AV. FEVZİ KONAÇ

Hakkı Teslim Etmek ve Millet Kütüphanesi

HAKKI TESLİM ETMEK ve MİLLET KÜTÜPHANESİ

Bu hafta sonu bir toplantı nedeniyle Ankara’daydım. Toplantı bittikten sonra arkadaşlarla birlikte kısa bir süre bile olsa, namaz kılmak bahanesiyle Beştepe Millet Camii’ne gidelim istedik ve akşam üzeri Külliye’nin bulunduğu Beştepe’ye vardık. İlk dikkat çeken husus olağanüstü güvenlik tedbirlerinin alınmış olmasıydı. Camiye girerken bile polis kontrolünden ve X-Ray cihazlarından geçiliyordu. İçinizden, “camiye bile girerken bu kadar kontrolden geçmek ibadethanenin ruhuna aykırı değil mi?” diye geçirdiğinizi hisseder gibiyim, ama öyle değil. Aracınızı park ettiğiniz yerde 15 Temmuz gecesi atılan bombanın yolda açtığı delik, ziyaretçilerin o gece yaşananlar hakkında bilgi sahibi olabilmeleri için koruma altına alınarak sergilenmiş. Ayrıca o gece atılan bombalarla teneke yığını haline gelmiş bir araçta cam bir koruma altında ibret için korunmuş. Bu iki basit manzaradan sonra bu ülkeyi uçurumun kenarına getiren o gece ve o gecenin mimarları, planlarından vazgeçmiş olsalar, içte ve dışta bunca yaşananlar, atlatılmaya devam eden badireler olmazdı, diye güvenlik önlemlerini makul karşılamak gerektiğini düşündüm.

Millet Camii’nin içini görenler bilirler iki şey çok dikkatimi çekti. Bir yanda dış görüntüdeki estetik kaygı, ikinci olarak ise bu dış estetiğin bütün sadeliği ile içeriye yansımış olmasıydı. Selçuklu’dan, Osmanlı’dan ve modern zamanın mimari dokunuşlarından istifade ile yapılmış cami görmeye değerdi. Merak edenler, namaz vakti için ibadete gelenler olduğu gibi, Malezya’dan gelen bir turist grubu camiyi geziyorlardı. Bu gruptan namaz kılanların huşu içindeki görüntüleri, “Müslümanlar Kardeştir” ilahi emrinin yansıması olarak gönlümüzü ısıttı. Dışarıda selamlaşmamız haricinde, onların caminin her köşesinden bir hatıra götürmek için fotoğraf çekme yarışları görmeye değerdi doğrusu.

Camiden çıktık ve Millet Kütüphane’sinin yolunu tuttuk. Yukarıda ifade ettiğim gibi güvenlik tedbirlerinin bir kat daha fazlası, kütüphane girişinde uygulanıyor ve her giren araçtaki kişinin nüfus cüzdanından kontrolü yapılıyordu. Kitap okumak için girilen bir yerde bu uygulama aslında garip gelse de, izaha çalıştığım gibi ülkemizin yönetim merkezinde bu uygulama belki de olması gerekendi. Buna rağmen genç yaşlı binlerce insanın izdiham halinde buraya giriş çıkışı umut vericiydi.

İçeri girdik… Aman Ya Rabb’i, tüm detayların düşünüldüğü ve şaheser demeye yakışır bir eserin inşa edildiği bir güzellik sizi karşılıyordu. Her attığımız adımda estetik bir kaygının izlerini taşıyan renkler, kalite ve tasarım sizi alıp götürüyor. İçimden bu proje bizim olabilir mi? diye geçirdim. Sonra, yok olamaz. Ya dünyadaki bir projenin taklidi ya da yabancı bir mimar çizmiştir algısı oluştu bende. Sanki biz bu projeyi yapamayız gibi bir aşağılık duygusu kapladı içimi. Yanıldığımı, gece eve döndüğümde internetten yaptığım araştırmada görmenin mutluluğunu size anlatamam. Külliyenin mimarı Şefik Birkiye isminde bir mimar ve dünyaca ünlü projelere imza atmış.

Her katında ayrı bir güzelliğin inşa edildiği kütüphane, doğrusunu söylemek gerekirse muhteşemdi. Yüzyıllarca bilimin, teknolojinin, astronominin, kimyanın, matematiğin velhasıl birçok bilim dalının zirvesini görmüş İslam Dünyası, Endülüs ve Anadolu’da yetiştirdiği büyük alimlerle ve bu alimlerin kaleme aldığı yazma eserlerle dünyaya ışık saçarken, bilginin ve ilmin merkezi olmuştu. Binlerce kaynak eser yazarak, bu eserlerin batılılar tarafından tercüme edilerek kullanılmasıyla batının değişiminde ve teknik anlamda ilerlemesinde en büyük pay sahibi idi. Tarihte İslam dünyasının liderleri, oluşturdukları kütüphaneler ve alimlere verdikleri değerle nam salmıştı. Ne zamanki bilgi ve alimin değerini bilme vasfını kaybetti, işte yenilgiler ve geri kalış öylece sardı tüm İslam Alemini. Hal böyle iken, tarihimiz ilim üretmek adına altın harflerle yazılmış destanlara sahipken, bugün bu muhteşem kütüphane üzerinden sevinmenin burukluğunu ifade etmeden geçmek olmaz elbette.

Kütüphanenin her bir bölümü sanki o şanlı tarihe vurgu yapmak ve yeniden dirilmenin sinyallerini vermek üzere kurgulanmıştı. Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünya tasavvuruna ulaşmanın, ilim ve teknolojide ilerlemekten geçtiği, bunun merkezinde ise eğitim, kitap ve araştırmanın olduğu anlatılmaya çalışılmıştı. Okumadan, ilim tahsil etmeden, bilginin önünde diz kırmadan yeni bir dünyanın kurulamayacağı aşirkardı.  Kütüphane ile ilgili ön yargı ve basit eleştirilerin gölgesinde ziyarete gittiğim kütüphane, hayallerimi yeniden filizlendirdi dersem, abartmış olmam. Bedava çay ve kek sığlığında tartışılan kütüphanenin, aslında yeniden dirilmenin sinyallerini vermesi anlamında müzmin muhaliflerin gözlerini kamaştıracağından eminim. Ama bunu yaşamaları için benim gibi acilen gidip görmeleri gerekiyor. Ecdadımızın, tüm Anadolu’da bin yıllık tarihimiz içinde bıraktığı eserlerini kimi zaman ibretle, kimi zaman hayranlıkla izlediğimi ifade etmem lazım. Millet Kütüphanesi modern zamanın tarihe mal olacak, geleceğe bırakılacak çok güzel bir mirası olarak şimdiden yerine almış diyebilirim. Ancak dikkatimi çeken bir hususu belirtmeden geçmek istemem. O da şu; lise gençliğinin ders çalışması ve üniversite hazırlıkları çerçevesinde test çözeceği bir mekan olmakla yetinilirse, bu muhteşem eserin hakkı verilmiş olmaz ve hatta israf olur kanaatindeyim.

Bu kütüphane ilim ve teknoloji üretme adına yeni bir dünyanın tasarlandığı, tarihe not düşecek projelerin üretildiği bir mekan olarak kullanılmalı diye düşünüyorum. Bu kütüphane ve külliye üzerinden negatif propaganda yapanların tam tersine ve hakkı teslim etmek adına, geleceğin Türkiye’sinin bilgi üzerinden şekillenmesi gerektiği kanaatiyle, bu güzel esere imza atan Cumhurbaşkanımıza teşekkürü bir borç biliyorum. Şunu da belirteyim ki; bu kütüphane 95 senelik Cumhuriyet tarihimizde, bir Cumhurbaşkanı’nın talimatı ile inşa ettirilen ilk kütüphane olma özelliğini taşıyor.

Bütün bunlara rağmen hala bedava çay ve kek var mı? diye merak eden müzmin muhaliflere son sözüm şudur. Büyük ihtimalle bu muhteşem eseri görünce kıskançlığınızdan (!) iştahınız kaçacak, gördüğünüz güzellikler sizin ruhunuzu doyuracak ve bunları aramadan bir kitabın cazibesine kapılıp, Cihannüma Salonu’nda dünyaya açılacaksınız. 7/24 açık olan kütüphaneye, anlamsız muhalefetinizden dolayı utandığınız için girmekte tereddüt ediyorsanız, kimse beni görmesin diye gece gizlice girip bu tavsiyemi yerine getirebilirsiniz inşallah… 😊İyi okumalar ve kalın sağlıcakla…09/03/2020

1 Yorum

Mustafa KÜÇÜKTE

Mustafa KÜÇÜKTE

09 Mart 2020
Yüreğinize. kaleminize sağlık başkanım.

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Yazarın Diğer Makaleleri