- 08 Mart 2026 - İRAN YALNIZLAŞIRKEN, ORTADOĞU YANIYOR!
- 28 Şubat 2026 - SİYASET KURUMUNA SİTEMİM VAR!
- 18 Şubat 2026 - ORUÇ; İMANIN ŞAHLANIŞI VE RUHUN DİRİLİŞİDİR!
- 07 Şubat 2026 - DÜNYA BİR UTANCI KONUŞUYOR!
- 01 Şubat 2026 - MÜSLÜMANLAR YENİDEN MÜSLÜMAN OLMALIDIR!
- 20 Ocak 2026 - ÜZGÜNÜM EY MİLLETİM!
- 07 Ocak 2026 - SUÇLU KİM? MÜSLÜMANLAR MI?
- 28 Aralık 2025 - VATANDAŞIN ŞİKAYETİ VAR!
- 08 Aralık 2025 - BİZİ ÇOK YORDUNUZ!
- 24 Kasım 2025 - ÖĞRETMENLER GÜNÜ- 2025
- 10 Kasım 2025 - CUMHURİYETİN DEĞERLERİ DİYORLAR!?
- 27 Ekim 2025 - KİRLİ ELLERE ARTIK DUR DEMELİYİZ!
- 11 Ekim 2025 - MESCİD-İ AKSA'YA SEYAHATİM!
- 01 Ekim 2025 - SİYONİZM VE SALOŞİZM İLE YAŞAMAK!
- 13 Eylül 2025 - BİR MEDENİYET PARAMPARÇA!
- 23 Ağustos 2025 - İSRAİL'İ VE YAHUDİLİĞİ TANIYALIM MI?
- 06 Ağustos 2025 - MÜSLÜMANLARIN BUGÜN SORUNU NEDİR!?
- 23 Temmuz 2025 - SENİ ARIYORUZ YA RESULALLAH!
- 08 Temmuz 2025 - İSLAM DÜNYASI NEDEN BU HALDE!?
- 28 Haziran 2025 - KAYBOLAN İNSANLIĞI ARIYORUM!?
- 13 Haziran 2025 - BEN YETKİLİ OLSAYDIM!?
- 31 Mayıs 2025 - GAZZE, SENİNLE BİRLİKTE GÖZYAŞI DÖKÜYORUZ!
- 15 Mayıs 2025 - TÜRKİYE NELERE DİKKAT EDECEK!?
- 29 Nisan 2025 - DEPREM NEDİR BİLİYOR MUYUZ!?
- 18 Nisan 2025 - FİLİSTİN'E NE OLDU!?
- 06 Nisan 2025 - İÇİMİZDEKİ BEYİNSİZ SÜRÜNTÜLERE SESLENİYORUM!
- 19 Mart 2025 - TÜRKİYE ADIM ADIM EKREM İMAMOĞLU'NU KONUŞUYOR!
- 10 Mart 2025 - ORUÇ, BİR İMAN GÖSTERGESİDİR!
- 23 Şubat 2025 - AMERİKA'YA AİT BİR DÜNYADA SIĞINMACI GİBİ YAŞAMAK!
- 12 Şubat 2025 - CHP İLE CUMHURİYET TARİHİ YOLCULUĞUMUZ!
- 01 Şubat 2025 - BİZ HEP ACI MI YAŞAYACAĞIZ!?
- 15 Ocak 2025 - İNSANLIK TARİHİNDEN DERSLER!
- 25 Aralık 2024 - BİR MİLLET DEĞERLERİYLE AYAKTA KALIR!
- 11 Aralık 2024 - SURİYE TARİHİNDE BİR YOLCULUK !
- 02 Aralık 2024 - MÜSLÜMANLAR, KUR'AN'DA BULUŞMADIKÇA ZAFER KAZANAMAZLAR!
- 15 Kasım 2024 - Ce Ha Pe !?
- 29 Ekim 2024 - EFENDİLER! YARIN CUMHURİYETİ İLAN EDECEĞİZ!
- 21 Ekim 2024 - VAR MI DÜNYA'DA HİKMET, MERHAMET VE ADALET!?
- 03 Ekim 2024 - EĞER VİCDANINIZ ÖLMÜŞSE, YAPILACAK BİR ŞEY YOK!?
- 14 Eylül 2024 - BU NASIL BİR EĞİTİM SİSTEMİ !?
- 28 Ağustos 2024 - HAYAT; TEVHİD VE CİHAD'DIR!
- 13 Ağustos 2024 - KİMDİR BU İSRAİL !?
- 30 Temmuz 2024 - GÜZEL DEVLETİM, SANA SESLENİYORUM!
- 19 Temmuz 2024 - İNSANLIK TARİHİ NELERE ŞAHİT!?
- 05 Temmuz 2024 - KUR'AN İLE HZ. MUHAMMED (S.A.V)'İ KARŞI KARŞIYA GETİRMEK!?
- 13 Haziran 2024 - HALA SUSACAK MISINIZ EY ALİMLER!?
- 30 Mayıs 2024 - İSLAM DÜNYASI CİHAD RUHUNU KAYBETTİ.
- 18 Mayıs 2024 - MODERN KÖLELERİN DRAMI!
- 04 Mayıs 2024 - EĞİTİM SİSTEMİMİZ CAN ÇEKİŞİYOR!
- 30 Nisan 2024 - KİM BİZİ BU HALE GETİRDİ!?
- 13 Nisan 2024 - MÜSLÜMANLAR NEREDE HATA YAPTI!?
- 26 Mart 2024 - TÜRKİYE, GEÇMİŞİNE ÜZÜLÜYOR, GELECEĞE DE UMUTLA YÜRÜYOR!
- 09 Mart 2024 - ORUÇ, TAKVA VE TESLİMİYETTİR!
- 27 Şubat 2024 - BİR SOYGUNUN SOYSUZ HİKAYESİ?
- 16 Şubat 2024 - BEN MÜSLÜMAN ARIYORUM!
- 02 Şubat 2024 - MÜSLÜMANLAR TARİH YAZDI, BİZE O TARİH OKUTULMADI!
- 11 Ocak 2024 - HZ. MUHAMMED (S.A.V) BU HALİMİZİ GÖRSEYDİ!?
- 27 Aralık 2023 - EY MİLLETİM BU GİDİŞ NEREYE!?
- 15 Aralık 2023 - Duamız Kabul Olmuyor !
- 30 Kasım 2023 - Batı, Müslümanlar ve İsrail !
- 16 Kasım 2023 - Yahudilerin Tarihinde Bir Yolculuk!
- 02 Kasım 2023 - İsrail Soykırım Yapıyor, Dünya Seyrediyor!
- 14 Ekim 2023 - Filistinli Mücahidler Kurtuluş Savaşı Veriyor!
- 25 Eylül 2023 - Türkiye'de İlahiyatçılar Ne Yapıyor!?
- 30 Ağustos 2023 - Zulüm ile Abad Olanın Akıbeti Berbat Olur!
- 15 Ağustos 2023 - Soralım mı Müslüman Kimdir !?
- 25 Temmuz 2023 - Canımız Yanıyor, Durdurun Har Vurup Harman Savurmayı!?
- 09 Temmuz 2023 - Hz. Aişe ile Hz. Peygamber (S.A.V) Evlendiğinde Kaç Yaşındaydı!?
- 20 Haziran 2023 - Kars Bir Gazi Şehirdir!
- 03 Haziran 2023 - Müslümanlar Bugün Bu Halde Mi Olacaktı!?
- 11 Mayıs 2023 - 14 Mayıs'ta Ya Amerika Kazanacak, Ya da Türkiye!?
- 25 Nisan 2023 - Nedir Bu Amerika'dan Çektiğimiz!?
- 01 Nisan 2023 - Sayın Kemal Kılıçdaroğlu! Neden Susuyorsunuz!?
- 22 Mart 2023 - Büyük Bir Teslimiyetin İbadetidir Oruç!?
- 10 Mart 2023 - Hedef Türkiye'yi Çökertmek!
- 02 Mart 2023 - 6+1'li Masadan Haber Var !?
- 23 Şubat 2023 - Deprem Kader midir!?
MEHMET BOZKURT
YENİDEN BİR DİRİLİŞ GEREKİR!
YENİDEN BİR DİRİLİŞ GEREKİR!
Bazen durup kendimize sormamız gerekir. Nerede kaybettik? Ne zaman savrulduk? Hangi kavşakta yönümüzü şaşırdık?
Hayatı Tevhid ve Cihat bilinciyle anlamlandıran insan, aslında tek bir hakikatin etrafında yaşar. Yalnız Allah’a yönelmek ve yalnız O’ndan korkmak. İşte dinin özü de, omurgası da budur. Ne var ki, tarih boyunca bu saf inanç bulanmış, Tevhid’in berraklığına insan eliyle gölgeler düşürülmüştür.
Bugün İslam ümmetinin içine düştüğü parçalanmışlık hali tesadüf değildir. Fırkalar, mezhepler, tarikatlar, ideolojiler ve siyasi kamplaşmalar… Her biri bir parça koparmış; ümmetin birliğini zayıflatmış, direncini kırmıştır. Kur’an’ın etrafında birleşmesi gerekenler, ne yazık ki kendi dar kalıplarının etrafında kümelenmiştir.
Oysa çözüm, karmaşık değildir. Bilakis son derece açıktır. Dinin kaynağını yeniden Allah’ın kitabına teslim etmek. Kur’an’dan onay almayan her söz, her yorum, her rivayet sorgulanmalı; hakikat, kaynağından öğrenilmelidir. Çünkü İslam’ın kaynağı Allah’tır, örnek uygulayıcısı ise O’nun Resulü Hz. Muhammed (s.a.v)'dır. Gerçek teslimiyet de burada başlar.
Tarih, bize sadece bilgi vermez, aynı zamanda yol gösterir.
Düşünün… Önünüzde azgın dalgalarıyla Kızıldeniz, arkanızda ise ölüm kusan bir ordu. Kaçacak yer yok, sığınacak kapı yok. İşte tam o anda bir topluluk paniğe kapılıyor, suçlamaya başlıyor:
"Ey Musa! Bizi bu hale sen getirdin!?”
Ama bir peygamberin diliyle çıkan tek bir cümle, bütün korkuları yerle bir ediyor.
"Endişelenmeyin! Rabb’im benimledir. Bana mutlaka bir yol gösterecektir."
İşte iman budur. İşte teslimiyet budur. Ve işte mucizenin başladığı yer tam da burasıdır!
Aynı hakikati başka bir sahnede de görürüz. Ateşe atılan Hz. İbrahim (a.s) de… O alevlerin ortasında bile sarsılmadı. Çünkü biliyordu. "Allah bana yeter!" Bu söz, ateşi yakmayan bir serinliğe dönüştürdü.
Ve Allah Resulü Hz. Muhammed (s.a.v)... Uhud’da yaralanırken, Taif’te taşlanırken, karısına zina iftirası atılırken, hayatının en ağır imtihanlarından geçerken… O’nun sığınağı neydi? Hangi karanlık onu yutabildi? Hiçbiri. Çünkü O, sarsılmaz bir teslimiyetin temsilcisiydi.
Bugün bizim eksikliğimiz de tam olarak burada başlıyor. Bilgi çok, söz çok, iddia çok… Ama teslimiyet az. Güven az. Tevhid bilinci zayıf.
Yeniden diriliş, işte bu noktada mümkündür.
Ne sloganlarla, ne tartışmalarla ve ne de ayrışmalarla…
Yalnızca hakikate dönüşle...
Yalnızca Kur’an’a yönelişle...
Yalnızca, "Rabbim benimledir” diyebilecek bir imanla…
Çünkü diriliş, dışarıda değil; insanın kalbinde başlar.
... Ve
Kan, utanç ve diriliş...
Dünya bugün, akan kan karşısında büyük bir utançla yüzleşiyor. Ne acıdır ki, bu kan Müslümanların kanı olunca susan, görmezden gelen ve hatta bundan memnuniyet duyan bir düzenle karşı karşıyayız. Ancak tarih bize şunu öğretmiştir. Zulüm arttıkça diriliş de yaklaşır. Bu acılar, bir gün ümmetin yeniden silkinişine vesile olacaktır inşaallah...
Bugün 1.8 milyarlık İslam alemi, birkaç yöneticiyle sınırlı değildir. Sessiz görünen bu kalabalık, aslında derin bir öfke ve uyanışın eşiğindedir. Ne var ki, en büyük zaafımız birlikten uzak oluşumuzdur. Ortak hareket edemeyen, parçalanmış bir yapı; dış müdahalelere açık hale gelmiş, kendi içinde de zayıflamıştır.
Tarihi kırılma noktalarına baktığımızda, halifeliğin kaldırılmasıyla İslam dünyasının liderlik mekanizmasının çöktüğünü görürüz. Adeta kafası koparılmış... Ardından gelen dağınıklık, ümmeti hem siyasi ve hem de fikri olarak savunmasız bırakmıştır. Buna bir de bid’atler, hurafeler ve öz kaynaktan uzaklaşma eklenince; Kur’an merkezli bir bilinç yerini parçalanmış anlayışlara bırakmıştır.
Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo sadece dış güçlerin eseri değildir. İçerideki işbirlikçiler, menfaat uğruna değerlerini terk edenler ve ilimden uzaklaşan toplumlar da bu çöküşte pay sahibidir. Zenginlik rehavete, rehavet ise geri kalmışlığa dönüşmüştür. Bilim, teknoloji ve üretimden uzak kalan toplumlar, caydırıcı güçlerini de kaybetmiştir.
Öte yandan küresel sistem, adalet dağıtması gereken güçlerin zulüm üretmesiyle daha da karanlık bir hal almıştır. Gazze’de yaşanan insanlık dramı bunun en açık örneğidir. Buna rağmen sosyal medya yüzeyselliğine hapsolmuş bir bilinç, acının derinliğini kavramaktan uzaktır.
Tüm bu karanlık tabloya rağmen umut vardır. Tarih boyunca hiçbir zulüm ebedi olmamıştır. Son yaşanan gelişmeler, "yenilmez" sanılan güçlerin de sarsılabileceğini göstermiştir. Bu, sadece askeri bir olay değil, aynı zamanda psikolojik bir kırılmadır.
Ancak asıl mesele şudur: Diriliş, sadece öfkeyle değil; bilinçle, birlikle ve hakikate dönüşle mümkündür. İslam dünyasının yeniden ayağa kalkması, İslam’ı bir hayat nizamı olarak yeniden kavramasından geçmektedir. Aksi halde her tepki, yeni bir dağınıklığa dönüşür.
Bugün en büyük görev; tefrikayı değil vahdeti, nefreti değil adaleti, cehaleti değil ilmi büyütmektir. Çünkü bu ümmet ya yeniden dirilecek ya da parçalanmışlığın bedelini ödemeye devam edecektir.
Ve unutulmamalıdır ki, zulüm ne kadar büyürse büyüsün, hakikat eninde sonunda galip gelecektir.
Ve Trump da Netenyahu da ebediyyen lanetlenecektir. Son cümlemin bu zalimlere ve bu zalimleri destekleyenlere lanet ile bitmesi bir tesellimdir benim...
Mehmet BOZKURT, Eğitimci İlahiyatçı Araştırmacı Yazar




Henüz Yorum yok