MAHMUT ALİ CENGİZ KÖROSMANOĞLU

6 ŞUBAT DEMREMİNDEN SONRA DEPREM BÖLGESİNDE NELER YAPILDI

6 ŞUBAT DEMREMİNDEN SONRA DEPREM BÖLGESİNDE NELER YAPILDI

“Deprem Bölgesinde Tarımsal Üretimin Sürekliliği: Gıda Güvenliği ve Ekonomik İstikrarın Temeli”

6 Şubat'ta Türkiye çok ciddi bir depremle sarsıldı. Çoğu ülkenin bu denli büyük bir yıkım karşısında ayakta durması bile imkansızken, Türkiye bu süreci elhamdülillah iyi yönetti. Depremin verdiği zararın boyutu henüz tam olmasa da 110 milyar dolar civarında olduğu düşünülüyor. Yaşanan acıları ve kayıpları tek tek anlatmak zaman alacak. Ancak 9 Şubat 2026 itibariyle 450.000 konut teslim edildi. Allah böyle bir acıyı bir daha yaşatmasın.

Üç yılda 450.000 konut yapıldı. 450 değil, 450.000 konut. Bunu gözünüzde bir canlandırın, hayal edin. Müthiş bir şey. Bu muazzam bir rakam. Elbette tüm depremzedelere henüz ev verilemedi. Çünkü 11 koca il. Bu kadar geniş bir alanda mücadele etmek, sorunları çözmek gerçekten çok zor.

Amerika'da geçtiğimiz yıllarda yangın, sel, hortum felaketleri oldu. Peki, ABD bu vatandaşlara ev verdi mi? Hayır. Hani büyük devletti ABD? Hani "Amerikan rüyası" vardı? Yok. Türkiye gerçekten büyük bir devlet. Devlet, mağdur olan vatandaşlara ev yapıyor. Bunu uzun vadeli ve uygun ödeme koşullarıyla veriyor: 20 yıl, 30 yıl gibi vadeler. Taksitler belli bir yıldan sonra sembolik bir miktara dönüşüyor. Bundan 5, 10, 15 yıl önce deprem olan Van, İzmir gibi yerlerde vatandaşa bu şartlarda ev verildi. Ödedikleri taksitler bin, iki bin, beş bin TL... "Devlet bunu elbette yapacak" deniyor. Yapsın tabii. Ama o "rüya devletler", daha zengin devletler bunu yapamıyor. İşte tam bu noktaya dikkat çekmek istiyorum. Türkiye'nin gücünü fark edin ve bunun için de şükredin.

Depremde vefat edenlere Allah'tan rahmet, geride kalanlara sabır ve metanet diliyorum.

6 Şubat depremleri şehirleri yıktı; ama asıl sarsıntı toprağın kalbinde hissedildi. Ahırlar çöktü, sulama kanalları hasar gördü, depolar yıkıldı. Üretici, hem ailesini hem de geçimini koruma mücadelesi verdi. Böyle bir tabloda tarımsal üretimin devam edip edemeyeceği yalnızca bölgesel bir mesele değildir. Bu, doğrudan ülkenin gıda güvenliği ve ekonomik istikrarı meselesidir.

Deprem bölgesindeki 11 il, bitkisel ve hayvansal üretimde önemli bir paya sahiptir. Bu coğrafya; tahıldan sebzeye, narenciyeden bakliyata, kırmızı etten süt üretimine kadar geniş bir ürün yelpazesi sunuyor. Bu üretim zincirinin kopması, yalnızca çiftçinin gelir kaybı anlamına gelmiyor. Pazarda fiyat artışı, sanayide hammadde sıkıntısı, ihracatta daralma, tüketicide erişim sorunu gibi çok katmanlı sonuçlar doğuruyor.

Gıda güvenliği, bir ülkenin stratejik güvenlik başlıklarından biridir. Deprem gibi büyük afetler sonrasında tarımsal üretimin kesintiye uğraması, gıda arzında dalgalanmalar oluşturabilir. Bu da enflasyon baskısını artırır ve ekonomik dengeleri zorlar.

Bu zorlu süreçte, bölgenin tarımsal kalkınmasını yeniden ayağa kaldırmak için kapsamlı destek ve yatırım programları hayata geçirildi. Özellikle su altyapısı, tarımsal üretim ve kırsal kalkınma alanlarında yoğun çalışmalar yürütüldü.

Su Altyapısına Stratejik Yatırım

Bölgenin en temel ihtiyacı olan suya erişim ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için kritik bir yatırım programı başlatıldı. İçme suyu, sulama suyu ve ilgili altyapıların yeniden inşası kapsamında, 11 ilde 459 su ve sulama tesisine 60 milyar TL'lik yatırım yapıldı. Devam eden projelerle birlikte bu yatırımın toplam 110 milyar TL'ye ulaşması hedefleniyor. Bu kapsamda 180 yeni su kuyusu açıldı, 1 milyon 98 bin kişiye kesintisiz içme suyu sağlandı ve 4 bin 666 hektar tarım arazisi sulamaya kavuşturuldu.

Çiftçiye Doğrudan Canlı Hayvan ve Hibe Desteği

Depremde kayba uğrayan üreticilerin yeniden üretim yapabilmesi için hızlı bir destek mekanizması devreye alındı. Bu kapsamda çiftçilere 50 bine yakın büyükbaş ve küçükbaş hayvan, 550 bin kanatlı hayvan ve 26 bin arılı kovan teslim edildi. Tarımsal üretimin devamı ve altyapının iyileştirilmesi için üreticilere toplam 67 milyar TL'lik destek sağlandı ve yatırımlar yapıldı.

Finansal Destekler ve Kırsal Kalkınma Hamlesi

Bölge illerine yönelik tarımsal destek ödemeleri artırılarak sürdürülüyor. Geçen yıl depremden etkilenen 11 ile toplam 17,4 milyar TL tutarında tarımsal destek ödemesi yapıldı. Ayrıca, Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı kapsamında, 2023'ten bu yana 2 bin 455 projeye toplam 1,6 milyar TL hibe desteği sağlandı. Bu desteklerle kırsal ekonominin canlanması ve istihdamın korunması amaçlanıyor.

Özetle, deprem bölgesinde tarım sektörünün yeniden inşası için; su altyapısından hayvancılık desteğine, doğrudan ödemelerden kırsal kalkınma projelerine kadar çok yönlü ve büyük bütçeli kapsamlı bir destek paketi uygulanıyor. Hedef, bölgeyi tarımsal üretimde eski kapasite ve canlılığına kavuşturmak.

Dünyada iklim krizi, savaşlar ve tedarik zinciri kırılmaları, gıda meselesini her geçen gün daha stratejik hale getiriyor. Böyle bir dönemde deprem gibi afetlerin tarımsal üretimi uzun süre sekteye uğratması, ülke açısından büyük risk oluşturur. Kendi üretim kapasitesini koruyan ve afetlere rağmen üretim zincirini sürdürebilen ülkeler, ekonomik dalgalanmalara karşı daha dirençlidir. Deprem bölgesinde tarımsal üretimin sürekliliği; sadece bugünün ihtiyacını karşılamak değil, geleceğin krizlerine karşı da hazırlıklı olmak demektir.

Deprem bölgesinde tarımsal üretimin devamı, bir "kırsal kalkınma" başlığından ibaret değildir. Bu mesele, doğrudan gıda arzının güvenliği, fiyat istikrarı, istihdam, sanayi üretimi ve toplumsal huzur ile ilgilidir.

Toprak üretmeye devam ederse, şehir ayakta kalır. Çiftçi üretimde kalırsa, ekonomi dengede kalır. Su akmaya devam ederse, hayat devam eder.

Bu nedenle, deprem bölgesinde tarımsal üretimin sürekliliği, sadece bölgenin değil; ülkenin geleceğini ilgilendiren stratejik bir zorunluluktur. Depremler şehirleri yıkar; fakat bir ülkenin asıl direnci, üretim damarlarının ne kadar hızlı onarıldığıyla ölçülür. Konutlar yeniden inşa edilir, yollar yapılır, şehirler ayağa kalkar. Ancak toprağın üretmeye devam etmesi, suyun akması ve çiftçinin tarlasına dönmesi; bir milletin gerçek anlamda toparlandığının göstergesidir.

Deprem bölgesinde yürütülen su yatırımları, hayvancılık destekleri, hibe programları ve doğrudan ödemeler yalnızca bugünü kurtarma çabası değildir. Bu adımlar, Türkiye’nin gıda güvenliğini tahkim etme, ekonomik istikrarını koruma ve kırsal nüfusunu üretim zincirinde tutma iradesinin göstergesidir. Çünkü tarım; kriz zamanlarında en stratejik sektördür.

Unutulmamalıdır ki gıda güvenliği olmayan bir ülkenin ekonomik güvenliği de kalıcı olamaz. Üretim zinciri kırıldığında enflasyon artar, ithalat baskısı büyür, dışa bağımlılık derinleşir. Buna karşılık kendi toprağını işleyen, kendi hayvan varlığını koruyan ve su altyapısını güçlendiren bir ülke; afetlere, küresel krizlere ve ekonomik dalgalanmalara karşı daha dirençli olur.

Bugün deprem bölgesinde verilen mücadele, yalnızca yıkılanı yapmak değil; daha güçlü, daha planlı ve daha dayanıklı bir tarımsal yapı kurmaktır. Bu aynı zamanda geleceğe yatırım yapmaktır.

Çünkü mesele sadece ev yapmak değil, hayatı yeniden üretmektir.
Mesele sadece şehirleri ayağa kaldırmak değil, toprağın bereketini sürdürülebilir kılmaktır.
Toprak üretmeye devam ederse umut diri kalır.
Çiftçi üretimde kalırsa ülke güçlü kalır.
Su akmaya devam ederse gelecek güvende olur.
Bu yüzden deprem bölgesinde tarımsal üretimin sürekliliği, yalnızca bir kalkınma hedefi değil; Türkiye’nin yarınlarına dair stratejik bir teminattır.

Henüz Yorum yok

İlk yorumu siz yazın.

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Yazarın Diğer Makaleleri