MUSTAFA KÜÇÜKTEPE

Sevgi Dolu Yedi Güzel Adam -3- Nuri Pakdil

SEVGİ DOLU YEDİ GÜZEL ADAM III

Nuri PAKDİL

                                                                                                    www.mustafakucuktepe.com

Bir hayal kurarsın; onun üzerine şiir yazarsın, nesir yazarsın, onunla yatıp onunla kalkarsın. Fotoğrafını duvarlara asarsın. Her baktığında ne zaman gerçekleşir diye hayıflandığın hayaller vardır. Bazen o kurduğun hayal gerçekleşir bazen hayal, hayaller dünyasında kalmaya devam eder. ‘Kudüs Şairi’ diye bilinen Nuri PAKDİL, Kudüs aşkı ve hayaliyle yaşamış yıllarca. Duvarına astığı Kudüs fotoğrafına yıllarca bakmış, ona şiirler, yazılar yazmış, bu sevdayı ‘kalbinde bir kurşun’ gibi, “kol saati gibi” taşımış çok değerli bir kalem üstadı.

Güz suları bizim şehrin önünden akar

Kış savunması
Bizim şehir üs öbür şehirlere
Dakka şimdi bir doğu kamerası
Ölümü çeken

*
Geleceği parmakların bir bir gösterdi
Yeşil bir harmani dizlerinde
Çek denizi aradan
And anıtları koy
Eski çağ taşlarının üstüne
Yeni çağ silahları üstüne
*
Eylem öğlesi
Gül kurularını birbirine bağladık
Ekmeğimize bulaşan çağın hakkını
Kitabı açarak
Yonttuk
*
Soluğunda gül kokusu
Okunan ve bitmeyen bir sayfa
Gibi
Beni çeker bir girişime
*
Daha dinç ötede
Gerçekte olduğundan daha parlak
Yeresel
Otuzüç katlı bir yapı gibi
Damarlarımızda dolaşan kan gibi
Hamid çizgisi
*
II
At ipi atladı
Kitap soluyan atlar
Çocuk atı çağırdı
At çocuğu tanıdı
*
Denizi çek annemin başörtüsüyle ey sevgili
At geçer o zaman denizi
*
Bilirsiniz ormanlarla sonsuz bir at gelir
Görmüşsünüzdür çocukların rüyalarında da gelir
Biner ona
Sünnetçi
*
Cezayir’e atlarla gidilirdi
Babam atla bağa gelirdi
Yeni Ali
Paris’i atla dolaşacak
*
İyi binen ata
Bir solukta geçer Hazer’i
Yavaş yavaş ingiliz
Tuzağına düşer at süren yiğitlerin
*
III
Tûr Dağını yaşa
Ki bilesin nerde Kudüs
Ben Kudüs’ü kol saati gibi taşıyorum
*
Ayarlanmadan Kudüs’e
Boşuna vakit geçirirsin
Buz tutar
Gözün görmez olur
*
Gel
Anne ol
Çünkü anne
Bir çocuktan bir Kudüs yapar
*
Adam baba olunca
İçinde bir Kudüs canlanır
*
Yürü kardeşim
Ayaklarına bir Kudüs gücü gelsin
(Ocak 1972)
*
IV
Narin bir üzüm anne yüreği
ağlaması çocuğunçöl tülbent üstünde
sarar onunla anne yüreğini
*
Çocuk harita
anne çocuğun gözleriyle bakar
uyur çocuk
anne bekçi daim
*
Sokaklar dar mı
boğulur anne
bu atlar
geniş alan isterler
*
Çocuk koşar
ardından K da
insanın yüreğinde bir parça Kudüs vardır yani K
anne şimdi eline aldığı yüreğini yerine bırakır
*
Irmak yatağıdır
çocukların cepleri
bilmeyiz bütün ırmaklar sabahları
akşamları çocuk ceplerindedir
*
Erişince kelime beyi
çocuğun etine
pamuk gibi yumuşak olur o dağ
anneler her yerde o dağı ararlar
*
Dener çocuk
öndeki çocuk boynu mitralyözdür
toz kalktı mı ayaklardan
Alttaki çocukla birlikte ikisi de attır
*
Doğudan mı batıdan mı
yürüyen bir çocuk göreceğiz Kudüse
ben çok önce çıktım doğu’dan
anneler her yerde ararlar beni
*
Çocuk akdeniz görmüş
her ülkede bulunan
bir
K’dır
*
Büyüyor elinde bomba
bombanın gerçeği yumuk çocuk eli
ama çocuk
aykırı görülür ölüme
*
Ölüm de yasadır
artar K
annelere sunu günaydın
çocuk önder
(Kasım 1973)
*
V
Mavi ışın dolanır anne gömleğinde
bal arısı deniz suyu
tayfı çocukların
gözetir Kudüsleri
*
Kar yağmaz uçar anne gözlerinden
anne eli ovadır
oynayınca çocuk
daha genişler
*
Kudüse şiir gömlek dikişi annenin
gösterir yönümüzü iğneden çıkan ipliğin konumu
kare ya dikdörtgen
annenin çocuk yanağındaki izi
*
Düşününce anne
Kudüsler yakınlaşır
bir tanrı tanımazın elinde de
Kudüs haritası bakar Kudüs yaklaşımıyla
*
Kelime anne dişleri
kiminde otuz iki kiminde otuz üç kelime
çocuk bu kelimeleri
öğrenerek yaş alır
*
Tapınakla yürek arasında en canlı ilişki
yüreğimiz sıkışınca
anladık
el aksa’dan bir taş düşürülmüştür
*
İnsan
soyaçekim
göğe yansır umudu
baktıkça aynada
*
Ve çocuk gülünce
ışır el aksa
el aksa bilir ki
çocuk koyacak o taşı
*
Ki biraz kirazdır ki biraz silâhtır
çocukların
gözleri
parmakları
*
Getirince baba
Kudüsü özümleyen ekmeği
yeniler anne andını
kirazın ve silâhın üstüne
*
Deniz kabartısıyla
aynı andadır anne andı ve çocuk solunumubilir baba
toprağı süren makinanın hüzünle Kudüsü söylediğini
*
Ağıt yakışmaz
şiire ve çocuk yüzlerine
ki çocuk yüzleridir getirir bizlere
gereğini bağımsızlığın
*
İlerler zaman
Kudüs koşusunda
ancak anlar
çocukların daim önde olduklarını
(Şubat 1974)

Kudüs üzerine çok sayıda eseri bulunan şair ve yazar Nuri PAKDİL, 81 yaşında ilk kez Kudüs'e giderek Mescid-i Aksa'da Cuma namazı kıldı. PAKDİL, Mescid-i Aksa'da Cuma namazı kılmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı arayarak, Kudüs'te bulunmaktan duyduğu sevinci anlattı, kendisine dua ettiğini iletti.( https://www.yenisafak.com/hayat/kudus-sairi-nuri-pakdil-kimdir-3571424)  

Hayalleri 81 yıl sonra gerçekleşti Nuri PAKDİL’in. 81 yaşına kadar ‘kol saati gibi taşıdığı’, ‘kalbinin üstünde bir tül gibi’ gördüğü Kudüs’e giderek Cuma namazını Mescid-i Aksa’da kılmak nasip oldu.

"Yüreğimin yarısı Mekke'dir,
geri kalanı da Medine'dir.
Üstünde bir tül gibi Kudüs vardır" 
Yürüdü ve ayağına Kudüs gücü geldi ihtiyarın,
“Yürü kardeşim
Ayaklarına bir Kudüs gücü gelsin”

İslam dünyasının Kudüs'e karşı tavrını çok "trajik" bulduğunu dile getiren PAKDİL, "Zaten İslam dünyası kendi arasında kavgalı durumdadır ve maalesef Kudüs’e yönelme imkanı şu anda gözükmüyor. İslam dünyasının kurtuluşu ancak ve ancak Türkiye’nin ayağa kalkmasıyla mümkün olacaktır. Ben yeryüzündeki İslami hareketin, Türkiye’den başlayacağına inanıyorum. Bu inancı içimde her zaman capcanlı tutuyorum. Türkiye’deki İslami uyanışa büyük önem veriyorum." demişti.

 ( https://www.aa.com.tr/tr/kultur-sanat/edebiyat-dunyasinin-dervisi-nuri-pakdil/2009497)

Ondan canlı olarak ilk duyduğum: “Ben, antikapitalist, antifaşist, antinazist, antisiyonist, antisosyalist ve antifiravunist bir bilinçle selamlıyorum." cümlesiydi. Kendisini de zaten: “Ben, antikapitalist, antifaşist, antinazist, antisiyonist, antisosyalist ve en önemlisi de Türkiye özelinde olmak üzere antifiravunist bir bilince ve iradeye sahip devrimci bir yazarım." diye tanımlardı. “Benim devrimciliğimin temelini, İslâm dinine olan sarsılmaz bağlılığım oluşturur. İslam dini kıyamete kadar sürecek sürekli devrim anlayışını öngörür.”

İtalyan Türkolog ve ‘Türkiye’ye Aşk Mektuplarım’ın yazarı Prof. Dr. Anna Masala, Nuri PAKDİLiçin “insanlar PAKDİL’i iki bin yılından sonra anlayacaktır” ifadesi dikkat çekicidir.

Yıllarca ‘sabır üssü’ diye nitelendirdiği ‘Edebiyat Dergisi’ni çıkarmış, aynı adla kurduğu yayınevinden kendi kitaplarını ve başka yazarların kitaplarını çıkarmıştır. “ Edebiyat dergisi Nuri PAKDİL’e has bir üslupla Batıya, Batılılaşmaya, sistemin aydınlarına eleştirilerini sıralarken yerlilik düşüncesini, emek, mülkiyet ve Ortadoğu bilincini savundu, meselelere Müslümanca çözüm üretmeye çabaladı. 1972’de kurulan Edebiyat Dergisi Yayınlarından on sekizi Nuri PAKDİL’in olmak üzere kırk beş kitap yayımlandı.” ( http://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/pakdil-nuri)

Kırkın üzerinde eser ortaya koyan Nuri PAKDİL, Necip Fazıl ve Sezai Karakoç gibi mümbit bir yazardır. Eserleri:

Şiir dalında:

Anneler ve Kudüsler

  • Sükût Sûretinde, Şubat 1997
  • Ahid Kulesi, Haziran 1997
  • Osmanlı Simitçiler Kasîdesi, Temmuz 1999.

Deneme Dalında:

Biat II, Ocak 1977

  • Bağlanma, Şubat 1979
  • Bir Yazarın Notları II, Aralık 1980
  • Biat III, Nisan 1981
  • Bir Yazarın Notları III, Mayıs 1981
  • Kasırganın Çatırtıları / Guillevic, Şiir/Çeviri, Mayıs 1981
  • Bir Yazarın Notları IV, Eylül 1982
  • Edebiyat Kulesi, Şubat 1984
  • Derviş Hüneri, Mart 1997
  • Arap Saati, Mayıs 1997
  • Klas Duruş, Ekim 1997
  • Kalem Kalesi, Ekim 1998
  • Bir Yazarın Notları I, Mart 1999
  • Otel Gören Defterler 1: Çarpışan Sesler, Aralık 1999
  • Otel Gören Defterler 2: Yazının Epik Resmi Çekildiği Sırada, Mayıs 2000
  • Otel Gören Defterler 3: Büyük Sorgu, Kasım 2001
  • Otel Gören Defterler 4: Simsiyah, Nisan 2002
  • Otel Gören Defterler 5: Ateş Hattında Harf Müfrezeleri, Ocak 2003
  • Otel Gören Defterler 6: Yazmak Bir Mûcize, Haziran 2005.

Yıllarca otel odalarında kalmış Nuri PAKDİL, "Otel Gören Defterler" başlıklı altı kitaptan oluşan deneme serisi ile münzeviliği, yalnızlığı, kendi iç dünyasındaki hesaplaşmalarını, sorgulamalarını yazıya dökmüş ve bu haliyle edebiyatın dervişi diye nitelendirilmiştir.

Tiyatro Dalında:

  • Put Yapımevleri, Nisan 1980
  • Kalbimin Üstünde Bir Avuç Güneş, Haziran 1982
  • Umut, Haziran 1997
  • Korku, Ağustos 1997

Gezi Dalında

Batı Notları, Mart 1997.

Çeviri Dalında:

  • Harikalar Tablosu / Prevert, Oyun/Çeviri, Temmuz 1974
  • Ay Operası / Prevert, Şiir/Çeviri, Nisan 1975
  • Arap Şiiri (Güldeste) I, Şiir/Çeviri, Haziran 1998
  • Arap Şiiri (Güldeste) II, Şiir/Çeviri, Haziran 1998.

Yazı yazmayı savaşmak gibi gören Nuri PAKDİL, “Benim için yazı yazmak bir bakıma savaşmak demektir. Çünkü yazılarımda, her türlü putçuluğa karşı, her türlü yabancılaştırmaya karşı, her türlü sapmalara karşı vermekte olduğum savaş anlatılmaktadır. Yazılarımda kirli mülkiyet tutkusunun insanı ele geçirmesi anlatılmaktadır. Yazılarım, kapitalizme ve sömürü düzenine karşı bir tepkiyi, bir eleştiriyi ifade etmektedir” ifadelerini kullanmıştı. ( https://www.ilimvemedeniyet.com/nuri-pakdil-kimdir.html)

Nuri PAKDİL, 2019 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri'nde, "edebiyat" dalındaki ödüle, "yerli düşüncenin egemenliği adına ürettiği özgün eserler, Türk Edebiyatı'na kattığı kelime tercihleriyle dolu estetik anlatım dili ve insanı kalbinden tutmayı öneren değerli fikirlerinden dolayı" değer görüldü. Usta yazar aynı zamanda 2013'te "Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülü"ne layık görülürken, 2014'te de "Necip Fazıl Saygı Ödülü" verildi.

Nuri PAKDİL,sanatı bir eylem aracı olarak gördü. Onun için sanatın ve edebiyatın işlevi tüm sömürülere karşı durmak ve direnişi sağlamaktı. Yazılarının biçimsel tasarımı bağlamında harflerin büyüklüğü, karakterlerin değişkenliği içerikle birlikte kurgulandı ve biçim-içerik ilişkisini sınırları zorlayacak nitelikte kullandı. Onun için harfler ve sesler birer canlı organizmaydı. Pakdil, noktalama işaretlerini de üslubunun bir parçası haline getirerek kendine özgü bir biçime dönüştürdü. Örneğin Kur’an yerine Mutlak Öğreti, peygamber yerine Ulu Önder, namaz yerine Beş Vakit Eylem ifadelerini kullandı. Böylece döneminin yeni dilini İslami kavramlarla bütünleştirmeye çalıştı. Nuri Pakdil’in dilinde kelime ve cümle biçimle bütünleşerek hareketlilik kazandı. Eylem merkezinde toplanan düşünceleri bu yolla dile ve edebiyata yansıdı. Pakdil’in şiirlerini genel tavrının özgün bir duruşu olarak görmek mümkündü. Bu şiirler klas duruş ve klas yürüyüşün sözdeki karşılığı olarak yorumlandı. Pakdil oyunlarında çağdaş insanın yaşadığı bunalım ve acıların nedeni ile yeryüzündeki haksızlıkların, sömürünün, işkencenin kaynaklarını araştırdı. İnsanlar arasındaki tüm olumsuzlukların kaynağını insanın Tanrı’dan uzaklaşması olarak gösterdi. Nuri Pakdil kendine has tavrı, dili, duruşu ve mücadelesiyle Türk edebiyatına yeni bir estetik algı ve düşünme biçimi kazandırdı.

(   http://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/pakdil-nuri)

Atasoy Müftüoğlu, Nuri PAKDİL için: “Büyük bir entelektüel direnişçidir. Hep sorgulayan bir bilince sahiptir. Tutarlı bir hayat, düşünce ve edebiyat tarzının, bütünlüklü bir hayat ve edebiyat anlayışının, inandığı değerlerle uyumlu bir hayat pratiğinin sahibidir. Tarihin bilinçli, aşklı, tutkulu, öfkeli, hınçlı sorumlu tanığıdır.

Kimsenin “adamı” olmayan, hiçbir şekilde çıkar peşinde koşmayan, yalnızlığı bir hayat biçimine dönüştüren, aykırı bir kişiliktir. Zor beğeniler ve zor seçimlerin adamı olan ama kalabalıkların adamı olmayan Nuri PAKDİL, yol arkadaşlarıyla yollarını ayırarak, kendi başına var olmayı tercih eder” (Yedi Bilge, Recep GARİP, S.127-128) diyor.

Hiç evlenmemiş olan Nuri PAKDİL, iyi derecede Fransızca ve Arapça bilmekteydi ve gençlere de dil öğrenmelerini salık verirdi. PAKDİL’ in çeviri eserleri de mevcuttur. Kasırganın Çatırtıları’nı Fransız şair Eugéne Guillevic’ten çevirdi. (1982) Günlük (2014) Dostoyevski’nin ikinci eşi Anna Grigoriyevna Dostoyevski’nin Cenevre’de geçen günlerinin bir bölümünü yansıttı. Nuri PAKDİL, on beşin üzerinde müstear isim kullanmıştır: Emin Ziyaioğlu, Emin Nuri Ziyaioğlu, Ebubekir Sonumut, Murtaza Tunçgök, İlyas Tarık, Hamid Sıla, Ali İmran, Yahya Hurşit…

Nuri PAKDİL, üst solunum yolları enfeksiyonu nedeni ile kaldırıldığı Ankara Şehir Hastanesi'nde 18 Ekim 2019'da 85 yaşındayken dünyadaki sayılı günlerini tamamlayarak bizlere veda etti. Usta edebiyatçının cenazesi, Hacı Bayram Veli Camisi'nde kılınan cenaze namazının ardından Taceddin Dergahı'nda defnedildi.

5 Yorum

Bülent Saygın

Bülent Saygın

21 Ekim 2022
Üçüncü ölüm yıldönümü üstadın, Rabbim rahmet ettin, mekanını cennet eylesin

Erhan

Erhan

21 Ekim 2022
Kalemi güçlü, tam bir zamanın/düzenin karşıtı devrimci bir kişilikti.

Yasemin

Yasemin

21 Ekim 2022
Nuri Pakdil, yazınızda da belirttiğiniz gibi gerekten Kudüs aşığıydı. Allah mekanın ali eylesin

Esma Haci Hammu

Esma Haci Hammu

09 Kasım 2022
çoook güzel 👏👏👏

MEHMET SALİH KA

MEHMET SALİH KA

09 Kasım 2022
Başarılar dilerim

Yorum Bırakın

E-Mail adresiniz yayınlanmaz.







Yazarın Diğer Makaleleri