FURKAN YILMAZ ALTINÖZ

KUR’AN ANLAYIŞINIZA ŞAHİTLER GETİRİN

KUR’AN ANLAYIŞINIZA ŞAHİTLER GETİRİN

Kur’an*ı Kerim konuşan bir kitaptır. Aynı zamanda konuşturulan bir kitaptır. Tarih boyunca ayetler şöyle söyledi diyenler aslında kendilerini Kur’an’a söyletenlerdir. O halde bu kitap nötr bir kitaptır denilebilir. Muhkem ayetler konuşan ve karar veren ayetler olmakla birlikte tüm ayetler okuyucusu tarafından konuşturulan ayetlerdir.

İlahi kitap “ulaşılmak istenen hedefleri” olan bir kitaptır. Genelde Kur’an’ın maksatları (Makasıdu'l–Kur’an) ve özelde ise şeriatın (hukukun) maksatları (Makasıdu'ş-Şeria) üzerine çokça eserler verilmiştir. Bu maksatların tespiti ise okuyucu tarafından başlıklar haline getirilmektedir. Bu bağlamda bu tür makâsıd tespitlerinin ne denli içtihadi olduğunu da vurgulamak gerekmektedir.

Elbette ilahi kitap vitrinleri süsleyecek insan hayatına dokunmayacak bir kitap değildir. Bir amacı bir gayesi vardır. Sanırım bunda herkes hem fikirdir. Ancak bu gaye ve amaçların ilahi murada uygunluğunun tespiti, sıratı müstakim üzerine olması önemlidir.

İşte burada ilahi maksat yerine bireyin maksadının öne çıkarılarak ilahi gibi gösterilmesi ve ayetlerin konuşturulması tehlikesi ortaya çıkmaktadır.

Tarihte örneklerine rastlanır. Hint alt kıtasında İngiliz işgali dönemlerinde yazılan tefsirlerde ve meallendirmeler de Allah’ın maksatları yerine İngiliz maksatlarının nasılda dinin maksatları olarak topluma sunulduğu bir gerçektir.

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu
2020–2024 arasında 57 meal incelemiş, ayetlerin anlamlarını tahrif edici nitelikte çeviri ve görüşlere yer vermesi nedeniyle, bunların 17’sinde toplatma gerekçesi bulmuş; diğerlerinde yalnızca düzeltme tavsiyeleri yapmıştır.

Türkiye’de 100’ün üzerinde yazılan kuran meali vardır. Bunların hepsi Kur’an’ın ve şeriatın maksatlarının ne olduğunu anlatmak için yazılmıştır. Yine sayıları 100 yakın tefsirler de daha detaylı bir şekilde ilahi maksadı açıklama ve onu yakalama adına yazılmıştır.

Öyleyse sorun ne? Son yıllarda ülkemizde en çok konuşulan kitap hangisi diye sorulacak olsa şüphesiz cevabı Kur’an olacaktır. Konuşturulan kitap yine kuran olacaktır. Ama konuşan değil konuşturulan kitap Kuran.

Eğer kendileri değil de Kur’an’ın konuştuğunu söyleyenler varsa buna şahit getirmeleri gerekmektedir. Yazılan mealler ve tefsirler şeriatın ve Kuranın maksatları doğrultusunda olduğu iddia ediliyorsa şahitlerin getirilmesi gereklidir.

Şâhit olmak: Bir olayı görmüş olmaktır. Kur’an’ın şahitleri 23 yıl boyunca indirilen ayetlere ya bizzat ya da şahit olanlara şahitlik yapan kimselerdir. İnen ayetlerin insan ve toplum psikolojisini nasıl değiştirdiğine, yeni bir toplumun tüm yönleriyle nasıl inşa edildiğine tanıklık eden ve yaşayan kimselerdir.

O şahitler; Hz. Peygamber, ehli beyti, eşleri, Hülafa-i raşidin, Bedir, Uhud ve Hendek ashabı, Mute yolcuları ve sahabeler. Asrısaadet öncesi ve sonrası, tarihi, edebiyatı, sosyolojisi. Ve o dönem din muhaliflerinin malzemeleri…

O şahitler; Arap bedevinin şiirde, sanatta, edebiyatta kullandığı ve anlam yüklediği kelime ve kavramlar; geceler ve gündüzlerle, gökler ve yerlerle konuştuğu ifadelerde: Kureyşin ve diğer kabilelerin lehçeleridir.

Ayetlerin maksadı/anlamlandırılmasında Hz. Peygamber, Hulafa-i Raşidin, sahabe-i kiram ve de seleften şahit getirmeyen ya da getiremeyenlerin; Kur’an yorumu şahitsizdir ve kabulü mümkün değildir.

Ayetleri konuşanların nitelikli ve güvenilir bir şahidi olmalı…

 

Henüz Yorum yok

İlk yorumu siz yazın.

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Yazarın Diğer Makaleleri