MUHAMMED ŞAMİL GENÇOSMANOĞLU

KİTAP TAHLİLLERİ -YENİ-

KİTAP TAHLİLLERİ

“İslam düşünce geleneğinin dört ana sütunu: Okumak, Bilmek, Tasdik etmek, Yaşamak”

Neden ‘oku’ ile başlıyor ilk emir?

Niçin Allah Kur’an’da “Bil ki Allah’tan başka ilah yoktur” diyerek kendisinin bilinerek, farkına varılarak, idrak edilerek, birliğinin ve varlığının tasdik edilmesini istiyor?

Allah’ın ilk emri, Halık’ın yaratılmışlara ilk teması, kulun Rabb’ına ilk muhataplığı Hira Mağarası’nda “Namaz kıl”, “Oruç tut” veya “Cihat et” şeklinde değil; tek bir kelimeyle, “Oku” (Alak, 1) emridir.

Peygamber (s.a.v.) okuma yazma bilmediği halde ne okuyacak ve nasıl okuyacaktı? Burada okuma bilmeyen birine “oku” denilerek aslında okumanın sıradan bir metin okumak olmadığı anlaşılıyor. Aynı zamanda sadece bir kitap okumak olmadığı da anlaşılıyor hemen peşinden. İlk hitabın “Oku!” olması bir tesadüf değildir; çünkü insan, varlıkla kurduğu ilişkiyi okumayla başlatır. Okumak yalnızca kitabın sayfalarında gezinmek değildir; eşyayı görmek, olayları çözmek, zamanı anlamak, insanı kavramak, kâinatı temaşa etmek demektir. Okumak, pasif bir alıcı olmaktan çıkıp, aktif bir anlamlandırıcı olmaya davettir. Allah, kuluyla iletişimine, onun en temel özelliği olan “akletme” yetisini harekete geçirerek başlıyor.

Okumak, bir eylemden öte varoluşsal bir yöneliştir. Zira okumak, dış dünyadan iç dünyaya, görünen eşyadan görünmeyen manaya, zahirden batına açılan bir kapıdır. Kur’an’ın “Bil ki Allah’tan başka ilâh yoktur” buyruğu da aynı istikameti gösterir: Bilgi, hakikatin eşiğidir; bilmek ise insanın kendini ve Rabbini tanıma çabasıdır.

Allah’ın “Bil ki Allah’tan başka ilah yoktur” buyruğu, O’nu sıradan bir bilginin ötesinde bir idrak, şuur ve tasdikle tanımamızı ister. Bil ki… Yani bilmeden deme o kelime i şehadet. Bil ki… Yani bilerek Müslüman ol… Bil öyle söyle. Peki neden “bilmek” bu denli merkezidir?

Çünkü bilmek, imanın temelidir. Körü körüne taklitten uzak, aklın, kalbin ve basiretin birlikte çalıştığı bir süreçtir. Okumak ise bu sürecin ilk adımıdır. Ancak bu okuma, yalnızca satırları gözden geçirmek değil; kainatı, insanı, tarihi ve ilahi mesajı bir bütün olarak “okumak”, yani tefekkür etmektir. Öyle olmasaydı okuma yazma bilmeyen bir peygambere neden oku desin yüce Mevla…

Bizler çoğu zaman okumayı, satırların arasına sıkıştırılmış bir faaliyet olarak telakki ederiz. Oysa okumak; kâinatın bütününe yayılmış ilahî ayetleri, varlığın kesintisiz akışını, insanın kendi iç dünyasını çözmek için kullanılan bir yöntemdir.

Bize göre İslam düşünce sisteminin, İslami tefekkürün 4 ana sütunu var: Okumak, bilmek, iman etmek ve yaşamak.

Burada temelin ilk sütunu atılmış oluyor. Oku yani varlığı çöz…

Kur'an-ı Kerim'in iniş süreci, insanın zihinsel bir eyleme davet edilmesiyle başladı. Benzer şekilde, Muhammed Suresi 19. ayette Halık-ı Lemyezel, "Bil ki, Allah’tan başka ilah yoktur" buyurarak, imanı kuru bir kabullenmeden öte, bir "bilme" ve "idrak" eylemi olarak tanımlıyor.

İslam tefekkürünün ikinci temel sütunu Bilmek; yani eşyanın hakikatına vakıf olmak olarak karşımıza çıkıyor.

Kur’an’da “Bil ki Allah’tan başka ilah yoktur” emri, bilgiyi sıradan bir zihinsel faaliyet olmaktan çıkarır; onu tefekkür, idrak, tahkik, şuur ve tanıklık mertebelerine taşır.

Bilinmesi istenen hakikat, bir cümlenin ezberlenmesi değil; insanın varlık düzenindeki yerini kavramasıdır. Bir bilinç ve şuur halidir. Aklı başında olmak, ağzından çıkanın kulak tarafından duyulması halidir. İmanı bir tercih haline getirme durumudur. Emanet olarak verilen iradenin (Ahzab 72) devreye girmesidir. İmanın bir taklit değil bir tercih olduğunun ortaya çıkışıdır.

Temelin üçüncü sütunu tasdik etmek yani İman etmek,  . Ama nasıl bir iman; farkına vararak iman. Bilerek ve idrak ederek yapılan teslimiyet, insanı “mü’min” kılar. Bu, korkuya veya çıkara dayalı değil, hakikati görerek gerçekleşen bir bağlanıştır.

•             Taklidi İman: Kişinin ailesinden gördüğü, çevresinden duyduğu, sorgulamadan kabul ettiği imandır. Burada faal olan kendi iradesi değil çevrenin telkini söz konusudur. Bu iman, şiddetli bir şüphe rüzgarında sarsılabilir. Emanet gibi durur.

•             Tahkiki İman: Kişinin "Oku" emri gereği kainatı inceleyerek, Yaratıcı'nın sıfatlarını tanıyarak, aklını ve kalbini tatmin ederek ulaştığı imandır. İrade, Yaratıcı’nın insana verdiği en büyük emanettir. Bizi diğer tüm mahlukattan ayıran en büyük alamet-i farika. Eğer imtihan sadece insanoğluna ise o zaman onun bariz işareti irade ile ortaya çıkacaktır. İrade,yani yapıp edebilme özgürlüğü. İşte bu özgür iradenin seçimi gerçek bir iman ,tahkiki  imandır. Bunun yolu okumaktır, bilmektir.

Bilmenin tek yolu kitap değil ama en kolay yolu kitaptır.

Çünkü bilmek, insanı sorumlu kılar. Bilmek, insanı değiştirmeye zorlar. Bilmek, insanın iç dünyasında bir devrim başlatır.

Nihayet son temelin son sütunu yaşamak… Bilgiyi hayata taşıyarak samimi ve diğer insanlarla beraber yaşamak… İman kuru bir iddea değildir; ispat ister. Bunun yoluda inandığın gibi yaşamaktır. O yüzden Allahımız Kur’an da iman edenler ve salih amel işleyenler der.

Bu yüzden Allah, ”oku” diyerek öğrenmemizi “Bil ki…” diyerek insanın anlamasını, sonra inanmasını, ardından yaşamasını ister. Bilgi, eyleme dönüşmediğinde adama yük olur; uygulandığında ise onu hakikatin şahidi hâline getirir. Allah bizden akıl kutusu olmamızı istemiyor. Akletmek Kur’an da hep fiil halinde kullanılır. Eyleme dönüşmeyen bir bilgi insan yüktür.

Bugün bilgi çağında, “okuma” sadece niceliksel bir veri yığınına dönüşmüş durumda. İslam’ın “oku” ve “bil ki…” vurgusu bize şunu hatırlatır:

Anlamlı Bilgi: Asıl olan, insanı Allah’a götürmeyen, onun varlık amacını unutturan bilgi yükü değil; ona “Bil ki…” idrakini kazandıran, tevhide ulaştıran anlamlı bilgidir.

Eleştirel Okuma ve Tahlil: “Bil ki…” diyebilmek için, okunan her şeyin İslam’ın tevhid ölçüsüne vurulması, tahlil edilmesi gerekir. Bu, “bilgi zehirlenmesi”ne karşı en sağlam panzehirdir.

Bilginin Amacı: Nihai amaç, sadece bilmek değil, bildiğiyle amel etmek, bildiği İlah’a kulluk etmektir. “Bil ki…” ifadesi, bilgiyi doğrudan amele ve ibadete bağlar.

Özetle;

 Oku -- Varlığı çöz

 Bil -- Hakikati tanı

Tasdik et -- İmanı kökleştir

 Yaşa --Bilgiyi hayata taşı

Kitap Tahlilleri: Okumanın Derinleşmiş Hali

Tam da bu noktada kitap tahlilleri, okumanın pasif bir eylem olmaktan çıkıp aktif bir öğrenme, sorgulama ve içselleştirme sürecine dönüşmesidir.

1.           Bilgiyi Süzgeçten Geçirmek: Günümüzde bilgi kirliliği ve “bilgi zehirlenmesi” ciddi bir tehlikedir. Tahlil, okunanı eleştirel bir bakışla değerlendirmeyi, önceki bilgilerle karşılaştırmayı ve İslami ölçülere göre tartmayı sağlar. Bu, Müslümanca bir duruşu korumanın olmazsa olmazıdır.

2.           Bilgiyi Amel ve Duruşa Dönüştürmek: Kur’an’ın “bilme” vurgusu, salt teorik bilgi için değil, onun hayata yansıması içindir. Tahlil ortamları, bilginin pratik hayatta nasıl uygulanacağını, nasıl bir şahsiyet inşa edeceğini formüle eden bir laboratuvardır.

3.           Şahsiyet ve İrade İnşası: Sürekli başkalarının yorumlarına bağımlı kalmak, düşünme yetimizi köreltir ve irademizi zayıflatır. Kitap tahlilleri, bireyi düşünmeye, kendi muhakemesini kurmaya ve nihayetinde özgün, bilinçli bir duruş geliştirmeye teşvik eder. Bu, “oku” emrinin hedeflediği özgür ve sorumlu bireyi inşa sürecidir.

4.           Sürekli Yenilenme: Tahlil, bir nevi öz-eleştiri ve yenilenme mektebidir. Yeni bakış açılarıyla tanışmak, bildiklerimizi gözden geçirmek, bilmediklerimizi fark etmek, bizi statik bir inanç ve bilgi anlayışından kurtarır. “Her gün yeniden doğmak” gibi, her okuma ve tahlille zihnen ve ruhen tazelenmeyi sağlar.

5.           Cemaatleşmiş Bilinç ve İçten Aydınlanma: Tahlil, yalnız başına okumanın ötesinde, kolektif bir aklın ve kalbin işleyişidir. Farklı anlayışların buluştuğu, fikirlerin tartışıldığı bu ortamdır.

Eğer bilgiyi hayata taşımak, okuduklarımızı bir anlam dünyasına dönüştürmek ve varlıkla ilişkimize yeni bir istikamet kazandırmak istiyorsak;

eğer okumayı bir alışkanlıktan ziyade bir bilinç inşası hâline getirmek niyetindeysek;

eğer kendimizi yeniden kurmak, dünyayı yeniden okumak istiyorsak; okuduğumuz kitapları tahlil etmek, eleştirel bakmak, kıyaslamak zorundayız. İşte bunun için kitap tahlili programları çok önemlidir. Hangi kitap olursa olsun. Kitabın adının bir önemi yok. Tahlil edilen o kitap size bir sonra hangi kitabın tahlil edileceği ipucunu verecektir. Kitap tahlilinin nerede, hangi cemaatte, hangi dernekte, hangi kurumda yapılıyor olmasının da bir önemi yok. O yerde yapılan tahlil, sizin orada kalıp kalmayacağınızı ya da bir sonraki tahlilin nerede yapılacağının ipuçlarını verecektir.

Muhammed Şamil Gençosmanoğlu

Henüz Yorum yok

İlk yorumu siz yazın.

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Yazarın Diğer Makaleleri