- 25 Ekim 2025 - İSLAMCI VE MÜSLÜMAN
- 21 Temmuz 2025 - ŞİMDİ DEĞİLSE NE ZAMAN?
- 16 Nisan 2025 - NEDEN? (ÖZLEŞTİRİ YAZISI) -1-
- 21 Kasım 2024 - KÖTÜLÜĞÜN REKLAMI
- 31 Temmuz 2024 - İÇ SESİMİZ
- 24 Aralık 2023 - YER ÜSTÜ HAZİNELERİMİZ!
- 14 Haziran 2023 - Kürt Meselesi -2-
- 01 Mayıs 2023 - Kürt Meselesi Nedir? Ne Değildir? (1)
- 20 Aralık 2022 - Kayseri’de Yaşayan Bir Bilge; Ali Biraderoğlu
- 15 Kasım 2022 - Sokak Yazıları
- 24 Mayıs 2022 - Kuzey Kıbrıs'ta Neler Oluyor ?
- 14 Nisan 2022 - Transhümanizm Yazıları -3- (Eleştiri-Özeleştiri)
- 20 Mart 2022 - Transhumanizm Yazıları -2-
- 01 Şubat 2022 - Siyasal Fitne Ateşi ve Bizim İmtihanımız
- 31 Aralık 2021 - Transhümanizm Yazıları -1-
- 02 Aralık 2021 - Sanatçı Muhalifliği Üzerine
İLYAS HAN ŞAHİN
GÜNCEL GELİŞMELER KARŞISINDA NE YAPMALIYIZ?
GÜNCEL GELİŞMELER KARŞISINDA NE YAPMALIYIZ?
Kurulduğu 1948 senesinden beri terör örgütü israile karşı her gün, Ramazan bayramı, Kurban bayramı, kandillerde, Cuma günleri akla gelen bütün zaman ve zeminlerde Kâbe’de Mescid-i Nebevi’de beddulara edildi ve ediliyor. Bugün bu saat itibariyle de bu beddualara devam ediliyor. Yeryüzündeki en büyük terör kaynağı ülke olan ABD içinde aynı durum söz konusudur. Irak’ta ki katliamları, Körfez ülkelerindeki sömürgeciliği, Batılı emperyalistlerin Afrikadaki emperyalist faaliyetleri. Çin’in Doğu Türkistandaki zulmü.. İslam dünyasında bu acıları yaşamayan ülke çok az. Daha yüz yıl evvel ülkemizde Batı emperyalizminin saldırısı altındaydı. İsrail, ABD, Çin, Sovyetler ve Batılı emperyalist devletler açıkça, korkmadan emperyalist emelleri için çalıştılar ve çalışmaya devam ediyorlar. Kötü olanı yapıyorlar. İnsan haklarına dikkat etmeden kadın çocuk ihtiyar demeden sömürgeci tavırlarını fütursuzca devam ettiriyorlar. Bunların karşısında İslam Dünyası ne yapıyor. Gariban devletler denilecek devletler ne alemde. Özellikle halkı müslüman olan devlete baktığımızda mezhepçilik, siyasal fanatizm, sahtekarlık, köşe dönmecilik gibi hastalıkların pençesinde kıvranıyoruz. Sabah akşam beddua ediyoruz. Kahrolsun diye yalvarıyoruz. Peki hiç düşünüyor muyuz? Silahları hep bize doğrultulmuş, ezilen ve sömürülen bizleriz. Son yüzyılda Dünya iki büyük savaş yaşamış. Batı ülkeleri birbirlerini ezerken bizlerde bundan nasibimizi almışız. 2.dünya savaşında Almanya neredeyse dümdüz edilmiş. Amma kısa sürede çalışıp didinerek eski gücüne kavuşmuş günümüzde zirveye çıkmıştır. Almanya 30 senede kendini geliştirerek yükselirken yüz yılı geçmiş olduğumuz halde halâ batıdan 50 sene geride geliyoruz. Osmanlı’dan sonra kurulan devlet çok büyük ümitlerle işe başlamışken 70 sene çok az ilerleyebilmişiz. İdeolojik mücadeleler, halkın değerlerine olan saldırılar, bilimsel gelişmelere bile ideolojik yaklaşımlar ülkemizde ilerlemeyi durdurmuştur. Arap dünyasının hali ise daha perişan. Petrol ve doğal gaz zenginlikleri emperyalistlerin elinde geçiş ve kukla yönetimlerle idare ediliyorlar. Bu yönetimleri değiştirecek halk hareketleri neredeyse hiç olmamış. Sindirilmiş halk yığınları halindeler. Midelerinden bağlandıkları rejimler onları yeterinde korkutmuş durumda. Peki onca zamandır edilen beddualar, dualar, lanetlemeler dışında tepkiler yok gibi. Oysa Allah dualarımızı da beddualarımızı da kabul etmiyor. Çünkü çok az çalışıyoruz. Az üretiyoruz. İslam dünyası olarak bilimsel gelişmelere karşı çok geç tepkiler vermişiz. Savunma sanayiinden bilişim sektörüne kadar sağlık sektöründen tarıma kadar istenilen seviyede çalışmayışımızın acısını işgal, ölüm, sürgüler, kan, gözyaşı, GDO’lu besinler, ekonomik ambargolar ve kompleksler ile ödüyoruz. Bölgesel güç olarak son yirmi yılda ilerliyoruz. Bu durum en çok katil israili ürkütüyor. Ve önünde sonunda Türkiye ile karşı karşıya geleceği öngörüsünden hareketle bir rakip istemiyor bölgede. Şuan İran ve Türkiye bölgede en güçlü ülkeler. İran’a saldırıp rejim değiştirerek kendine karşı etkisiz ve güçsüz kılıp Türkiye ile ilgilenecekler. Önleyici saldırı zırvası altında kendilerine uşak rejimler oluşana kadar bu mücadele sürecek. Bir NATO ülkesi olan Türkiye ile Suriye sınırları içerisinde olacak mücadeleye bakarak gücümüzü test edecekler. Ve NATO’ya rağmen bir sebep uydurarak bizimle sıcak savaşı da göze almayı planlıyorlar. Askeri gücünün zirvesinde ve iç işlerinde pkk gibi sorunlarını halletmiş bir Türkiye istemeseler de ekonomik ve sosyal saldırılarda bulunacaklar, içeride kitlesel eylemler gerçekleştirmeye çalışacaklar. Bunu başarırlarsa zayıf bir Türkiye yutulması kolay bir lokma olacak. Başaramazlarsa.. İşte büyük kabus o zaman onlar için başlayacak. Biz ne yapmalıyız peki. Beddulara devam öncelikle. Ancak tedbirler almaya da devam edeceğiz. Askeri önlemler, ekonomik önlemler ve sosyal önlemler alınarak fiili dua edilecek. Tedbir alınarak takdir Allah’a bırakılacak. Önümüzdeki günler zor günler olacak. Ama son zamanlardaki gelişmelere baktığımızda ülkemiz oldukça iyi yolda. Terörü bitirmiş, savunma sistemlerini millileştirmiş ve ödevini yapmış dersine çalışmış bir Türkiye ile 21.yy Türkiye yüzyılı olacaktır. Bu sebeple her bireye şunu anlatmamız şart. Hangi işi yapıyorsanız en kalitelisini yapınız. En iyi sizler olunuz ki güvenli yarınlar ve mutlu bir gelecek bırakalım evlatlarımıza.




Henüz Yorum yok