MEHMET ALTUNTAŞ

8 MART’TA VEDA HUTBESİNİ HATIRLAMAK

Günlerden 8 Mart günü Dünya genelinde “Uluslararası Kadınlar Günü” olarak anılan bir gün. Fakat tarih ilginç bir tevafuka da işaret ediyor. Çünkü insanlığa yapılan en büyük hak ve adalet çağrılarından biri olan Veda Hutbesi, miladi takvimle 8 Mart 632 yılında Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) tarafından Arafat’ta okunmuştur.

Son peygamber olarak gönderilen Allah Resulü, veda haccında yaklaşık 124 bin sahabenin huzurunda, aslında bütün insanlığa hitap eden bir mesaj verdi. Bu mesaj sadece Müslümanlara değil; insanlık onuruna, adalete, hakka ve hukuka dair evrensel ilkeler içeren bir çağrıydı.

Arafat Vadisi’nde, Kasvâ isimli devesinin üzerinde insanlığa şöyle seslendi:

“Ey insanlar! Sözümü iyi dinleyiniz. Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha buluşamayacağım.”

Bu sözler, bir peygamberin ümmetine ve insanlığa bıraktığı son büyük vasiyet niteliğindeydi.

Veda Hutbesi’nde verilen mesajların önemli bir bölümü insan haklarına, toplumsal adalete ve özellikle de kadın haklarına dair uyarılar içerir.

Peygamber Efendimiz o gün şu çağrıyı yapmıştır:

“Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız olduğu gibi kadınların da sizin üzerinizde hakları vardır.”

Bu sözler, 7. yüzyılda yapılan bir konuşma için son derece çarpıcıdır. Çünkü o dönemde dünyanın büyük bölümünde kadın miras hakkından mahrum, hukuki statüsü olmayan, çoğu zaman bir eşya gibi görülen bir varlıktı.

İslam ise kadını Allah’ın emaneti olarak tanımlamış ve aile içinde karşılıklı hak ve sorumluluklar çerçevesinde bir hukuk tesis etmiştir.

Öte yandan bugün 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılması da farklı bir tarihsel sürece dayanır. 19. yüzyılda sanayileşmenin ağır şartları altında çalışan kadın işçiler, düşük ücretlere ve insanlık dışı çalışma koşullarına karşı mücadele etmeye başlamışlardır.

Tarih kaynaklarında sıkça anlatıldığına göre 1857 yılında ABD’nin New York kentinde tekstil işçisi kadınların yaptığı grev sırasında çıkan yangında 129 kadın işçi hayatını kaybetmiştir. Bu trajedi, kadınların çalışma hayatındaki hak mücadelesinin sembollerinden biri olarak kabul edilir.

Daha sonra 1910 yılında Kopenhag’da düzenlenen Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda, Clara Zetkin’in önerisiyle her yıl kadınların hak mücadelesini anmak için bir gün belirlenmesi kararlaştırılmıştır. 1977 yılında ise Birleşmiş Milletler 8 Mart’ı resmi olarak “Uluslararası Kadınlar Günü” olarak ilan etmiştir.

Bugün dünyada kadın hakları konuşulurken çoğu zaman mesele yalnızca modern ideolojiler üzerinden tartışılıyor. Oysa insanlık, kadının onurunu ve haklarını koruyan güçlü bir ahlaki ve hukuki metne 1390 yıl önce sahip olmuştur.

Veda Hutbesi sadece kadınlar hakkında değil; aynı zamanda insan hakları açısından da son derece güçlü mesajlar içerir:

  • İnsanların canı, malı ve namusu dokunulmazdır.
  • Faiz kaldırılmıştır.
  • Kan davaları sona erdirilmiştir.
  • Irk üstünlüğü reddedilmiştir.
  • İnsanların birbirine zulmetmesi yasaklanmıştır.

Peygamber Efendimiz bu konuşmada insanlığın en büyük eşitlik ilkesini de ilan etmiştir:

“Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın Arap üzerine üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvadadır.”

Bu cümle, insanlık tarihinin en güçlü ırkçılık karşıtı bildirilerinden biridir.

Bugün modern dünyanın en büyük sorunlarından biri, kadının bir yandan hak söylemleriyle gündeme getirilirken diğer yandan tüketim kültürünün bir parçası haline getirilmesidir. Reklamdan eğlence sektörüne kadar pek çok alanda kadın bedeni bir pazarlama aracına dönüştürülmektedir.

Bu nedenle kadın hakları tartışılırken sadece sloganların değil, insanı merkeze alan bir değer sisteminin de konuşulması gerekir.

Aile kurumunun zayıfladığı, bireyselliğin kutsallaştırıldığı, insan ilişkilerinin hızla aşındığı bir çağda; kadının, çocuğun, yaşlının ve hatta erkeğin de huzuru büyük ölçüde yara almaktadır.

Bu yüzden belki de bugün yapılması gereken en anlamlı şeylerden biri şudur:

Her 8 Mart’ta Veda Hutbesi’ni yeniden okumak.

Çünkü bu hutbe sadece bir dini metin değil; aynı zamanda adalet, merhamet, insan onuru ve toplumsal denge üzerine kurulmuş evrensel bir insanlık manifestosudur.

İnsanlığın bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey de tam olarak budur.

Mehmet ALTUNTAŞ

Henüz Yorum yok

İlk yorumu siz yazın.

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Yazarın Diğer Makaleleri