- 04 Mart 2026 - BAŞA KAKMA!
- 28 Şubat 2026 - 28 ŞUBAT AYAZINI BİLİRİM
- 23 Şubat 2026 - HADDİ AŞMA ALIŞKANLIĞI
- 18 Şubat 2026 - BİR ANNENİN CENNET KOKAN NEFESİ
- 01 Şubat 2026 - SILA-İ RAHİM ZİYARETİ
- 01 Ocak 2026 - KARDEŞ OLMANIN SORUMLULUĞU
- 25 Aralık 2025 - GERİYE NASIL DÖNSEK?
- 22 Aralık 2025 - TÖVBE SEFERBERLİĞİ
- 08 Aralık 2025 - HORASAN’DAN BİR NEFES
- 03 Aralık 2025 - KURBAN OLMANIN ATEŞİ
- 19 Kasım 2025 - İLK KİM ALACAK?
- 04 Kasım 2025 - ÇİLEKEŞ BİR MÜSLÜMANIN GÖZYAŞLARINI GÖRMEK
- 30 Ekim 2025 - KORKTUM AMA ÖĞRENDİM
- 25 Ekim 2025 - MODERN İNSANIN ÖZGÜRLÜK ÇIKMAZI
- 16 Ekim 2025 - ONLARIN SINAVI / BİZİM SINAVIMIZ
- 02 Ekim 2025 - SUMUD FİLOSU GAZİLERİNE SELAM VE HASRETLE…
- 24 Eylül 2025 - FİTNE ATEŞİ
- 07 Eylül 2025 - SÜKÛNET DERSİ / DERDİ
- 28 Ağustos 2025 - BABAM…
- 25 Ağustos 2025 - MURDAR ÖLMEMEK İÇİN
- 18 Haziran 2025 - VAHİY DEVAM EDİYOR
- 11 Haziran 2025 - TİTANİK’TE MÜSLÜMAN OLMAK / MÜSLÜMAN KALMAK
- 23 Mayıs 2025 - MÜSLÜMANIN AYRILMA AHLAKI
- 14 Mayıs 2025 - NEREDE HATA YAPIYORUZ?
- 01 Mayıs 2025 - ASIL YARIŞ BURADA
- 11 Nisan 2025 - ÇAĞDAŞ ZÜLBİCÂDEYN
- 09 Nisan 2025 - KISKANMA HAKKIMI KULLANMAK İSTİYORUM
- 25 Mart 2025 - HATIRALARIN GÖLGESİNDE İTİKÂF
- 13 Ocak 2025 - KUSURSUZ BİR CENAZE
- 07 Ocak 2025 - ZORLA DÖNÜNCE Mİ?
- 25 Aralık 2024 - GASSAL ELİNDE MEYYİT
- 17 Aralık 2024 - GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ
- 09 Aralık 2024 - HAZIR OLMAYANLAR İÇİN
- 03 Aralık 2024 - BİR TUTAM PİŞMANLIK
- 26 Kasım 2024 - CAMİ VE ÇOCUK SESİ
- 22 Kasım 2024 - NE SAĞLAM BİR ÇINARDI
- 06 Haziran 2024 - BİR GÜNDE İKİ SABAH NAMAZI
- 23 Mayıs 2024 - İRAN’DA HELİKOPTERİ KİM Mİ DÜŞÜRDÜ?
- 12 Mart 2024 - RAMAZAN'DA ORUCA TUTULMAK
- 26 Şubat 2024 - AİLE DERDİMİZ -IV- BEN - BİZ KAVGASI
- 10 Şubat 2024 - BİR DRAM VE DUA SAĞANAĞI
- 02 Şubat 2024 - AİLE DERDİMİZ- 3
- 23 Ocak 2024 - AİLE DERDİMİZ -2-
- 17 Ocak 2024 - AİLE DERDİMİZ -1-
- 26 Aralık 2023 - ANNEMİN İKİ DAMLA GÖZYAŞI / İkinci Hikaye Kitabı
- 22 Aralık 2023 - Hayta ile Cemşit
- 15 Aralık 2023 - Turnusol Kâğıdı Filistin
- 16 Eylül 2023 - Sosyal Medya Fırtınası
- 12 Ağustos 2023 - Ölüm Seçme Hakkımız
- 03 Ağustos 2023 - Cennette Komşu Seçme Özgürlüğü
- 20 Temmuz 2023 - Afrika’da Neler Oluyor?
- 06 Temmuz 2023 - Sınırlarını Aşan Ülke Türkiye
- 20 Haziran 2023 - Sıla-i Rahim
- 26 Nisan 2023 - Şevval Ayı Rehberi
- 17 Nisan 2023 - İlahi Kitaplarda Ortak İz
- 07 Nisan 2023 - Izîîn ( Kuranı Parçalamak )
- 03 Nisan 2023 - Ramazan Ayında Kur’an Buluşmaları
- 28 Mart 2023 - Bir Çanakkale Töreni
- 24 Mart 2023 - Bu Ramazanda Ne Yapalım?
- 03 Şubat 2023 - Refik mi, Tarık mi?
- 14 Ocak 2023 - Aşkına Hayran Olduğum Adam Aşkına Gitti
- 30 Aralık 2022 - Dünyanın Ve Menfaatin Esareti
- 20 Kasım 2022 - Türkiye Nerede Olmalı?
- 06 Ekim 2022 - Tohum Atan Pişman Olmaz
- 26 Eylül 2022 - Kraliçeler de Ölür
- 14 Eylül 2022 - Düğüm Olan Düğünler
- 07 Eylül 2022 - Freni Patlamış Kamyon
- 18 Ağustos 2022 - Taşın Altında Eli Var
- 01 Temmuz 2022 - Neler Kaldı, Neler...
- 10 Haziran 2022 - İlacınız Varsa Bana Onu Söyleyin
- 17 Mayıs 2022 - Çocukça Bir Mutluluk İşte
- 01 Mayıs 2022 - Türkiye Ne Kadar Büyük?
- 22 Nisan 2022 - Özel Bir İftar Sofrası
- 09 Nisan 2022 - Ramazan Geldi Ve Gerçekten Hoşça Geldi
- 30 Mart 2022 - Uzak / Yakın
- 25 Mart 2022 - Dualı Bir Çift Ağız
- 16 Mart 2022 - Ne Savaşlar Bilirim Ben
- 01 Mart 2022 - Acımıza Karışmayın
- 17 Şubat 2022 - Değiştirme Tehdidi
- 20 Ocak 2022 - Cennet Müjdesi Yolculuk
- 14 Ocak 2022 - Bir Fısıltı Mesafesinden Bismillah
HAŞİM AKIN
İNSAN VE TARİH
İNSAN VE TARİH
İranlı sosyolog Ali Şeriati, “insanın dört zindanı” isimli kitabında “beşer” olma özelliğiyle başlayan yaratılış sürecinin sonunda “insan” sıfatına geçiş serüvenini anlatır ve buna da dört hususun engel olduğunu öne sürer.
İnsan olma yerine “beşer” olarak kalmayı sağlayan takıntı ve engellerden birisi de tarihtir. İnsanoğlu bireysel veya toplumsal olarak geçmişte yaşadığı olayları unutmakta ve onların etkisinden kurtulmakta zorlanır. Bu unutamama ve kurtulamama duygusu ne kadar artarsa o kadar da çok hata yaptırır. Bu ruhi tekâmül gerçekleşemeyince de sürekli beşer olarak kalır. Bu zindandan bir türlü de kurtulamaz.
Biz bunu daha çok “atalarımızı böyle bulduk” diyen Mekkeli müşriklerle görürüz. Ferdi veya içtima-i alışkanlıklar aşılması zor bir engeldir.
Sürekli geçmişte yaşayan bu canlının birçok mazereti vardır. Hep benzer itirazlarla cümleler başlar. “Ama o zaman ne olmuştu biliyor musun? Onun yaptığı unutulur gibi değil. İçimden bir türlü çıkmıyor. Ben hala onun aynısını yapmasından korkuyorum… ” diye başlayan cümleler hep önüne bir duvar gibi set oluşturur. Eski kırgınlıklar, tarihi geçmiş dargınlıklar, o günden bu yana miras kalmış kavgalar onu hep aynı yerinde bırakır ve onun “beşer” olma özelliğini kamçılar.
Oysaki bunu bırakabilseydi insan olacaktı. Daha doğrusu “İnsan-ı Kamil” olacaktı.
Aynı problem bireyler için olduğu gibi toplumlar için de vardır. Örneğin Türkiye, çağdaş dünya şartlarında ve yenidünya konjonktüründe İspanya ile ekonomik - sosyal iyi ilişkiler kurmak istese ilk aklımıza neler gelecek? “Endülüs’te yaşanan acı olayları ve Müslümanlara yapılan zulümleri hatırlamak onları gündeme taşıyarak” engel olmak mı gerekecek? O eski zulümlerin faturasını mevcut İspanya halkına veya yönetimine kesmek doğru bir tercih midir? Burada eleştiri sınırlarını da aşarak düşünülen bir kısım insani ilişki ve faaliyetlerin engellenmesini mi isteyeceğiz?
Endülüs’te yaşanan acı olayların üzerinden kaç yıl geçti? Bugün yaşayan insanların ne kadarı bu konuda suçlu? O suç bunların dedelerinde ise o gün düşmanların üzerine gelişine zemin hazırlayacak kardeş kavgalarının müsebbibi olan Müslümanların hiç mi suçu yok? Bu olaylara yardıma gitmeyen / gidemeyen Müslüman dedelerimizin eksikliğini eleştiri yaparak mı kapatacağız?
Bugün yaşadığımız dünyada en önemli gündem konularından birisi Amerika, İsrail ve taraftarlarının İran'a karşı yürüttüğü savaştır. Bu savaşın neresinde durmamız gerektiğini tespit etmek için bugüne mi bakmalı yoksa tarihte mi kalmalı?
İlk cevaplanması gereken soru şu olmalıdır; “Tarih niçin okunmalıdır?” Tarihi aynı hataları tekrar işlememe, aynı delikten ikinci kez ısırılmama bilincini geliştirmek için mi okumalıyız yoksa orada kalıp o gün yapılanları ve o gün yapılamayanları bugün yapmak için mi okumalıyız?
İran'ın tarihteki hataları gündeme taşındığı kadar Amerika ve İsrail'in tarihteki hataları yeterince gündeme taşınamıyorsa burada bir sorun görmek gerekmez mi? Olaylara bakışımızı “kendimizi sadece iki zalimden birini seçme zorunluluğunda hissetme” olarak değerlendiriyorsak nerede duruyoruz? Tarihi olaylara bu kadara çok takılınca “biz o zindandan kurtulamadık” demek olmaz mı?
Mehmet Akif Ersoy merhum konuyu şöyle özetler.
Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey!
Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?
"Tarih"i "tekerrür" diye tarif ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?
İbret nasıl alınır? Geçmişte yapılmış zaaflardan / hatalardan ibret almakla o hataların intikamını bugün almak birbirinden çok farklı şeydir.
Bireysel veya toplumsal olaylar için eski olaylara ibret nazarıyla bakmak yerine o olayları bu güne taşıyarak çözüm aramak çok sağlıklı olmayacak.
İnsan-ı kâmil olmanın şartı kardeşliğe zarar verecek her türlü takıntı ve davranıştan uzak kalabilmekle olacak…
Sonunda bir fıkra gider değil mi?
“Bir Yeniçeri iri, heybetli hali ile sokakta yürürken ansızın karşıdan gelen bir adamı, pata -küte dövmeye başlamış. Adam can havli ile ‘ben sana ne yaptım. Niye bana vuruyorsun’ diyerek; onu bundan vazgeçmeye, ikna etmeye çalışıyor. Bunun üzerine Yeniçeri ona, ‘sen Yahudi’sin’ demiş. Oda, ‘evet doğru, ama biz hepimiz Osmanlı tabasıyız’ demiş. Yeniçeri de ona, ‘ama siz Hazreti İsa’nın çarmıha gerilip öldürülmesine yol açtınız’ demiş. Yahudi adam da çaresizlik içinde, ‘o olay bundan 1500 sene evvel oldu, şimdi benim ne günahım var’ demiş. Yeniçeri de ona, ‘doğru ama ben şimdi duydum’” demiş.



Henüz Yorum yok