İBRAHİM ERKAM

KOVULMUŞ ŞEYTANIN ŞERRİNDEN ALLAH'A SIĞINIRIM

“KOVULMUŞ ŞEYTANIN ŞERRİNDEN ALLAH'A SIĞINIRIM”

İstiaze, lügat olarak sığınmak anlamına gelir. Istılahta ise “Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah'a sığınırım” demektir. Bir Müslüman, Kur'an okumaya başlamadan önce istiaze ve besmele ile başlar. (Nahl,98)

Bu, bildiğimiz ve çoğunlukla uygulamaya çalıştığımız bir ameldir. Fakat şeytandan Allah'a sığınma eylemi, Rabbimiz’ in emrine göre sadece Kur'an okurken değil; şeytan bize her yaklaştığı anda olmalı. Allah, Fussilet Suresi'nde mealen şöyle buyurdu:

“Eğer şeytandan sana bir fitleme gelirse hemen Allah’a sığın! Allah en iyi işiten ve en iyi bilendir.” (Fussilet, 36)

Ayette geçen نزغ ifadesi, fitleme, kışkırtma, vesvese anlamındadır. Şeytan, insanın düşmanıdır ve görevi direk günahı işletmek değil;  vesvese vererek günaha sevk etmektir. Nefs, bu fitlemeye aldanır da günaha düşerse şeytan amacına ulaşmış olacaktır. Sonuçtan sorumlu olan ise nefsimiz yani irademizdir. Bu yüzden insan, bir ömür boyu onun vesveselerine karşı mücadele eder ve nefsini dizginlemeye çalışır.

Peki şeytan, herkese zarar verebilir mi? Allah’ın izni olmadan şeytan hiç kimseye zarar veremez. Allah, kendisine güvenip dayanan ihlaslı kullarını koruyacağını beyan etmiştir:

“(O tür) gizli konuşmalar ancak şeytandandır. Bu, müminleri üzmek içindir. Oysa şeytan, Allah’ın izni olmadıkça onlara hiçbir zarar veremez. Müminler ancak ve ancak Allah’a güvenip dayansınlar.” (Mücadele,10)

“İblîs, “Senin izzetine andolsun ki , içlerinden ihlaslı kulların hariç, insanların topunu kesinlikle yoldan çıkaracağım” dedi.” (Sad, 82,83)

Şeytan, kişiyi fert olarak saptırmaya çalıştığı gibi, insanların arasını bozarak da düşmanlık yapar. Kıskançlık, dedikodu, fitne çıkarmak,  vb. şer davranışlarla özellikle aile düzenini bozmak için uğraşır. Bu hususla ilgili Rabbimiz mealen şöyle buyurdu:

“Kullarıma söyle: (İnsanlara karşı) en güzel sözü söylesinler. Çünkü şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan insanın apaçık bir düşmanıdır.” (İsra,53)

Hiçbir Müslüman, şeytanın kendisine vesvese verip ayağını kaydırmayacağından emin olmamalı. Her daim teyakkuzda olup, onun şerrinden Allah’a sığınmalı. Nitekim bununla ilgili Hz. Enes’ten (r.a.) rivayet edildiğine göre Allah Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“Efendimizin (sav) itikâfta olduğu bir Ramazan gecesinde hanımı Hz. Safiye kendisini ziyaret eder. Hz. Safiye, biraz sohbet ettikten sonra eve dönmek üzere kalkar. Resûlullah, (sav) da onu kapıya kadar uğurlar. O esnada oradan geçmekte olan iki sahabî Hz. Peygamber’i (sav) görünce fark edilmeden hızlıca oradan uzaklaşmak isterler. Ashabın  bu telaşını fark eden Allah’ın elçisi, “Durun! Bu, (eşim) “Safiyye binti Huyey”dir.” der. Resûlullah’ın (s.a.v.) açıklama yapma ihtiyacı hissetmesinden mahcup olan sahâbîler, “Sübhânallâh, Ey Allah'ın Elçisi!” diyerek kendisi hakkında herhangi bir olumsuz düşünceye kapılmalarının söz konusu olmadığını söylerler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurur: “Şeytan, kanın dolaştığı gibi insanın içinde dolaşır. Doğrusu, şeytanın kalplerinize yanlış düşünceler getirmesinden endişe ettim.” (Buhârî, Bed’ü’l-halk, 11)

Şeytanın kalplerimize yanlış düşünceler getirmesinden ve ayağımızı kaydırıp günaha sevk etmesinden Allah’a sığınırız.

Henüz Yorum yok

İlk yorumu siz yazın.

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Yazarın Diğer Makaleleri