MAHMUT ALİ CENGİZ KÖROSMANOĞLU

İKLİM KRİZİ ŞARTLARINDA TARIMDA YAPILMASI GEREKENLER-3-

İKLİM KRİZİ ŞARTLARINDA TARIMDA YAPILMASI GEREKENLER-3-

“İklim Şoklarına Karşı Dayanıklılık: Arz Güvenliğinde Stratejik Stok ve Akıllı Sistemler Çağı”

İklim krizi artık istisna değil; yeni normalde arz güvenliği, üretim rekorlarından ziyade stratejik stoklarla ölçülecek.

1. Stratejik Stok Yönetimini “İklim Sigortasına” Dönüştürmek

Stratejik stoklar, artık sadece fiyat istikrarı için değil, iklim kaynaklı arz krizlerine karşı birinci dereceden milli sigorta poliçesidir.

•             Kapasite ve Ürün Yelpazesinin Genişletilmesi: TMO ve Et-Süt Kurumu gibi kamusal aktörlerin depolama kapasiteleri, en az bir yıllık kritik tüketimi karşılayacak seviyeye çıkarılmalıdır. Stok kapsamı, temel tahıllar ve bakliyatla sınırlı kalmamalı; tohumluk, yem ve stratejik öneme sahip yağlı tohumları da içerecek şekilde genişletilmelidir.

•             Proaktif ve Akıllı Stok Politikası: Stok seviyeleri, artık geçmiş yıl verilerine göre değil, ileriye dönük meteorolojik tahminler, küresel piyasa trendleri ve siyasi risk analizlerine göre dinamik olarak belirlenmelidir. Kurak bir kış tahmini, buğday stok seviyelerinin önceden artırılması gerektiği sinyalini vermelidir.

•             Lisanslı Depoculuğun Teşviki: Kamusal stokların yanında, özel sektör eliyle bir “tampon stok” mekanizması hayati önem taşır. Lisanslı depoculuk sistemi yaygınlaştırılarak, ürün bolluğu yaşanan yıllarda çiftçinin ürününü güvenle depolayıp değer kaybetmesini önlemesi, kıtlık dönemlerinde ise bu stokların piyasaya kontrollü salınması sağlanmalıdır. Bu sistemin işletme maliyeti, bir gider değil, piyasa istikrarı ve gıda güvencesi için yapılan stratejik bir yatırım olarak görülmelidir.

2. Şeffaflık ve Takiple Spekülasyonun Önlenmesi

Belirsizlik ve bilgi asimetrisi, kıtlık korkusunu ve spekülatif stokçuluğu besleyen ana unsurlarıdır. Bu yüzden devlet belirli aralıklarla hangi üründen ne kadar olduğunu dair kamuoyunu bilgilendirecek toplantılar yapmalıdır.

•             Gerçek Zamanlı Şeffaf Piyasa Bilgi Sistemi: Üretim tahminleri, stok seviyeleri, iç ve dış piyasa fiyatları, ithalat-ihracat verilerinin gerçek zamanlı ve herkesin erişimine açık olduğu ulusal bir dijital platform oluşturulmalıdır. Bu şeffaflık, piyasa aktörlerine güven verir, “acaba” kaygısını ortadan kaldırır ve yapay fiyat artışlarının önüne geçer.

•             Dijital Gıda Takip Sistemi (Tarladan Rafa): Temel ürünlerin, tarladan başlayarak işleme tesisleri, depolar ve perakende noktalarına kadar dijital bir kimlikle (blok zincir veya merkezi veri tabanı) takip edilmesi sağlanmalıdır. Bu sistem, kayıp ve israfı azaltmanın yanı sıra, spekülatif stok birikimini anında tespit etme ve müdahale etme imkanı sunacaktır.

3. Esnek ve Cesur Acil Müdahale Araçları

Kriz anlarında karar alma mekanizmaları hızlı, esnek ve pragmatik olmalıdır.

•             Stratejik Stokların Kontrollü Salımı: Fiyatların anormal arttığı veya arzın fiziken düştüğü durumlarda, stratejik stoklar piyasaya hızlı, planlı ve piyasayı boğmayacak şekilde sürülmelidir. Bu, piyasaya güçlü bir “dur” sinyali olacaktır.

•             Dengeli ve Zamanında İthalat Stratejisi: İthalat, bir zaaf veya başarısızlık göstergesi olarak görülmemelidir. Aksine, proaktif risk yönetiminin akıllı bir aracıdır. Olası bir kriz öngörüldüğünde, geçici ve sınırlı ithalat kolaylıkları devreye alınmalı, medya baskısı karar alma sürecini felce uğratmamalıdır. İthalatta tek ülkeye bağımlılık yerine, çeşitlendirilmiş ve uzun vadeli tedarik anlaşmalarına dayalı bir strateji geliştirilmelidir.

İklim krizi, tarımı öngörülemez dalgalarla boğuşan bir gemiye benzetiyor. Stratejik stoklar, bu geminin ağırlık merkezi ve denge unsurudur. Şeffaf bilgi sistemleri, pusulası ve radarıdır. Esnek müdahale araçları ise dalgalara karşı manevra yapabilme kabiliyetidir.

2025’te yaşanan, bu sistemin ne kadar hayati olduğunun kanıtıydı. Şimdi yapılması gereken, bu deneyimi kurumsal, şeffaf ve veriye dayalı bir altyapıya dönüştürmektir. Amaç, sadece bir sonraki krizi atlatmak değil, her türlü iklim şokuna karşı piyasanın, çiftçinin ve tüketicinin güven içinde olduğu bir ekosistem inşa etmektir. Gıda arz güvenliği, ancak bu bütüncül yaklaşımla iklim çağının sert rüzgarlarına dayanabilir.

Bu iklim krizi ile dünya ilk defa karşılaşmıyor. Tarihte sık sık iklimsel döngüler olmuştur. Bunu Kur’an’ın en güzel kıssalarından dediği Hz. Yusuf (a.s.)’ın hayatının anlatıldığı Yusuf Suresi’nde görmekteyiz. Hz. Yûsuf’un (a.s.) kıssası, Yusuf Suresi’nde anlatılan en etkileyici bölümlerden biridir. Özellikle ayet 43-49 arası, tarımda stok yapmanın, yani bolluk zamanlarında geleceğe hazırlık yapmanın ne kadar hayati bir önem taşıdığını gösteren muhteşem bir örnektir. Bu kıssa, sadece bir rüya yorumu değil, aynı zamanda ekonomik ve tarımsal kriz yönetimi dersi olarak da okunur.

Yusuf Peygamber Kıssası ve Tarımda Stok Yapmanın Önemi

Kral, rüyasında yedi zayıf ineğin yedi semiz ineği yediğini ve yedi yeşil başakla yedi kuru başak gördü. Ülkenin bilginleri bu rüyayı yorumlayamadı. Ancak daha önceden Yusuf Peygamber’in rüya yorumlama yeteneğini gören bir kişi, bu bilge peygamberin zindanda olduğunu hatırlattı. Hemen Yusuf’un yanına gidildi ve rüya kendisine anlatıldı.

Yusuf (a.s.), rüyayı şöyle yorumladı: “Önümüzdeki yedi yıl bolluk içinde geçecek, tarımda bol ürün alınacak. Ancak bu yedi yıldan sonra, yedi yıl sürecek şiddetli bir kıtlık yaşanacak. Kıtlık, önceki yılların birikimini tüketecek. Onun için, bolluk yıllarında ürünlerin büyük kısmını, gelecek kıtlık yılları için stoklamalısınız. Sadece az bir miktarını yemek için ayırmalısınız. Kıtlıktan sonra ise bereketli bir dönem yeniden başlayacak.”

Bu yorum üzerine, Mısır’da bolluk yıllarında tarım ürünleri depolandı ve kıtlık yıllarında bu stoklar sayesinde halk açlıktan kurtuldu.

Tarımda Stok Yapmanın Önemi (Kıssadan Çıkan Dersler)

Bu kıssa, tarım ve ekonomi tarihinde stokçuluğun (rezerv oluşturmanın) en eski ve en güçlü örneklerinden biridir:

•             Bollukta israf etmemek: Bereketli yıllarda her şeyi tüketmek yerine, geleceği düşünerek biriktirmek gerekir. Hz. Yûsuf, “az bir miktar hariç hepsini başağında bırakın” diyerek, minimum tüketim + maksimum rezerv stratejisini öğretir.

•             Krizlere hazırlık: Doğa döngüseldir; kuraklık, sel, hastalık gibi felaketler gelebilir. Stok, kıtlıkta hayat kurtarır, fiyatları dengeler, açlığı önler.

•             Uzun vadeli planlama: Modern tarımda da “stok tamponu”, “gıda güvenliği rezervleri”, “tahıl siloları” aynı mantıkla çalışır. Devletler bile stratejik gıda stokları tutar.

•             İsraf yerine tedbir: İslam’da israf haramdır; bollukta şükürle biriktirmek ise sünnettir. Bu kıssa, “yarın kıtlık olur mu?” sorusunu sorarak tedbir almayı emreder.

•             Toplumsal fayda: Hz. Yûsuf’un planı sayesinde sadece kral değil, bütün Mısır halkı ve komşu bölgeler kurtulur. Stokçuluk bencillik değil, toplumun ortak yararıdır.

Hz. Yûsuf’un (a.s.) bu yorumu ve uygulaması sayesinde, zindandan çıkıp Mısır’ın hazinelerine (ekonomik yönetimine) memur olur ve ülke büyük bir felaketten kurtulur.

Bu kıssa bize şunu söyler: Tarımda stok yapmak, sadece bir ticari strateji değil; Allah’ın verdiği nimete şükür, geleceğe güven ve kulluk bilinci ile yapılan bir ibadettir. Bollukta kanaat ve tedbir, kıtlıkta ise kurtuluş getirir.

Hz. Yusuf’un bu stratejisi, günümüz tarım politikaları için hala geçerli olan şu prensipleri öğretir:

1.           Öngörü ve Erken Uyarı: İklim değişiklikleri ve kuraklık döngüleri takip edilmeli, kriz gelmeden önlem alınmalıdır.

2.           Silo Yönetimi: Ürün bolluğu olduğunda fiyatlar düşer diye üretimi kısmak yerine, fazlası devlet veya kooperatifler eliyle stoklanmalı, “kötü günler” için saklanmalıdır.

3.           Gıda Güvenliği: Bir ülkenin bağımsızlığı, depolarındaki tahıl miktarıyla doğru orantılıdır. Stok yapmak, sadece ticari bir hamle değil, hayati bir güvenlik meselesidir.

4.           Doğru Saklama Koşulları: Ürünü sadece yığmak yetmez; onu bozulmadan yıllarca koruyacak bilimsel yöntemlerle (başağında bırakmak gibi) depolamak gerekir.

Sonuç olarak; Hz. Yusuf’un öğretisiyle Mısır, sadece kendi halkını değil, çevre bölgelerdeki insanları da açlıktan kurtaran bir tahıl ambarına dönüşmüştür. Bu kıssa bize, “Tarımsal stok, yarının sigortasıdır” gerçeğini hatırlatır.

Yûsuf kıssasında asıl vurgu, üretmekten ziyade üretileni nasıl yöneteceğimiz üzerinedir. Çünkü asıl kriz, çoğu zaman üretim yetersizliğinden değil; bolluk dönemlerinde yapılan plansız tüketimden doğar.

Yûsuf’un önerdiği yöntem dikkat çekicidir:

•             Üretim artıyor ama tüketim sınırlanıyor.

•             Hasat yapılıyor ama ürün işlenmeden, başağında muhafaza ediliyor.

•             Stok, yalnızca depolama değil; geleceği okuma iradesi olarak ele alınıyor.

Bu yaklaşım bize şunu öğretir:

Tarımda stok, bir güvenlik meselesidir.

Sadece çiftçinin değil, toplumun tamamının sigortasıdır.

Bugüne Düşen Pay: İklim Krizi ve Gıda Güvenliği

Bugün yaşadığımız iklim krizi, Yûsuf kıssasını tarihsel bir anlatı olmaktan çıkarıp güncel bir yol haritasına dönüştürmektedir. Kuraklık, don, sel ve üretim şokları artık istisna değil; yeni normaldir. Böyle bir dünyada tarım politikalarının merkezinde, mutlaka stratejik stok yönetimi yer almalıdır.

•             Hangi ürün ne kadar stoklanmalı?

•             Hangi bölgede ne kadar güvenli rezerv bulunmalı?

•             Stoklar sadece nicelik olarak mı, yoksa kalite ve süreklilik açısından mı ele alınmalı?

Bu sorulara cevap vermeyen bir tarım politikası, bolluk yıllarında bile kırılgandır.

Yûsuf (a.s.), kıtlığı akıl, planlama ve ahlâkla yönetti. Bolluk yıllarında israfı değil, tedbiri öğretti. Bugün tarımda asıl ihtiyacımız olan da budur.

Stok yapmak; korkaklık değil, basirettir.

Geleceği öngörmek; karamsarlık değil, sorumluluktur.

Arz güvenliği, sadece üretimi değil, depolama, dağıtım ve müdahale mekanizmalarını kapsar.

Henüz Yorum yok

İlk yorumu siz yazın.

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Yazarın Diğer Makaleleri