MEHMET TOPUZ

BİR ŞİİR VE BİR ŞUUR…

BİR ŞİİR VE BİR ŞUUR…

Şiir ezberlemeyi ve yer yer üzerinde tefekkür etmeyi oldum olası sevmişimdir. Yazdığım elle tutulur gözle görülür bir şiir olmuş mudur sorusu karşısında, sığınabileceğim tek bir liman ise birkaç kelam edecek kadar ezbere konu ettiğim şiirleri söyleyebilirim.

Hafızanın dinçliği ya da dinç kalması hususunda günümüzün bütün yirmi saniyelik sosyal medya çöplüğüne meydan okurcasına hafızamda yaşayan birkaç şiirin cümlelerinde anlam bulabilir hayat. Bunu niçin anlattığım hususuna gelince mevzunun gündelizmin uzağında, dijital çağda; dijital vatandaşın çıkmazlarını, bunalımlarını dünyanın seyri içinde şiire konu olacak kadar önemli mevzuları kaçırmış olmasından kaynaklı olabilir belki…

İnsan; dünün pişmanlıkları, geleceğin kaygısı arasında gergef dokumaya devam ediyor. Belki dünyadan kaçışın ilk habercisi, platonik olmayan, ayakları yere sağlam basan seçilmiş cümlelerin büyüsü altında ve dünyada yaşamanın bilinci arasında bir ifade bu… Bir şiir ve bir şuur… İnsan, dijital çağda yirmi saniyelik hapsoluşun içerisinde kendi cenklerini, kendi feryadını askıya çıkarması idi bütün mevzu. Ve lumpen bir anlayışla belki de adını masumiyete binaen dijital vatandaş diyeceklerdi.

İnsan şiirle şuurlanır mıydı? Kolay olacağını bu anlamda kimse söylemedi; söyleyemezdi de… Çünküsünü konuşmaya gerek var mı? Bilmiyorum ama şunu söyleyebilirim. Her bir anlam her bir cümle yılların vakitlere bölünmüş dilimi içerisinde anlamsal bağını kuracaktır. Bu anlam ki; birikimin birikenin ve insanın kendine dair biriktirdikleri idi. Burada maddi bir kazançtan bahsetmiyorum. Ve yıllara meydan okurcasına bir şiir ve bir şuurdan bahsediyorum. Dijital evrenin bunalımlarından uzakta, dünyanın kendi telaşından kopmadan ezbere konu olacak bir şiir okuyun derim. Çünkü bu asrın bilmecesi sosyal medyanın çıkmazları arasında kaybolan insan yığınlarının durumu gelecek asrın konusu olacak gibi durmakta.

Şiirle insan yalnızlaşır bazen… Bu yalnızlık hali kendi iç dünyasına olan bir yolculuk hali değildir. Anlaşılmayan anlaşılmayı bekleyen cümlelerin beynin kendi içinde arayışlarına ev sahipliği yapar bu yalnızlık hali… Düşünceler anlam arayışında iken, cümleler yalnızdır. Ve büyüsü olan her bir kelimenin cümle içinde ayrışması metaforik olsa da vaktin içinde sırlanmıştır. Ve insan kendi cümlelerinin imtihanını yaşar; bilir ki belada, iyilikte bir kelimenin cümle de anlam bulmuş halidir.

Bir şiir bir şuur derken; anlatabildim mi? Bunu dijital çağda, dijital vatandaşın sosyal medya çöplüğünde varoluşsal arayışına bir dur ya da durun kalabalıklar demek kadar anlam değeri ettiğini anlatabildin mi? Çünkü herkesin zaten hayat içinde ömürlük defterini doldururken, kendine ait bir şiiri olmuştur. Ve bu şiir; anlam kaybına, ünlü düşmesine maruz kaldığı bir dönemde kayıp aranıyor; ilanına çıkan yine beşeriyet içerisindeki insanın varlığıdır. Ve insan bir şiirle; bir şuurla ve bir şiir miktarı kadar ömründe buna talip olmuştur.

Bir şiir bir şuur derken; aslında okumak gerektiği hususunda basmakalıp ifadelerin kıymet takdiri etkisini gün geçtikçe yitirmekte… Hep bir koşuşturmaca hep bir gündelik söylem… Sonrası askıya çıkan insanlık… Savaşlar; dünya gündemi… El âlem ne der hastalığı… Ya da bana ne sana ne diyemeyen insanların gündelik söylemleri… Günün sonunda kendini arayan insanın sosyal medya bataklığında anlam arayışı… Ve serzenişler… Telefon bağımlısı yığınlar… O onu demiş bu bunu demişler... Günün sonunda koskoca bir çöplük… Ömürlük birikimin filme konu olamayacak kadar anlam değerini kaybetmiş, insana dair bir çöplük… Beynin çöplük alanını temizleyecek bir makine de icat oldu mu onu da bilmiyorum…

Fakat insan şiirle şuurlanır cümlesine binaen her bir kelimenin cümle içerisindeki anlam arayışı insanın okunası bulduğu her bir kelimenin tezahürüne eşittir.… Bu denklem de ise kaybolmuş insanın hikayesi vardır.

Sağlıcakla kalın.

 

Henüz Yorum yok

İlk yorumu siz yazın.

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Yazarın Diğer Makaleleri