AVAZ ERCİYES
İSİMLER ÜZERİNDEN SİYASET, VEFA VE ŞEHİR HAFIZASI
İSİMLER ÜZERİNDEN SİYASET, VEFA VE ŞEHİR HAFIZASI
Bir bulvarın adını değiştirmek, yalnızca bir tabela meselesi değildir; bu tercih, şehrin hafızasına, siyasi ahlaka ve toplumsal vefa anlayışına dair derin bir sınavdır. Kayseri’de yaşanan son tartışma, isimler üzerinden yürüyen siyasetin kimlere ve neye zarar verdiğini yeniden düşünmeyi zorunlu kılmıştır.
Bir İsim Değil, Bir Tavır Tartışılıyor
Kayseri kamuoyunu haftalardır meşgul eden Kocasinan Bulvarı’nın isminin değiştirilmesi meselesi, yerel bir meclis kararının ötesine geçmiş durumdadır. Tartışma; siyasetin kamusal alanı nasıl kullandığı, şehir hafızasına ne ölçüde saygı gösterdiği ve vefa kavramının ne kadar içinin doldurulabildiği sorularını beraberinde getirmiştir.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Elitaş’ın bilgisi ve talebi dışında gelişen bu süreçte, adının bir bulvara verilmesini reddetmesi elbette takdire şayandır. Ancak asıl mesele, bu noktaya nasıl gelindiğidir.
Kararın Sahipsizliği ve Siyasi Linç Atmosferi
İsim değişikliği kararını alanların, kamuoyu tepkisi yükseldiğinde bu kararın arkasında durmaması dikkat çekicidir. Daha düne kadar oy verenlerin, birkaç gün içinde pozisyon değiştirmesi; siyasi sorumluluğun ne kadar kolay devredilebildiğini göstermiştir.
Bu süreçte Mustafa Elitaş’ın adeta yalnız bırakılması ve yükselen tepkilerin şahsında bir “siyasi linç” havasına dönüşmesi ise ayrıca üzerinde durulması gereken bir durumdur. Kararın kolektif sorumluluğu varken, faturanın tek bir isme kesilmesi ne siyasi ahlakla ne de adalet duygusuyla bağdaşmaktadır.
Reddiyeden Sonra Gelen Vefa Söylemleri
Asıl çelişki ise Elitaş’ın bu isimlendirmeyi reddetmesinden sonra yaşanmıştır. Günlerce sessiz kalan birçok kişi ve çevrenin, bir anda vefa ve takdir açıklamaları yapması, kamu vicdanında ciddi soru işaretleri doğurmuştur.
Sessizlikle seyredilen bir sürecin ardından gelen alkışlar, samimiyetten ziyade konjonktürel refleksler olarak algılanmıştır. Vefa, zor zamanlarda gösterildiğinde anlamlıdır; rüzgâr döndükten sonra yapılan övgüler ise ikna edici değildir.
Yaşayan Siyasetçilerin İsimleri ve Etik Sorun
Bu tartışmanın merkezinde daha temel bir sorun bulunmaktadır:
Hayatta olan siyasetçilerin isimlerinin üniversitelere, bulvarlara, caddelere verilmesi siyasi etikle bağdaşmamaktadır. Çünkü bu tür tercihler, doğal olarak partiler arası rekabetin ve iktidar değişikliklerinin konusu hâline gelir.
Bugün verilen isimler, yarın başka bir meclis çoğunluğu tarafından kolaylıkla silinebilmektedir. Bu durum, hem isim verilen şahsiyete hem de şehrin hafızasına zarar vermektedir.
Kırıkkale'de Beşir Atalay Kampüsü örneğinde yaşananlar, Seyyid Burhaneddin gibi Kayseri’nin manevi mimarlarından birinin adının merkezi bir bulvardan kaldırılması, bu yanlışın somut göstergeleridir. Kanaatim odur ki hayatta olan siyasetçilerin ismi yerine onların çok sevdiği bir tarihi kişiliğin isminin verilmesi daha şık olurdu. Dolayısıyla hayatta olan siyasetçilerin isimleri etrafında oluşabilecek tartışmaların ve isimlendirme tercihlerinin kurumlara zarar vermesinin önüne geçilmiş olacaktır.
Şehir Hafızası Siyasetin Gölgesinde Kalmamalı
Şehirler, geçici siyasi güçlerin değil, kalıcı kültürel ve tarihsel değerlerin ortak mekânıdır. Seyyid Burhanettin,Kocasinan, Mimar Sinan, Davud-u Kayseri gibi isimler; partiler üstü, tartışmasız ve birleştirici şahsiyetlerdir.
Buna karşılık, demokrasiye ve insan haklarına zarar vermiş isimlerin –Kenan Evren örneğinde olduğu gibi– kamusal alanlardan silinmesi ise doğru ve meşru bir tutumdur. Buradaki ayrım nettir: Zulümle anılan isimlerin kaldırılması başka, yaşayan siyasetçilerin isimlerinin dayatılması başkadır.
Tabela Değil, Hafıza Kazanır
Sonuç olarak bu mesele, ne yalnızca Mustafa Elitaş ne de Mehmet Özhaseki meselesidir. Asıl sorun; liyakatin geri plana itildiği, siyasi sadakatin aklın ve estetiğin önüne geçtiği bir anlayışın, dönüp dolaşıp siyaseti de yaralaması daha ötesi hodbince esir almasıdır.
Siyasetçi, hayattayken tabelalarla değil; vefatından sonra milletin gönlündeki yeriyle anılmalıdır. Alparslan Türkeş, Muhsin Yazıcıoğlu, Necmettin Erbakan, Turgut Özal, Adnan Menderes ve Kayserimizin sevilen meşhur belediye başkanlarından Osman Kavuncu gibi sayılabilecek isimler bunun en bariz misalleridir.
Tekrar etmekte fayda var.
Şehirler tabelalarla değil, hafızayla yaşar.
Ve hafıza, siyasetin günlük hesaplarına emanet edilemeyecek kadar kıymetlidir.
Selam ve dua ile.



Henüz Yorum yok