MEHMET TOPUZ

KUTUPLAŞMA SÜRECİ…

KUTUPLAŞMA SÜRECİ…

Bir konu ya da bir süreç hakkında taraf olmakta önemli bir mevzu… Herkes bir yönüyle hak ile batıl arasında ya da gündelik düşüncenin içerisinde haklı ya da haksız gibi kavramsal ifadelerin eşliğin de tarafını belirliyor.

Dünya siyasetin de yıllarca ifade edilen mevcut kurallar silsilesinin aslında bir aldatmaca olduğu gerçeği ile beşeriyetin bu anlamda bir yüzleşme halinde olduğunu söylemem doğru olmaz. Çünkü kimse bu kuralların gerçek alanda hayat bulduğuna inanmıyordu. İnandırılmaya ya da kandırılmaya talip olan bir kitlenin varlığı her çağda söz konusu. Tabi bu talibiyet bilinçli olmayan bir talibiyetti… Zaten kitle psikolojisinde bunu da çok fazla aramamak gerekir. Neyse mevzu uzun konuya dönelim.

Bugün bölge bazında bakıldığında ilginç olmayan gelişmelere tanıklık ediyoruz. Dünya sathında bir kutuplaşma süreci şuan itibarıyla kendini göstermeye başladı. Ve savaşı meşrulaştırmaya çalışan İsrail denilen terör devleti ile ABD bir takım argümanları da geçmişte olduğu gibi bugün de ortaya sürecek gibi durmakta. Dini gerekçelerle bir vakit papazların haçlı seferlerini hazırlamak ve doğunun zenginliklerini ele geçirmek düşüncesiyle batı daki propagandaları yeni yüzyıl da ülkedeki papazlara kendisini kutsatan bir anlayışa evrildi. İsrail dini metinleri dayanak alırken, gerekçesi dünyada yer alan bütün bir alandan insan devşirme ya da yandaş bulma düşüncesinde olsa gerek kanaatimce.

Yani savaşın sadece bir yönü olmadığını sürecin sonuca olan etkisini görmek adına bir kutuplaşma süreci de böylece batılı devletler tarafından işletilmekte. Dini, psikolojik, sosyolojik ve algıya dair yapılan dünya kamuoyundaki çalışmalar özellikle sosyal medyanın gücünü kullanan batı bu süreçte bir tarafa sahip. Batılın haklı olduğunu iddia eden taraf bu taraf. Çünkü masum insanlara yönelik yapılan hiçbir saldırı meşru değildir; olamaz da… İnsan haklarını dünyaya duyurduğunu iddia eden İngiltere; ABD ye destek verme kararını açıkladı. İleri de savaş bittiğinde İngiltere buna nasıl bir kılıf uyduracak bilinmez. Gerçi hırsıza anahtar sorulmaz.

Savaştan sonra büyük ihtimal batı kendisini sosyal medya aracılığı ile vaftiz edecektir. Yaptık bir hata aslında bizler iyi insanlarız mı diyecekler? Diyebilirler. Kim buna inanır; orasını bilemem. Fakat her dönemde birkaç şakşakçı olmuştur.

ABD ve İsrail bölgenin tarihsel geçmişine dayalı olarak geleceğe dair bir takım uydurma kehanetlerin, uydurma dediğime bakmayın bunlara göre kehanetler din mertebesinde beşeriyeti kandırmacanın ilk basamağıdır. Teodor Herzl mezarından kalksa büyük ihtimal Netenyahuyu ülkeden kovmakla kalmaz; gerekeni yapardı. Çölde kurmak zorunda kaldığı devletin temelleri için adamın verdiği emeği Netanyahu şuan yahudi vatandaşların göç etmesini sağlamakla meşgul. Olması gereken de galiba bu… Çünkü buzun üzerine bina inşa edilmez. İsrail adında olduğunu iddia edilen bir devlet meşru zemin de dünya kamuoyunda kapsam geçerliliğini görünen o ki kaybetti. Savaşın kutuplaşma sürecin de kaybedeni İsrail, ABD ve İngiltere oldu.

Ve işin sonunda tahminimce görülen o ki; bunların kendi iç kamuoyuna yaklaşan seçim arifesinde bir açıklama yapmak zorunda kalmaları olacak. Hayırdır diyecek; halk elbette… Seçim aşamasında savaşın kaybedeni olan ve ülkesine mağlubiyete dair açıklama yapmak zorunda kalacak olan bu yöneticiler, galiba bu etkiyi ortadan kaldırmak için kendilerini ve ülkelerini dünya kamuoyu önünde temizlemeleri gerekecek gibi durmakta. Ya ciddi anlamda saldırganlaşacaklar ya da savaşın kazananı algısı ile savaştıkları ülkelerle el altından anlaşıp, biz kazandık deyip çekip gidecekler.

Netice de görünen köy kılavuz istemez; diye bir söylem bu çağın söylemi değil artık. Görünen köy, görünmeyen yönleri dolayısıyla bir kılavuza ihtiyaç duyar hale geldi.

Sağlıcakla kalın…

Henüz Yorum yok

İlk yorumu siz yazın.

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Yazarın Diğer Makaleleri