- 03 Şubat 2026 - ZİRAİ KARANTİNA NEDİR?
- 26 Ocak 2026 - B-REÇETE SİSTEMİ: DOĞRU İLAÇ, DOĞRU DOZ, DOĞRU ZAMAN
- 19 Ocak 2026 - İKLİM KRİZİ ŞARTLARINDA TARIMDA YAPILMASI GEREKENLER-2-
- 14 Ocak 2026 - İKLİM KRİZİ ŞARTLARINDA TARIMDA YAPILMASI GEREKENLER-1- -YENİ-
- 05 Ocak 2026 - 2025 TÜRKİYE TARIMI: İKLİM KRİZİNE RAĞMEN ÜRETİMİN SÜRDÜRÜLDÜĞÜ YIL
- 20 Aralık 2025 - TARIMDA %12,7’LİK KÜÇÜLMENİN PERDE ARKASI
- 15 Aralık 2025 - TARIM ELEŞTİRİLERİNDE İDEOLOJİK KÖRLÜĞÜN TARIMA ZARARLARI
- 08 Aralık 2025 - TARIM ELEŞTİRİSİNİN ELEŞTİRİSİ
- 02 Aralık 2025 - TARIM DİPLOMASİSİ VE AGRICITIES
- 25 Kasım 2025 - GROWTECH ANTALYA’DA TARIM DİPLOMASİSİNİN YENİ YÖNÜ: KÜRESEL İŞBİRLİĞİNİ YERELDEN KURMAK
- 17 Kasım 2025 - TARIM DİPLOMASİSİ
- 10 Kasım 2025 - -YENİ- DİPLOMASİ VE TARIM
- 03 Kasım 2025 - IPARD NEDİR? (KAPSAMLI BİLGİ)
- 27 Ekim 2025 - 2025 YILI HAYVANCILIK DESTEKLERİ
- 20 Ekim 2025 - 16 EKİM DÜNYA GIDA GÜNÜ: DURUN KALABALIKLAR! BU GÜN KUTLANACAK GÜN DEĞİL!
- 14 Ekim 2025 - 2026 YILI BİTKİSEL DESTEKLEMELER
- 07 Ekim 2025 - EREĞLİ TARIM, GIDA VE HAYVANCILIK FUARI: YERELDEN YÜKSELEN UMUT
- 30 Eylül 2025 - ŞAP HASTALIĞI (TABAK HASTALIĞI) ‘HAYVANCILIĞIN KADİM TEHDİDİ’
- 25 Eylül 2025 - 6.ULUSLARARASI YEREL YÖNETİMLER TARIM KONGRESİ 2 – 4 Eylül 2025
- 16 Eylül 2025 - İKLİM KRİZİNİ DOĞRU KAVRAMLARLA ANLAMAK VE ANLATMAK
- 12 Temmuz 2025 - İKLİM KANUNU
- 07 Haziran 2025 - 2025 YILI HUBUBAT ALIM FİYATLARI AÇIKLANDI
- 27 Mayıs 2025 - TARIM KİMİN GÜNDEMİNDE? ÇİFTÇİ KİMİN UMURUNDA?
- 20 Mayıs 2025 - IV. TARIM-ORMAN ŞÛRASI SONUÇ BİLDİRGESİ
- 14 Mayıs 2025 - ÇİFTÇİNİN TOPLUMSAL KONUMUNUN YENİDEN İNŞASI
- 02 Mayıs 2025 - 4.TARIM ŞÛRASI: ORTAK AKLIN GÜCÜYLE TARIMIN GELECEĞİNE YÖN VERMEK
- 21 Şubat 2025 - TOHUMDA KONTROL KİMDE? TÜRKİYE’NİN TARIMSAL GÜVENLİĞİ NE DURUMDA?
- 16 Ocak 2025 - İŞ GÜVENLİĞİ VE TARIM
- 25 Eylül 2024 - YENİ BİTKİSEL ÜRÜN DESTEKLEME MODELİ
- 19 Eylül 2024 - YENİ DESTEKLEME MODELİNİ ANLAMA KILAVUZU
- 13 Eylül 2024 - TARIMDA ÇALIŞANLARIN SORUNLARI
- 07 Eylül 2024 - 2024 YILI BİTKİSEL ÜRÜN DESTEKLEMELERİ
- 28 Ağustos 2024 - KIRSALDA ÇALIŞMANIN ZORLUKLARI
- 21 Ağustos 2024 - 2024 HAYVANCILIK DESTEKLEMELERİ
- 08 Ağustos 2024 - HAYVANCILIKTA YENİ DESTEKLEMELERİ ANLAMA KLAVUZU
- 29 Temmuz 2024 - TÜRKİYE’DE TARIMDA İŞÇİ SORUNU VAR MIDIR?
- 24 Temmuz 2024 - KÖPEKLERİN İKLİM DEĞİŞİMİNE ETKİSİ
- 17 Temmuz 2024 - TARIMDA KÖPEK TERÖRÜ
- 12 Haziran 2024 - 2024 YILI HUBUBAT ALIM FİYATLARI
- 16 Mayıs 2024 - KOKARCA BÖCEĞİ
- 02 Mayıs 2024 - BUĞDAYDA ARZ FAZLALIĞI BİR KRİZ MİDİR?
- 16 Nisan 2024 - ENZİM ÜRETİMİNİN TARİHÇESİ
- 03 Nisan 2024 - ZEHİRLENELİM Mİ YOKSA AÇ MI KALALIM ?
- 26 Mart 2024 - SAĞLIKLI BESLENME TAKINTISI
- 19 Mart 2024 - SAĞLIĞIMIZI BOZAN SAĞLIKSIZ YAYINLAR
- 13 Mart 2024 - İSRAİL’İN, GAZZE SALDIRISI VE KÜRESEL ISINMA
- 05 Mart 2024 - HAYVANCILIKTA YENİ YOL HARİTASI
- 27 Şubat 2024 - ZEHİR Mİ TARIM İLACI MI?
- 20 Şubat 2024 - TARIMDA ROL MODELİN ÖNEMİ
- 13 Şubat 2024 - SİNEMA VE TARIM
- 08 Şubat 2024 - UZAYDAN TARLAYA; TARIMDA ROL MODEL ARAYIŞLARI
- 02 Şubat 2024 - TARIMFEST (Tarım Festivali)
- 23 Ocak 2024 - HAK GELİNCE…
- 18 Ocak 2024 - HAKKIDIR HAKKA TAPAN MİLLETİMİN HELAL
- 10 Ocak 2024 - BİTKİSEL ÜRETİM 2023 YILINDA ARTARKEN ÖNYARGILARDA DÜŞME OLMUYOR…
- 03 Ocak 2024 - TÜRKİYE’NİN TAVUKLARI ALTIN YUMURTALAYACAK
- 27 Aralık 2023 - DÜNYADA HELAL SERTİFİKASYONA DUYULAN İHTİYAÇ
- 24 Aralık 2023 - ‘HAK’ YERİNİ BULDU
- 15 Aralık 2023 - Helal Belgesi Nedir ?
- 12 Aralık 2023 - Tarım Bilim Kuruluna Duyulan İhtiyaç
- 09 Aralık 2023 - Gıda Ambalajı Okuma Rehberi
- 07 Aralık 2023 - Gıda Ambalaj Okuryazarlığı
- 20 Kasım 2023 - Barkod Okuryazarlığı
- 09 Kasım 2023 - Gıda Etiketi Okur Yazarlığı
- 07 Kasım 2023 - Gıda okur-yazarlığı
- 01 Kasım 2023 - Anız Yakmak Toprağı Öldürür
- 21 Ekim 2023 - Enzimlerin Kullanım Alanları
- 25 Eylül 2023 - Enzim Nedir ?
- 20 Eylül 2023 - Dünyada Enzim Üretebilen Beş Ülkeden Biriyiz
- 13 Eylül 2023 - Glutenin Zararlı mıdır ?
- 30 Ağustos 2023 - 48 Kromozomlu Buğday mı Tüketiyoruz ?
- 22 Ağustos 2023 - GDO’lu Ekmek mi Yiyoruz ?
- 17 Ağustos 2023 - Tarımsal Bilinç Toplumsal Görevdir
- 07 Ağustos 2023 - Ata Tohumu Ekmek Yasak Değildir
- 03 Ağustos 2023 - Bitki Hastalıklarında, Biyolojik Mücadele
- 27 Temmuz 2023 - Bitki Hastalıklarında Fiziksel Mücadele
- 15 Temmuz 2023 - Bitki Hastalıkları ile Kültürel Mücadelenin Önemi
- 06 Temmuz 2023 - Türkiye’nin Et Açığını Nasıl Kapatabiliriz ?
- 20 Haziran 2023 - 2023 Yılı Hububat Alım Fiyat ve Politikaları
- 14 Haziran 2023 - Sarı Pas Hastalığı ve Mücadelesi
- 06 Haziran 2023 - Bahar Yağışları ve Bitki Hastalıkları
- 25 Mayıs 2023 - Orman Köylüsü Ormandan Sağlanan Gelire Ortak Olacak
- 18 Mayıs 2023 - Yeni Tarım Kanununda Sözleşmeli Tarım
- 10 Mayıs 2023 - Üreticiler Rahat Nefes Alacak
- 02 Mayıs 2023 - Türkiye Buğday ve Yağ Fiyatlarını Düşürdü
- 25 Nisan 2023 - Şehirde Tarım Başlıyor
- 13 Nisan 2023 - Yeni Tarım Kanunu Ve Tarımda İzinli Üretim Devri
- 07 Nisan 2023 - Bitkisel Üretimde Yeterli Destek Verilmiyor Mu?
- 31 Mart 2023 - Domates İhracaatı Yapalım mı? Yapmayalım mı ?
- 22 Mart 2023 - Türkiye Tarımda Tüm Zamanların İhracaat Rekorunu Kırdı
- 16 Mart 2023 - Sözleşmeli Tarımın Mahiyeti
- 06 Mart 2023 - Deprem Bölgesinde Tarımsal Üretim Aksadı mı ?
- 27 Şubat 2023 - Kim Kirletti İse O Temizlesin !
- 20 Şubat 2023 - Depremin Tarıma Etkisi
- 08 Şubat 2023 - Önlemek Ödemekten Daha Ucuzdur.
- 31 Ocak 2023 - Sözleşmeli Tarıma Duyulan İhtiyaç
- 23 Ocak 2023 - Hayvancılıkta Türkiye Yüzyılı
- 17 Ocak 2023 - Şehirde Tarımı Mümkün Kılmak
- 09 Ocak 2023 - Bitkisel Üretim Türkiye Yüzyılına Hazır mı ?
- 03 Ocak 2023 - Ekmek Davası
- 26 Aralık 2022 - Sahte Tarım Yazarları ve Yalan Tarım Haberleri
- 20 Aralık 2022 - Yeşil Vatan
- 12 Aralık 2022 - Orman Varlığımız Ve Orman Yangınları
- 05 Aralık 2022 - Dünyada En Çok Ağaçlandırma Yapan Ülke
- 02 Aralık 2022 - Turunçgillerde Küresel Bir Oyuncu Olan Türkiye
- 21 Kasım 2022 - Siyah Altın; Zeytin...
- 15 Kasım 2022 - Zeytinde Dünya Birincisiyiz
- 07 Kasım 2022 - Şekerpancarı Tarımı
- 31 Ekim 2022 - Türkiye’nin Şeker Krizi Ne Durumda
- 26 Ekim 2022 - 2022 Yılı Şeker Pancarı Hasadı
- 21 Ekim 2022 - Tarıma Tam Destek
- 18 Ekim 2022 - Türkiye’de Tohumculuğun Tarihi Seyri
- 10 Ekim 2022 - Türkiye’de Tohumculuğun Geldiği Son Nokta
- 04 Ekim 2022 - Türkiye’de Kuru Fasulye Tarımı
- 30 Eylül 2022 - Tarımı Şehre Çağırmak
- 26 Eylül 2022 - 2022 Ayçiçeği Hasadı
- 24 Eylül 2022 - 2022 Yılı Çeltik Hasadı-Fiyatları
- 22 Eylül 2022 - Sözleşmeli Besicilik
- 20 Eylül 2022 - 2022 Yılı Mısır Hasadı
- 14 Eylül 2022 - Bilimsel Anlamadaki Tarım Yazılarına Duyulan İhtiyaç…
MAHMUT ALİ CENGİZ KÖROSMANOĞLU
TARIMI BİLMEDEN TARIM YAZARI OLMAK: ÇARPIK BİR ELEŞTİRİ KÜLTÜRÜ
TARIMI BİLMEDEN TARIM YAZARI OLMAK: ÇARPIK BİR ELEŞTİRİ KÜLTÜRÜ
“Tarım Eleştirilerinde Ehliyet Sorunu: Terminoloji Bilmeden Yapılan Değerlendirmelerin Bilimselliği Üzerine”
Bu ülkede önüne gelen herkes tarımı konuşuyor ama neredeyse hiç kimse tarımın dilini bilmiyor. Herkes konuşuyor, herkes yorum yapıyor. Sosyal medyada, televizyon ekranlarında, gazete köşelerinde tarım politikalarına dair keskin yargılar ve çözüm önerileri havada uçuşuyor. Ancak bu yoğun gürültünün ortasında kritik bir soru genellikle gözden kaçıyor: "Bu eleştiriyi yapan kişi, gerçekten neyi eleştirdiğini biliyor mu?" Bilgi sahibi olunmadan, terminolojisine vakıf olmadan nasıl görüş sahibi olunuyor?
Hiçbirimiz, elinde neşter tutmamış, anatomi dersi almamış birinin cerrahi müdahaleler hakkında ahkâm kesmesini ciddiye almayız. Ancak konu tarım olunca, bu kural ne hikmetse rafa kalkıyor. Önüne mikrofonu alan, sosyal medyada klavyesine sarılan herkes bir anda “tarım yazarı” oluyor, "tarım stratejisti" kesiliyor.
Bugün Türkiye’de tarım üzerine yapılan tartışmaların en büyük handikapı şudur: Mikrofon, konunun asıl sahiplerinde değildir. Sözü güçlü olan değil, sesi yüksek olan itibar sahibidir.
Tarım, "toprağa tohum atmak" gibi basit bir eylemden ibaret değildir. Halk belki sadece bunu bilir, ama tarım bunun ötesinde başka bir şeydir. Koskoca bir bilim dalı, derin bir mühendislik disiplini ve keskin bir işletme mantığıdır. Bu disiplinin kendine has bir dili, yani terminolojisi vardır, her bilimin kendine ait bir dili, bir terminolojisi olduğu gibi. Tarımın dili; toprak yapısından bitki fizyolojisine, hayvan beslemeden genetiğe kadar uzanan karmaşık bir bütündür. "Verim" ile "rekolte" arasındaki farkı, "hibrit tohum" ile "GDO" arasındaki bilimsel ayrımı, "parite"yi ya da "girdi-çıktı katsayısını" bilmeyen bir zihnin yapacağı eleştiri ne kadar derin olabilir?
Terminolojiye hâkim olmayan kişi, olayların sebep-sonuç ilişkisini kuramaz. Kuramadığı için de eleştirileri teknik bir analizden ziyade, magazinel bir dedikoduya dönüşür. Bugün "Domates pahalandı, tarım bitti" demekle, bir ülkenin tarım politikasını analiz etmek arasında dağlar kadar fark vardır. Biri pazar sohbetidir, diğeri veri bilimidir.
Bir düşünün:
Tarımın terminolojisini bilmeyen birinin tarımı eleştirmesi ne kadar inandırıcı olabilir?
Bitki gelişimi, gübre dozajı, verim dalgalanması, yem maliyetleri, aşı programları, ithalat–ihracat dengeleri, tarımsal yayım gibi sahaya özgü kavramları bilmeden yapılan bir değerlendirme, ne kadar sağlam olabilir?
Oysa tarımsal eleştiri, doğası gereği disiplinlerarası bir birikim gerektirir. Bitki gelişimi, toprak verimliliği, iklim değişikliğinin üretime etkisi, yem–maliyet ilişkisi, hayvan sağlığı protokolleri, üretim fonksiyonları, dış ticaret dengeleri ve tarımsal destekleme mekanizmaları gibi konular, basit gözlemlerle değil; bilimsel yöntem, veri okuryazarlığı ve teknik bilgi aracılığıyla anlaşılabilir.
Bu nedenle, tarım terminolojisini bilmeyen bir kişinin tarımı eleştirmesi, metodolojik açıdan büyük bir zaafı beraberinde getirir. Eleştirinin nesnelliği ve bilimsel değeri, eleştiriyi yapan kişinin konuya dair bilgi derinliğiyle doğrudan ilişkilidir. Terminoloji hâkimiyeti, eleştirel analizin önkoşullarından biridir.
Türkiye’de tarım politikaları, üretim süreçleri ve sektörel gelişmeler üzerine yürütülen tartışmaların önemli bir bölümü, ne yazık ki alanın temel terminolojisine hâkim olmayan kişiler tarafından yürütülmektedir. Evet, belki bu cümle biraz ağır gelebilir; fakat sahada ve masada karşılaştığımız manzara maalesef budur. Bugün tarım üzerine yazan, yorum yapan, sosyal medya üzerinden “tarım uzmanı” gibi ahkâm kesen pek çok kişi—gazeteci, yorumcu, siyasetçi, akademi dışı kanaat önderi—tarım kökenli değil. Ziraat mühendisliği okumamış, Gıda mühendisliğini bitirmemiş, veterinerlik eğitimi almamış, bitki fizyolojisi, toprak kimyası, iklim etkisi, hayvan besleme, su yönetimi gibi temel kavramlara hâkim değil. Bu durum, tarım eleştirilerinin niteliğini ve güvenilirliğini doğrudan etkileyen, yapısal bir sorun hâline gelmiştir.
Uzmanlığın olmadığı yerde, boşluğu ideoloji doldurur. Tarım eleştirilerinin Ziraat Mühendisleri veya Veteriner Hekimler tarafından değil de, konuya hâkim olmayan genel yorumcular tarafından yapılması, meseleyi "bilimsel bir tartışma" zemininden çıkarıp "siyasi bir bilek güreşine" çeviriyor.
Bu bağlamda, tarım terminolojisine vâkıf olmadan yapılan yorumlar, çoğu zaman sahici bir analiz çabasından ziyade, yüzeysel ve medyatik bir dilin ürünü olarak kalmakta; bilimsel olarak değerlendirilebilecek bir eleştiri üretmekten uzaklaşmaktadır. Bunun sonucunda, tarımsal meseleler akademik derinliğinden koparılmakta, siyasal tartışmaların içine çekilmekte ve rasyonel değerlendirmelerin yerini popüler algı yönetimi almaktadır.
Bu yüzden tarım tartışmaları, sorunu çözmeye yönelik "teknik bir arayış" olmaktan çıkıp, iktidarı yıpratmak ya da muhalefete malzeme vermek üzerine kurulu bir "atış poligonuna" dönüşüyor. Oysa tarım; sağcı-solcu, o partili bu partili dinlemez. Toprak nankörlük kabul etmez, bilim hata kaldırmaz. Siyasi gözlükle bakılan tarladan, bereketli hasat değil, ancak kaos çıkar.
Aslında mesele çok açık:
Tarım eleştirmeni dediğimiz kişilerin büyük çoğunluğu, eleştirdikleri alanın dilini bilmiyor.
Bu, bir mimari terim bilmeyen birinin gökdeleni yorumlamasına; bir tıp terminolojisine aşina olmayanın ameliyat sürecini eleştirmesine benziyor. Ne kadar ciddiye alınabilir?
Bilinmeyen Kavramlar, Yanlış Yorumlar: Bir eleştirmen, "sürdürülebilirlik"ten bahsederken aslında "toprak sağlığı", "su ayak izi", "biyoçeşitlilik" gibi kavramları ne kadar biliyor? "Çiftçi borçlandı" denildiğinde, "tarımsal kredi", "yatırım kredisi", "işletme kredisi" veya "destekleme primi avansı" gibi farklı borçlanma türleri arasındaki ayrımın farkında mı? "İthalat arttı" ifadesi kullanılırken, "Dahilde İşleme Rejimi" ile yapılan ithalatın, "iç tüketim amaçlı ithalat"tan farkına hâkim mi?
Nitekim son yıllarda sıkça karşılaşılan tarımsal tartışmalar, çoğu zaman bilimsel gerçeklikten kopuk genellemeler üzerinden yürütülmektedir. Yetersiz ve hatalı bilgiyle yapılan bu tür değerlendirmeler, kamuoyunda yanlış algıların oluşmasına yol açmakta; tarımsal politika yapım süreçlerini gölgeleyerek gereksiz tartışmalar üretmektedir. Dahası, doğru eleştirilerin bile bu bilgi kirliliği içinde görünürlüğü azalmaktadır.
Terminolojiyi bilmemek, sadece kelimeleri yanlış kullanmak değildir. O kavramın arkasındaki bütün bir süreci, ekonomik modeli, biyolojik döngüyü ve sosyal bağlamı anlayamamak demektir. Bu durumda yapılan eleştiri, bir resmin sadece kenarındaki bir lekeyi görüp, tüm tablonun kompozisyonunu, renk uyumunu ve derinliğini kaçırmaya benzer. Yüzeysel kalır ve sadece "görünen kısmı" tartışır. Bu da eleştiriyi, magazin düzeyinden öteye taşıyamaz.
Fakat bugün tarım üzerine dillendirilen sözlerin çoğu bilimsel zeminden değil, siyasi eğilimlerden, duygusal tepkilerden veya manşet kaygılarından besleniyor.
Bu yüzden tarım eleştirileri, olması gereken köklü bir ıslah kapısı olmaktan çıkıp, günübirlik polemiklerin arasında kayboluyor.
Bu nedenle tarım alanında yapılan eleştirilerin, ilgili disiplinlerde çalışmış, sahayı tanıyan, teknik bilgiye ve veri okuryazarlığına sahip kişiler tarafından yürütülmesi, tarımsal gelişim açısından zorunlu bir ihtiyaçtır. Eleştiri, ancak ehil ellerde ıslah edici olabilir; aksi durumda yanıltıcı, manipülatif ve üretim süreçlerini zedeleyici bir etkiye dönüşmektedir.
Bir konu, teknik detayları ve verileri ile ele alınması gereken bir "tarım politikası" sorunu olmaktan çıkar; "iktidarın başarısızlığı" veya "muhalefetin yıpratma aracı" olarak sunulur. Burada amaç, sorunu çözmek için fikir üretmek değil; siyasi rakip üzerinde baskı kurmaktır.
Asıl acı olan şudur:
Bilgisi olanın sesi cılız; bilgisi olmayıp konuşanın sesi gür çıkıyor.
Ve toplum, gür sesi doğru bilgi sanıyor.
Sonuç olarak; tarım eleştirilerinde karşı karşıya olduğumuz temel sorun, ehliyet eksikliğidir. Tarımsal meseleler, uzmanlığın ve terminolojinin gerektirdiği bir alandır. Bu alanı bilimsel arka planı olmadan yorumlamak, hem eleştirinin değerini düşürmekte hem de toplumsal bilgi üretim sürecine zarar vermektedir. Türkiye’nin tarımsal geleceği için ihtiyaç duyulan şey, tarımı bilenlerin sözünün daha görünür olması ve eleştirinin bilimsel bir zemine kavuşmasıdır.
Bu durum, tarımımız için ciddi bir handikap oluşturuyor. Gerçek sorunlar, rakamların diliyle ve bilimin ışığıyla konuşulamıyor. Çiftçinin tarladaki gerçek mücadelesi, ziraat mühendisinin laboratuvardaki tespiti, veteriner hekimin sahada gördüğü sorun, bu gürültülü ve yüzeysel söylemin arasında kaybolup gidiyor.
Doğru eleştiri, önce anlamaktan geçer. Anlamak için de o "dili" konuşmak gerekir. Tarım eleştirisi yapacak olanların -ister gazeteci ister siyasetçi ister sivil toplum aktivisti olsun- bu alanın lisanını öğrenmeye, sahaya inmeye, rakamlarla hemhal olmaya ve en önemlisi, eleştiriyi bir silah değil, bir "ıslah aracı" olarak görmeye ihtiyacı var.
Gazetecilik faaliyeti, eleştirmenlik ; uzman görüşünü halka aktarmakla yükümlüyken, günümüzde uzmanın yerine geçerek hüküm verme yanılgısına düşmüştür. Tarım, "herkesin fikrinin olduğu" bir alan olmaktan çıkarılıp, "verinin ve bilimin konuştuğu" bir ihtisas alanı olarak kabul edilmelidir. Aksi takdirde yapılan eleştiriler, bilimsel geçerliliği olmayan, yüzeysel ve popülist söylemler yığını olmaktan öteye geçemeyecektir.



Henüz Yorum yok