MÜFİT FURKAN

İslami Şuurdan Uzak “Müslümanlar”!

İslami şuurdan uzak “Müslümanlar”!

 

İslam’ın sancaktarı bir millet olmanın “bedelini” (ülkemizin jeopolitik konumu nedeniyle de) yüzyıllardır ödedik ve görünen o ki ödemeye de devam edeceğiz.

Yakın tarihteki darbeler malum. Belki de fitne anlamında “Asrın Projesi” diyebileceğimiz Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) darbe girişimini Allah’ın (cc) izniyle bertaraf ettik. Tam olarak bitti mi? Hayır. Gizli gizli bir araya gelenler, başta ABD olmak üzere Batı’daki Ülkelerde besleme olarak hayat sürüp köpek gibi ürenler, hayatlarına sessizce devam edip fırsat bulursa yine memleketin altını oyacak olanlar… İhanet kıyamete kadar bitmeyecek. Adı bugün fetö, pkk, … Yarın kim bilir bilmem ne bela?!

Bu günlerde farklı bir atmosfer var. Farklı bir sinsilik havası ve darbe söylentileri var. Hani arada düğmeye basan gizli eller var ya, bu defa birçok düğmeye aynı anda basmışlar gibi.

Kendi penceremden gördüğüm, bazı “zamanlaması manidar” basılı düğmelerden bahsedeyim. Bakalım güzel ülkemde yine hangi kirli oyunlar sahnede?

Başta LGBT olmak üzere, toplumda fuhşu ve zinayı artırıp, nikah yolunu kapamaya çalışan bir güruh hortladı. Bazı siyasiler de sözde “özgürlük” çığırtkanlığı ile destek oluyorlar. Kamuya ait bazı logolarda (özellikle İstanbul’da) LGBT ile özdeşleşen renkler ve tasvirler bilinçaltına işlenmeye devam ediyor.

Fetö başta olmak üzere, emsali ve türevi alfabetik terör örgütleri her zamanki “ekonomi çöktü” algısını en üst seviyede yapmaya başladılar. Uluslararası bir “haber” kanalının aslında zengin bir yaşantısı olan kadını, “geçinemeyen bir temizlikçi” hikayesi ile belgeselleştirmeye çalışması sadece küçük bir örnek.

“Beş benzemezler” diye bilinen beş aykırı “adamın” sözde Kudüs için bir araya gelmesi trajikomik. Bir yandan eli kanlı terör örgütü PKK’yi açık ve aleni destekleyeceksin diğer yandan yine eli kanlı terörist “Devlet” İsrail'e karşı sözüm ona Kudüs’ün yanında yer alacaksın. Düşündürücü ve “tehlikeli”! İktidarı devirme adına teröristlerle birlik olanları tarih asla unutmayacak.

Corona Virüs ile; global ekonomi savaşlarında Çin’e diz çöktürmek istenirken yanında İran’ı da hedefe koymuşlar gibi görünüyor. Oradan HafizanAllah ülkemiz de hedefte. Gerekli tedbirleri tavizsiz almak zorundayız.

Vandalizm şeytanlarının ağaç bahanesi ile yaptıkları darbe girişimini daha dün gibi hatırlıyoruz. Yakıp yıktıkları kamu binaları, araçlar. Verdikleri zarar milyonlarca Türk Lirası. Siyasi, ekonomik ve politik bir darbe girişiminde başroldeki herkes beraat ediyor(?!) Hepsi bir yana Türk Bayrağı yakmakta mı suç değil!

Suriye’deki savaş hepimizin malumu. Giderek çetin bir hal almaya başladı. Savunma giderleri ve çok büyük mülteci dalgaları ile ekonomimize darbe vurmaya çalışılan bir mecrada sınırımızda terör koridoru oluşturma planları da aşikâr. 

Dahilde mevcut hükümeti bölme çabası ile “alternatif” gibi lanse edilen oluşumlar. Millet ittifakının her iki kanadını da kırmak için her iki tarafta öne çıkarılan, parlatılan, suni gündem ile “alternatif”miş algısı oluşturulan kişi ve “yeni partiler” ...

Elhasılı; topyekûn bir saldırılar silsilesi ile karşı karşıyayız. Batı menşeli planlar, terörist yapıların güdümündeki “projeler” ile ana hedef mevcut hükümeti devirmek gibi görünse de asıl büyük plan Türkiye Cumhuriyeti Devletini bölmek, parçalamak, işgal etmek.

Elbette güçlü Türkiye ve Necip Türk Milleti; Allah’ın izni ve inayetiyle bu süreçleri de atlatacaktır. Tam da bu noktada sizlere bütün bu siyasi, politik, ekonomik cereyanlar ile Ülkemize açılmış çok yönlü savaştan daha tehlikeli bir şeyden bahsetmek istiyorum.

Olup bitenden habersiz, şuursuz, fikirsiz, ruhsuz, gamsız bir toplum! Hiçbir siyasi ve politik farkındalığı olmayan, televizyon ve internet ile uyuşturulmuş, günlük yaşamı yeme, içme, oyun ve magazinden ibaret bir toplum. Dava, ideal, şuur, milli siyaset, küresel politika vb. konular hiç gündeminde olmayan İslami şuurdan uzak  “Müslümanlar”...

Müslüman bir toplum olarak “Hayat; iman ve cihattır” esasında bir yaşam sürmemiz gerekirken, ne oldu da esnafından memuruna ekserimiz; daha fazla nasıl kazanırız, yeni ev, yeni araba, lüks eşya derken sabahtan akşama maddiyat peşinde koşar olduk ?!

Bilinçli ve şuurlu, İslami ve Milli duygu ve düşüncelerle yetiştirebildiğimiz gençlerin sayısı maalesef günden güne azalıyor. Apolitik, fikri ve düşüncesi olmayan bir nesil ile karşı karşıyayız. Cahit Zarifoğlu merhumun da dediği gibi; “Ve giderek bütün gençleri saran bir gırgır furyası, bir gevezelik, malayanilik, bir seviyesizlik...”.

İsterseniz sosyal bir deney yapalım. Yazıyı okuduktan sonra en yakınınızdaki gençlere (kızınız, oğlunuz, yeğeniniz...) birkaç soru sorunuz. Örneğin; “Kudüs hakkında ne biliyorsun, gündemdeki gelişmelere yorumun nedir?” veya “Suriye’de savaşanlar kimler, kim kimle ittifak ediyor ve hedeflenen sence nedir?”. Bakalım ne kadar farkındalar veya umurlarında?

Kendimizden başlayarak şuurlu birer Müslüman olma yolunda adımlar atmamız gerekiyor. Aslımıza dönmedikçe, neslimize sahip çıkamayız. İslam’ı hakkıyla anlamalı ve yaşamalıyız ki; Kur’an ve Sünnet ışığında bir gençlik yetişsin. Necip Fazıl merhumun Gençliğe Hitabesinde bahsettiği “Zaman bendedir ve mekân bana emanettir!” şuurunda bir gençlik…

Rabbim Devletimizi ve Milletimizi her türlü fitneden, fesattan, oyundan, savaştan, ihanetten muhafaza eylesin. Rabbim bizlere ve neslimize İslami fikir, zikir, şükür, şuur, istikamet versin Amin. 

23 Şubat 2020 Kayseri

Henüz Yorum yok

İlk yorumu siz yazın.

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Yazarın Diğer Makaleleri