararı psikolojiktir.
Sürekli kaos, kavga, ihanet ve şiddet izleyen kişi bir süre sonra:
- Duyarsızlaşır
- Normal olmayanı normal zannetmeye başlar
- Aile içi çatışmaları çözmek yerine ifşa etmeyi model alır
- Güven duygusu zedelenir
- “Herkes böyle yaşıyor, herkes yapıyor” kabuluyle kendi ilişkisine kuşkuyla bakar, hasara uğratır.
Bu durum yalnız ferdi değil, evdeki çocukları da etkiler. Çünkü çocuk, aile içindeki güveni toplumdan öğrenir. Sabah kuşağı programlarında gördüğü “dağılan evler”, çocuğun iç dünyasında geleceğe dair korku üretir. Karı-koca arasında güvensizlik, kuşku ve vesveseyle huzursuzluğa sebep olur.
Aile Bağlarına Sosyal Darbe
Sabah programları sadece ferdin psikolojisini değil, toplumun sosyolojik dokusunu da bozmaktadır.
Bir düşünelim:
Bir kadın eşini televizyona çıkarıp milyonların önünde namusuna saldırıp küçük düşürüyor…
Bir adam, aile mahremiyetini reytinge kurban ediyor…
Bir anne, çocuğunun geleceğini umursamadan ekran ekran dolaşıyor, ahlaksızlıkları anlatıyor, hem kendini hem ailesini rezil ediyor… Erkek veya kadın aldatma ahlaksızlığını anlatıyor. Doğan çocuğun DNA’sı canlı yayında tartışılıyor. Kaynanasıyla kaçan mı, üvey evladıyla zina yapan mı, yıllarca baktığı çocuğun başka erkekten olduğunu canlı yayında tartışan mı dersiniz…
Bu tablo, aileyi ifsat edip medeniyeti yıkan en etkili yoldur. Toplumun en sağlam köprüsü mahremiyet ve vakar duygusudur. Bu programlar ise mahremiyeti ayaklar altına alıyor.
Neden Sabah Kuşağı Programları Yasaklanmalı?
Toplumsal fayda – zarar denkleminde zarar açık ara fazladır.
Sabah kuşağı programları:
- Mahremiyeti ihlal ediyor, aileyi parçalıyor.
- Halkı eğitmek yerine sansasyon üzerinden kışkırtıyor.
- Suç oranlarını ve “model alma” riskini artırıyor.
- Karı–koca ve aile ilişkisini güvensiz bir zemine çekiyor.
- Gençlerde ahlaki yozlaşma oluşturuyor.
- Hukuku ve devleti aciz gösteriyor.
- Namussuzluğu ve ahlaksızlığı yayıyor.
Toplumun ruh sağlığını korumak devletin görevidir.
Ailenin korunması Anayasal bir sorumluluktur.
Sivil toplum hukuk çerçevesinde yasaklanması için çalışmalıdır.
RTÜK bu programları durdurmalı ve cezai işlem uygulamalıdır.
Çözüm bellidir: Sabah kuşağı programları yasaklanmalı, yerine aileyi destekleyen eğitim ve değer merkezli programlar konulmalıdır.
Biz bu topraklarda aileyi “kutsal emanet” biliriz.
Bu emaneti reyting uğruna kirleten ekranlara sessiz kalmak; ahlaki çözülmeyi izlemek, toplumun geleceğine sırt çevirmektir.
Bugün sabah programlarını durdurmazsak; yarın çocuklarımızın yaşayacağı sorunları durduramayız.
Ahlakı, aileyi ve toplumsal huzuru korumak adına;
Bu programların yayından kaldırılması hayati bir sorumluluk ve zorunluluktur.
Toplum olarak dirayetli olmalı, aileyi hedef alan her türlü medya manipülasyonunun karşısında durmalıyız.
Unutmayalım:
Ekranlarda normalleşen her şey, bir süre sonra sosyal hayatlarımızda da normalleşir.
Ve biz, neslimizi ahlaksız televizyon programlarının değil; değerlerin, ahlakın ve hikmetin şekillendirdiği bir geleceğe hazırlamak zorundayız.
Uzm. Adnan Kalkan
[email protected]



Henüz Yorum yok