ADNAN KALKAN

EKRANLAR AHLAKSIZLIK NAMUSSUZLUK VE DİNSİZLİK AKITIYOR

EKRANLAR AHLAKSIZLIK NAMUSSUZLUK VE DİNSİZLİK AKITIYOR

Bugün evlerimizin en baş köşesinde duran ekranlar; sadece görüntü vermiyor, bir hayat tarzı, bir değer sistemi, bir ahlak anlayışı pompalıyor. Ve ne yazık ki bu pompalanan içerik; çoğu zaman bizim inancımıza, kültürümüze ve medeniyet tasavvurumuza aykırıdır.

Biz farkında olmadan çocuklarımızın zihnine bir dünya inşa ediliyor. O dünya; helali değil hazzı, sadakati değil aldatmayı, aileyi değil bireysel arzuyu, hakkı değil gücü kutsuyor.

TV Programları Fitne Saçıyor
Televizyon dizileri ve bazı programlar artık sadece eğlence üretmiyor; normalleştirme operasyonu yürütüyor.

  • Gayrimeşru ilişkiler sıradanlaştırılıyor.
  • Yalan, entrika ve ihanet dramatik bir süs gibi sunuluyor.
  • Haram, heyecan unsuru haline getiriliyor.
  • Mafya özendiriliyor.
  • Kolay para kazanma ve hırsızlık aşılıyor.

Genç bir fert, haftada onlarca saat bu içeriklere maruz kaldığında zihninde şu mesaj yerleşiyor:
“Demek ki hayat böyle yaşanır.”

Oysa hayat böyle yaşanmaz. Hayat; emanet bilinciyle, sorumlulukla, mahremiyetle, inançla, ahlakla ve takvayla yaşanır.

Aldatmak Normalleştiriliyor
Dikkat edin; dizilerde aldatma artık bir “trajedi” değil, çoğu zaman bir “romantik heyecan” olarak sunuluyor ya normal bir kaçamak.

Eşini aldatan karakter; çoğu zaman güçlü, cazibeli ve haklı gösteriliyor. Aldatılan eş ise çoğu zaman silik, yetersiz veya suçlu gibi resmediliyor.

Bu bilinçaltı mesaj şudur: Sadakat eski moda, ihanet heyecanlıdır. Bu, aile kurumuna doğrudan saldırıdır. Aileyi ayakta tutan temel sütun güven ve iffettir. Güven yıkılırsa, toplum da yıkılır.

Aile İçi Namus Yok Sayılıyor
Namus; sadece cinsel bir kelime değildir.
Namus, bir medeniyetin ahlaki omurgasıdır, helallik sınırıdır. Bugün ekranlarda aile içi sınırlar silikleşiyor. Mahremiyet ortadan kaldırılıyor. Eşler arasındaki özel alanlar alenileştiriliyor. Özel olan teşhir ediliyor.

Mahremiyet kaybolursa;

  • Saygı kaybolur.
  • Güven kaybolur.
  • Utanma duygusu körelir.

Ve utanma duygusu kaybolduğunda, artık her şey yapılabilir hale gelir.

Çocuklara Kötü Model Oluyor

Çocuk; gördüğünü öğrenir. Beyin, özellikle erken yaşta, modelleyerek öğrenir. Ekranda gördüğü karakter; onun için bir rol model haline gelir. Eğer bu rol model;

  • Mafyatik tipleri övüyorsa,
  • Şiddeti çözümmüş gibi gösteriyorsa,
  • Dinî değerleri küçümsüyorsa,
  • Namusu yok sayıyorsa,

Çocuk bilinçaltında bunu “güç” olarak kodlar.

Anne-baba bir tarafta değer anlatırken, ekran diğer tarafta karşı sapkınlık aşılarsa; çocuk hangi tarafı seçecektir? Daha cazip olanı, daha zevkli olanı ve daha kolay olanı.

Kıyas ile Boşanmalar Artıyor
Sosyal medya ve diziler; sahte mutluluklar üretiyor. Sürekli bir kıyas kültürü oluşturuyor.
“Onun eşi böyle.”
“Onların hayatı böyle.”
“Biz neden böyle değiliz?”
“Bizimkisi de hayat mı?”

Bu kıyas; memnuniyetsizliği besliyor.
Memnuniyetsizlik; tahammülsüzlüğü artırıyor.
Tahammülsüzlük; boşanmaya kapı aralıyor.
Ekranlar sadece eğlendirmiyor; evlilikleri de aile medeniyetimizi de zedeliyor.

Devlet ve Hukuk Yok Sayılıyor
Bazı yapımlarda hukuk sistemi etkisiz gösteriliyor. Adalet mekanizması alaya alınıyor. Mafya, çete ve illegal yapılar “daha hızlı çözüm üreten” güçlü figürler gibi sunuluyor.

Bu ne demektir?
Genç zihne şu mesaj verilir: “Güçlüysen haklısın.” Oysa bizim medeniyetimizde haklı olan güçlüdür; güçlü olduğu için haklı değildir.

Mafya ve Çete Özendiriliyor
Son yıllarda özellikle mafyatik karakterler; karizmatik, zeki ve lider tipler olarak sunuluyor. Silah, şiddet ve illegal güç; cazip bir kimlik haline getiriliyor. Bu, genç ruhlara atılan tehlikeli bir tohumdur. Toplum; adaletle değil korkuyla yönetilen bir anlayışa doğru kaydırılırsa, medeniyet çatırdar.

Din, Ahlak ve Namus Çöktü mü?
Hayır. Henüz çökmedi. Ama çökme aşamasına geldi.  Din, ahlak ve namusta ciddi bir sarsıntı var. Eğer dinî değerler alay konusu olursa,
Eğer namus kavramı gericilik diye sunulursa,
Eğer iffetin yerini teşhir alırsa,
Medeniyet gerçekten çatırdar. Bir toplum; ekonomik krizle değil, ahlaki çöküşle yıkılır.

İnancımıza Aykırı Programlara Ceza Yazılmalı
Özgürlük; sınırsızlık değildir.
Sanat; ifsat etme hakkı değildir.
Yayıncılık; nesli bozma serbestliği değildir.
İnancımıza, aile yapımıza ve toplumun temel değerlerine açıkça saldıran programlar;

  • Denetlenmeli,
  • Uyarılmalı,
  • Gerekirse kaldırılmalıdır.

Toplumun ahlakını korumak; devletin asli görevlerinden biridir.

Neslimiz İfsat Edildi, Elde Ne Kaldı?
Henüz her şey bitmiş değil. Ama alarm zilleri fena çalıyor.

Bugün evlerimizde:

  • Daha az mahremiyet,
  • Daha az saygı,
  • Daha az sabır,
  • Daha fazla haz,
  • Daha fazla teşhir,
  • Daha fazla bireysellik var.

Bu gidişatı tersine çevirecek olan; bilinçli ailelerdir. Fedakâr eğitimcilerdir. Duyarlı siyasetçiler ve bürokratlardır.

STK’lar Birleşmeli, Kamuoyu Oluşturulmalı

Bu mesele sadece bireysel bir tercih meselesi değildir. Bu mesele bir medeniyet meselesidir.

Sivil toplum kuruluşları, aile platformları, eğitimciler, psikologlar ve ilim ehli; bir araya gelmelidir.

  • Zararlı içerikler raporlanmalı,
  • Alternatif temiz içerikler üretilmeli,
  • Kamuoyu bilinçlendirilmelidir.

Sadece eleştirmek yetmez. Alternatif üretmek gerekir.

Şimdi Uyanma Vakti

Ey anne!
Ey baba!
Ey eğitimci!
Ey toplumun vicdanı olan fert!

Ekranı evin baş köşesine koyarken; hangi değer sistemini evine davet ettiğini düşün.

Unutma:
Bir nesil, tankla değil ekranla dönüştürülür.
Bir medeniyet, bombayla değil değer ve inanç erozyonuyla yıkılır.

Eğer biz kendi değerlerimizi korumazsak,
Birileri bizim çocuklarımızın zihnini ve kalbini kendi değersiz değerleriyle doldurur.

Şimdi susma zamanı değil.
Şimdi bilinçlenme, birleşme ve mücadele zamanıdır.

Ahlak giderse aile gider.
Aile giderse toplum gider.
Toplum giderse medeniyet gider.

Ve biz, medeniyetimizin çatırdamasına asla seyirci kalamayız.

Uzm. Adnan Kalkan
Psikoloji Bilimi Uzmanı
Aile Danışmanı
[email protected]

Henüz Yorum yok

İlk yorumu siz yazın.

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Yazarın Diğer Makaleleri