BAĞIMLILIKTAN KURTARICILIĞA
BAĞIMLILIKTAN KURTARICILIĞA
Her nimetin şükrü kendi cinsindendir, derler. Bu söz Bişr-i Hâfî’ye ithaf edilir. Bişr-i Hâfî bundan dolayı alkol bağımlılığından kurtulduktan sonra bağımlı olan başka insanları içine düştükleri bataklıktan kurtarmaya çalışmıştı. Bişr-i Hâfî takriben bin yıl öncesinde yaşadı ve bu mücadeleyi verdi. Çağımıza geldiğimizde şükrünü kendi cinsinden eden bir başka kahraman da Malcolm X’tir; diğer adıyla Mâlik el-Şahbâz’dır.
Bağımlılıklarla mücadele eden Malcolm X’in 6 adımlı Uyuşturucu Rehabilitasyon Programı’nı uyguladığını görüyoruz. Bu programı Nation of Islam (İslam Milleti) bünyesinde kullanarak sokaklardaki uyuşturucu bağımlılarını kurtarmak istemiştir. O dönemde, Amerika'da hiçbir kliniğin veya devlet kurumunun başaramadığı oranlarda insanı uyuşturucudan kurtardı. Hatta bu program o kadar başarılı oldu ki New York polisi ve sosyologlar şaşkınlıkla bu yöntemi incelemek durumunda kalmışlardı.
Bu bağlamda Malcolm X’in 6 adımlı Uyuşturucu Rehabilitasyon Programı’nı adım adım değerlendirmeye çalışacağız. Bu adımlar uyuşturucu için o dönem geliştirilmiştir. Ancak bunların bütün bağımlılıklar için geçerli olduğunu düşünüyorum. Burada ifade edilen adımlar uygulanırsa eğer, bugün de ciddi faydalar görüleceği kanaatindeyim.
Bu mücadele programında ilk adım "durumu kabul etmek" yani bağımlılıkla yüzleşmektir. İlk adımda bağımlı kişinin kendisini kandırmayı bırakması gerekiyor. Malcolm X, sokaktaki bağımlılara yaklaşıp onlara aynen şunu söylerdi: "Sen bir uyuşturucu bağımlısısın. Bunu zevk için yapmıyorsun, aciz olduğun için yapıyorsun." Çünkü kişi acizliğini ve köleliğini kabul etmeden iyileşemezdi.
Aslında hepimiz öyle değil miyiz? Sorsak hiçbirimizin bağımlılıkları yoktur. Ya da "Ne olacak ki benim bağımlılığımdan!" diyerek içine düştüğümüz kötü durumu basite alma yoluna gidiyoruz. En basitinden telefonlarla olan ilişkimizi göz önünde bulundurursak bu durumu çok daha net bir şekilde görürüz. Hiç kimse akıllı telefon ve sosyal medya bağımlısı olduğunu kabul etmez. Ama biliyoruz ki saatler boyunca elimizden telefonlarımız düşmüyor.
Malcolm X’in bu programdaki ikinci önemli adımı ise bağımlılığın arkasındaki asıl düşmanı görmektir. Malcolm X, bağımlılara uyuşturucunun sadece kimyasal bir madde olmadığını, beyaz ırkçı sistemin siyahileri köle ve etkisiz tutmak için sokaklara pompaladığı bir zehir olduğunu anlatırdı. Bağımlı kişi, uyuşturucu alarak kendisini ezen sisteme hizmet ettiğini fark ettiğinde, uyuşturucuya karşı içinde kişisel bir öfke ve "düşmana karşı direniş" bilinci uyandırılmış olurdu.
Evet! Oldukça yerinde bir tespit! Bugün bağımlılık olarak nitelendirilen her şey bazı küresel kötülük şebekelerine hizmet etmektedir. Evet, toplumların dikkatini dağıtmak, apolitikleştirmek, direnci kırmak veya kitleleri kontrol altında tutmak amacıyla uyuşturucu ve diğer bağımlılıkların birer araç olarak kullanılması tarihsel ve sosyolojik olarak sıkça karşılaşılan bir durumdur.
İngiltere 19. Yüzyılda, Çin’in dışa kapalı ekonomisini kırmak ve çay/ipek ticaretindeki dış ticaret açığını kapatmak için Hindistan'da ürettiği afyonu yasa dışı yollarla Çin'e soktu. Kısa sürede milyonlarca Çinli afyon bağımlısı oldu. Çin toplumunun üretim kapasitesi ve askerî direnci çöktü; halk iş yapamaz, düşünemez hale geldi. İngiltere bu sayede Çin'i askerî ve ekonomik olarak teslim aldı.
Benzer bir durumu bizler de yaşadık. Malum olduğu üzere 1. Dünya Savaşı’nın ardından İstanbul işgal edildikten sonra (1918–1920) İtilaf Devletleri (özellikle İngilizler), limanlar üzerinden kente büyük miktarlarda alkol ve uyuşturucu madde soktu. Sirkeci, Karaköy ve Beyoğlu gibi önemli merkezi noktalarda gençlere bedava veya çok ucuz alkol dağıtılarak millî mücadele ruhunun kırılması, halkın uyuşması ve işgale karşı bir direnişin oluşmaması hedeflenmişti.
Yeşilay’ın kurulma sebebi 1920 yılında yaşanan bu hain olaylardır. İnsanımızı uyuşturmak ve bitirmek isteyen güçlerin en çok kullandıkları yöntem hâlihazırda bağımlılıklardır. Bunun idrakinde olmak ve ona göre davranmak önemlidir. Bağımlılıkla mücadelede bu şuuru kazandırmak için ayrıca mücadele etmek icap etmektedir.
Uygulanan rehabilitasyon programında üçüncü adım ise "Cold Turkey"dir. Her ne kadar Türkçeye "soğuk hindi" olarak çevrilse de deyimsel olarak "bir çırpıda kesip atmak" veya "bıçak gibi kesmek" anlamında kullanılır. Hücre Nöbeti Programı’nda uyuşturucu yavaş yavaş azaltılmazdı; bağlar tek seferde koparılırdı. Bağımlı kişi tamamen temiz bir eve ya da tapınak binasındaki bir odaya kapatılırdı. Yoksunluk krizi (terleme, titreme, kusma, çıldırma nöbetleri) başladığında, hareketin eski bağımlı olan üyeleri kapıda 24 saat nöbet tutardı. Kriz geçiren kişinin başında bekler, ona sarılır, terini siler ve bu acıyı kendilerinin de çektiğini söyleyerek manevi destek verirlerdi.
Kafamızda bitirmediğimiz hiçbir bağımlılığı bırakamayız. Kişi önce karar verecek ve bir daha asla oraya dönmeyecek. Rahmetli babam uzun yıllar sigara içmişti. Kendisine ne kadar söylense de sigarayı bir türlü bırakmamıştı. Bir gün "Bu illeti bırakıyorum!" diyerek bir anda bırakmıştı. O günden sonra bir daha ağzına sigarayı sürmedi. Birçok arkadaşımın buna benzer hikâyesi vardır. "Azm ü cezm ü kastetmek" gereklidir. Bu deyim dilimizde bu tür kesin, net ve dönüşsüz kararları ifade eden en güçlü Osmanlıca kökenli tabirdir.
Bu programda dördüncü safha ise suçluluk duygusundan arınmadır. Burada inanç ve dua gibi manevi değerler devreye giriyor. Kriz atlatılıp vücut fiziken temizlenmeye başladığında, eski suçlar ve bağımlılık dönemi yüzünden yaşanan ağır suçluluk duygusunu bastırmak için manevi eğitim başlardı. Kişiye Allah katında değerli olduğu, tövbe ederek tamamen temiz bir sayfayla hayata başlayabileceği öğretilirdi. Bu, bağımlılıktan kurtulan kişinin kaybolan öz saygısını yeniden inşa etmesine yardımcı olmaktaydı.
Geçen yazıda dile getirdiğimiz bir hususu tekrarlamak iyi olacaktır. Bağımlılıklarla mücadelede din ve maneviyat olmazsa olmazdır. Güçlü manevi değerleri olan bir kişinin bağımlılıklarından kurtulması diğerlerine göre daha kolay olmaktadır. Maneviyat ve değerler sadece uyuşturucuyu bırakırken değil aynı zamanda sonraki aşamalarda da önemli bir unsur olmaktadır. Bağımlılıklara tekrardan dönmemek için maneviyatın güçlü tutulması ehemmiyet arz etmektedir.
Bu mücadelede beşinci adım ise "yeni ve katı bir yaşam rutini" oluşturmaktır. Uyuşturucuyu bırakan kişinin boşluğa düşmemesi için hayatı dakikası dakikasına planlanırdı: Günde 5 vakit namaz kılınır, temiz ve şık kıyafetler (takım elbise, kravat) giyme zorunluluğu getirilirdi. Sigara, alkol ve domuz eti tamamen yasaklanırdı. Kişi sürekli okumaya, konferanslara katılmaya ve zihnini çalıştırmaya teşvik edilirdi.
Eli ve gönlü boş olan kişilerin boş işlere yönelmesi riski daha fazladır. Örneklendirmek gerekirse askerlikte askerler asla boş bırakılmaz. Nedeni ise işi gücü olmayan, işsiz güçsüz gezen askerler sıkıntı yaratabilir. Bunlar hiçbir şey yapmasa birbirleriyle kavga edebilirler. Bunun için asker sürekli olarak çalıştırılır ve sürekli yeni görevleri yerine getirmeleri istenir. Diyelim ki yapılacak hiçbir iş kalmadı, o zaman askerlere ot yoldurtulur.
Malcolm X’in altı adımlı Uyuşturucu Rehabilitasyon Programı’nın son aşaması ve belki de en önemli kısmı "sokaklara geri dönüp başkalarını kurtarmak"tır. Programın en can alıcı noktası burasıydı. Uyuşturucuyu tamamen bırakan kişi, "kurtarıcı" olarak eski uyuşturucu kullandığı sokaklara geri gönderilirdi. Malcolm X bu mantığı şöyle açıklardı: "Bir uyuşturucu bağımlısını ancak eski bir uyuşturucu bağımlısı anlayabilir ve sokaktaki yalanları sadece o çözebilir."
Bu görev, eski bağımlıya hayatta muazzam bir sorumluluk ve yaşama amacı verirdi. Malcolm X bu yöntemle binlerce genci sokaklardan çekip aldı. Hatta kendisini suikast günü salon korumalarından koruyan en sadık adamları bile, vaktiyle Harlem sokaklarından bu yöntemle kurtardığı eski eroin bağımlıları ve boksörlerdi.
Ruhu şad olsun!
