MUSTAFA KÜÇÜKTEPE

Ölür müsün? Öldürür müsün?

ÖLÜR MÜSÜN ÖLDÜRÜR MÜSÜN ?

www.mustafakucuktepe.com

           İnsanın tabii özelliklerindendir kızmak. Kızınca, vücudumuzda fiziksel değişiklikler görülür; rengimiz değişir, elimiz ayağımız titrer, dilimiz damağımıza yapışır, ağzımız kurur vs. Hatta bazen alnımızın damarı şişer. Konuşmalarımız ve ünlemlerimiz de değişir. Ağzı bozuk insanlardan uygunsuz kelimeler de sadır olur.

          Öfkelendiğimizde, kızdığımızda söylediğimiz sözler vardır: La havle çekeriz. Şeytana lanet ederiz vs. Sıkça kullandığımız sözlerden birisi de “ölür müsün öldürür müsün” sözüdür. Bu sözle alakalı olarak şöyle bir hikaye anlatılır. Hakkı bey adında hem zengin hem de hayırsever bir ihtiyar varmış. Konağında çalışanlara çok iyi davranır, hiç birinin kalbini kırmazmış. Bu nedenle de başka bir iş tutmak amacıyla konağından ayrılan uşak­lar, aşçılar, kâhyalar kendisini hiç unutmazlar, aradan yıllar geçse bile ziyaretine gelirlermiş.

            Hakkı Bey’in konağında bir süre çalıştıktan sonra esnaflığa merak salarak bir dükkan açan Sadık adında bir uşağı varmış. Biraz kıt akıllı, çokça saf bir adammış Allah bir bereket vermiş ve kazancı bol bir tüccar olup çıkmış. Bir vakit sonra, Hac yoluna çıkmış. Vazifesini eda edip dönmek üzereyken, eski efendisi hatırına gelmiş: “Şu beyimin üzerimde emeği vardır. Ona da bir he­diye götüreyim” demiş. Çarşı pazar dolaşmış ama Bey’ine uygun bir hediye bulamamış. Bakmış bir tezgâhta has ipekten kefen be­zi satılmaktadır.

“Bizim Hakkı Bey oldukça yaşlı. Şurada daha ne ka­dar yaşar ki!… Akşama sabaha ölür sanırım. Kendisine en uygun hediye olsa olsa bu kefendir” diyerek birkaç arşın kestirip almış.

Evine varıp bir kaç gün eşini dostunu ağırladıktan sonra kalkıp Hakkı Bey’in konağına gitmiş. Kendisini kapıda kâhya karşılamış:

“Ne istiyorsun?”

“Beyefendiyi görmek.”

“Sen kimsin?”

“Ben yıllarca bu konakta çalıştım, adım Sadık.” “Bey, şimdi istirahat ediyor uyuyor. Ne söyleyecek­sen bana söyle. Vereceğin bir şey varsa bana bırakabi­lirsin.”

“Olmaz, kendisini görmem gerek!”

“Ne getirdin bakalım?”

“Hac’dan âlâ ipekli kumaş getirdim, kefenlik için” “Böyle saçma hediye olmaz, git işine!”

“Sana ne oluyor?”

Tartışma, ağız kavgası ile adamakıllı kızışmış. Kâh­ya ile Sadık, bağıra bağıra konuşurlarken Hakkı Bey uyanmış ve kavgacıların yanma gelmiş.

“Ne oluyor? Neden dalaşıp durursunuz?

Kâhya, Sadık’a yiyecek gibi bakarak;

“Beyefendi,” demiş, “Eski uşağınız olan bu adam size Hac’dan hediye olarak kefenlik ipekli kumaş getir­miş. Ölür müsünüz, öldürür müsünüz bilmem?” (https://www.evvelcevap.com/olur-musun-oldurur-musun-deyiminin-anlami-ve-hikayesi/)

 

        Evet, öfke güzel şey değil, ölür müsün öldürür müsün bilmem ama öfkeye hakim olabilmek, kızgınlık anında kendine sahip olabilmek gerek…

Henüz Yorum yok

İlk yorumu siz yazın.

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Yazarın Diğer Makaleleri